Kitap: Dönme Kadınlar

Koç Üniversitesi Yayınları’nın (KÜY) Tarih ve Kadın Çalışmaları kategorilerinde yayımladığı Dönme Kadınlar raflardaki yerini aldı. Brigham Young Üniversitesi Tarih Bölümü’nde profesör ve bölüm başkanı olan Eric R. Dursteler tarafından kaleme alınan kitap, Deniz Koç tarafından Türkçeye kazandırıldı.

Kadın failliğine dair heyecan verici bir anlatı olan Dönme Kadınlar, erken modern Akdeniz’de kimlik ve dönmelik arasındaki bağlantıyı aydınlatıyor. Zengin bir içeriğe sahip olan bu sürükleyici kitap, sadece dönemi çalışan araştırmacılara değil, geniş bir okuyucu kitlesine hitap ediyor.

Koç Üniversitesi Yayınları’nın (KÜY), Tarih ve Kadın Çalışmaları kategorilerinde yayımladığı Dönme Kadınlar kitabı raflardaki yerini aldı. Brigham Young Üniversitesi Tarih Bölümü’nde profesör ve bölüm başkanı olan Eric R. Dursteler’ın kaleme aldığı kitap, Deniz Koç tarafından Türkçeye kazandırıldı. Kitapta, erken modern dönemde doğdukları yerleri, ailelerini ve dinlerini bırakan Akdenizli kadınların, toplumsal ve siyasi olarak sahip oldukları karmaşık alanı açık eden hikâyeleri anlatılıyor.

 

“Dönme”, en dar anlamıyla erken modern Akdeniz’de Hıristiyanlıktan Müslümanlığa geçenler için kullanılır. Eric R. Dursteler, Dönme Kadınlar’da bu anlamı ustaca değiştirerek kelimeyi, dönemin ve bölgenin toplumsal, dini, siyasi ve toplumsal cinsiyet sınırlarının ötesine geçen herkesi kapsayacak şekilde kullanıyor.

 

Güçlü bir arşiv çalışmasıyla aktarılan bu hikâyeler aracılığıyla Dursteler, hem erken modern dönem Akdeniz’de kadınların belirli deneyimleri ve koşullarına hem de daha geniş kültürel ve toplumsal pratiklerle geleneklere dair önemli öngörülerde bulunuyor.

 

Kitapta, kendisini ezen kocasından kaçmak için İstanbul’a, dönme ağabeyinin yanına gelip Fatma Hatun adını alan Venedikli Beatrice Michel’in hikâyesiyle kadınların din ve yer değiştirerek nasıl şahsi ve ailevi statülerini yükselttiklerini okuyoruz. Hıristiyan Elena Civalelli ve Müslüman Mihale Şatoroviç’in paralel hikâyesinde iki cesur kadının Osmanlı-Venedik sınırını kullanarak kendi hayatlarını tayin edişlerine tanık oluyoruz. Yunan adası Milos’tan kaçan dört Müslüman kadının (Ayşe, Emine, Hatice ve anneleri Maria) Korfu’ya sığınmaları ve İslamdan Hıristiyanlığa dönmeleriyle bir kadının hayatı üzerinde söz sahibi olmasının Osmanlı-Venedik sınırında uluslararası bir fırtına kopardığını görüyoruz.