Baleye Başlarken…

Kökleri çok eskiye dayanmasına rağmen ilk olarak İtalya’da Rönesans döneminde görülen bale sanatı, izleyenlere yaşattığı görsel şölenin yanında, bale sanatçılarına kattığı esneklik, zarafet ve disiplin özellikleri ile de ayrı bir yere sahiptir. Çok küçük yaşlarda başlanması gereken bu sanatı çocuklarının icra etmesi birçok ebeveynin hayalidir. Bembeyaz tütüsüyle dans eden minik kızınızı, veya zarif hareketlerle partnerine eşlik eden oğlunuzu  gözünüzde canlandırmaya başladıysanız Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Ruhsan Cihan’ın uyarılarına mutlaka dikkat edin;

Bale dahil tüm danslarda kas iskelet sistemi problemleri görüldüğünü, ancak ayak problemlerinin daha çok bale yapan kişilerde izlendiğini söyleyen Cihan, şu uyarılarda bulunuyor; “Önemli olan yapılacak olan dans hangisi olursa olsun doğru yaşta başlamak, doğru zeminde çalışmak, dans yaparken doğru ayakkabı seçmek, vücudun ısınmasının yeterli olmasına dikkat etmektir. Dans, vücudu sürekli yük altında bırakan bir sanat dalı olması sebebiyle kas iskelet sisteminde bir takım sıkıntılara yol açabilmektedir. Baleye başlamada en ideal yaş olarak görülen 4-11 yaşlarında baleye başlayanlar, ayakkabı ve zemin seçimine dikkat etmezlerse ergenlik döneminde ciddi kas-iskelet problemleri yaşayabilirler. Özellikle çocukluk çağından itibaren bale yapanlarda, ergenlikte ayaklarda şekil bozuklukları oluşmaya başlar.

Çocukların bale eğitiminde bir takım kas iskelet sistemi ve ayak problemlerinden korunmaları için uygun yaşta başlanması gerekmektedir. Kız veya erkek çocuklar için en ideal başlama yaşı 4-11 olmalıdır. Ama ‘bebek balesi’ adı verilen sınıflarda 3-3.5 yaşında öğrenciler de kabul edilmekte, onlara özel temel eğitimler verilmektedir. Kız çocukları bale yapmaya erkek çocuklarından daha önce başlamalıdır. Çünkü ayak ucu çalışması başlamadan önce bacak ve kaslarının yeterince güçlenmesi gerekmektedir. Ayak ucu çalışmaları ise en erken 12 yaşlarında başlamalıdır. Daha önce başlanırsa geri dönüşü olmayan hasarlar meydana gelir.

Çocuğun gönderileceği bale kursunun özelliklerine bakılması da çok önemlidir. Kursta kimler ders veriyor, baş hocanın ve diğer hocaların bale ka­riyeri nedir, mevcut öğrencilerin düzeyi nedir, ders yapılan salonlar bale için özel yapılmış mıdır, soyunma odaları temiz midir gibi sorular baleye başlarken dikkat edilmesi gereken unsurlardır. Bale yapanlarda boyun ve bel kas zorlanmaları, diz önü ağrıları, menisküs yırtıkları, ayak bilek tendinitleri, aşil tendon tendinitleri, ayak bilek sıkışma sendromları, ayak bilek dış yan bağ zedelenmeleri, ayak bile burkulmaları, halluks valgus, halluks rijidus, plantar fasciitis sık görülmektedir. Bu problemler küçük yaşta baleye başlayan kişilerde, ergenlik döneminde karşımıza daha çok çıkmaktadır.

Dans sırasında kalçalarını rahatlıkla dışa döndürebilenler şanslıdır. Ancak döndüremeyen kişilerde bu baskıyı iskelet sisteminin diğer bölgeleri kompanse etmeye  çalışacağından bel ağrıları, düşük ayak kavsi, diz önü ağrıları ve tendon hastalıkları daha kolay oluşabilmektedir. Bale yapan dansçılar arasında diz eklem ve ayak bilek problemleri, ilk sıralarda yer almaktadır. Bu yaralanmalara etki eden pek çok faktör olmakla birlikte, en önemlisi uygulanan yüklenmelerdir. Yüklenme, dansçıların provalar ve temsiller sırasında ‘şok emici’ özellikleri olmayan ayakkabı kullanmaları sonucunda reaksiyon kuvvetlerinin bacaklar  tarafından absorbe edilmesidir.

Bale yapanların en sık yaşadığı sorunlardan biri olan ayak bilek burkulmalarında ise istirahat, soğuk uygulama, kompresyon (basınç uygulama) ve elevasyon (ödemi önlemek amacıyla lokal bölgeyi kalp seviyesinden yukarıda tutmak) işlemleri önemlidir. Egzersizle artan ve istirahatle geçen ağrılarda, devamlı olan ağrılarda, tedaviye rağmen devam eden ağrılarda mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır.

Bale yapanlarda ayakkabı seçimi ve dans edilen zeminin özelliği önemlidir, ayakkabılar şok emici olmalıdır. Zemin ise ne çok sert ne de çok yumuşak olmalıdır. Dans çalışma alanı zemini, dansçıya hareketlerini yapma konusunda kolaylık sağlamalıdır. Örneğin zemin, kayıp düşülecek kadar kaygan olmamalı ve hareketlerin akışını normal bir standartta sağlayacak yapıda olmalıdır. Tahta parke veya PVC kaplamalı bir zemin idealdir.