Eyvah Kardeşim Olacak!

Doğal bir duygudur kıskançlık. Hepimizin zaman zaman yaşadığı bu duygu, temelinde paylaşamama ya da kişinin kendisinde olmadığını hissettiği bir durumda o şeye karşı imrenme duygusundan kaynaklanmaktadır. Kıskançlık duygusuyla ilk tanıştığımız anı, yeni bir kardeşimizin olacağını öğrendiğimizde yaşadığımızı söyleyebiliriz. Aile içinde bizimle el bebek gül bebek ilgilenilirken, birden hayatımızın tam ortasına sevimli, en az bizim kadar sevilecek bir bebeğin girivermesi, kardeşi olan herkes için ortak bir duygu karmaşasıdır.

Ebeveynler, üç kişilik çekirdek ailelerini genişletmeye karar verdiklerinde ortak bir kaygı sürecine girerler: “Minik yavrumuz kardeşi olduğunda acaba nasıl bir tepki verecek?”. Hiç kuşkusuz bu süreç minimumda da yaşansa sancılı bir dönemdir. Bebeğin doğumuyla birlikte yeni düzene adapte olmaya çalışan bir tek ebeveyler değil, hayatlarının tamamen değiştiğinin farkında olan çocuklardır da aynı zamanda. Kimi çocuğun kardeş kıskançlığını en üst seviyede yaşayabileceği gibi, kimileri de bu durumu başarıyla tolere edebilirler. İşte bu noktada orkestranın şefi bilinçli anne ve babalar olmalıdır.

Yeni bir bebeğin geleceğinin çocukla paylaşılması süreci de çok önemlidir. Bunun için ne çok geç kalınmalı, ne de çok aceleci davranılmalıdır. Annenin karnı her geçen gün büyüdüğünden, ideal olarak bebeğin anne karnındaki gelişiminin normal olduğu ve doğuma (olağan dışı bir durum olmadığı sürece) herhangi bir engel olmadığının kesinleştiği dönemden itibaren, çok da geç kalınmadan bu müjdeli haberi çocuğunuzla paylaşabilirsiniz.

Aileye katılacak bebeğin haberini anne ve baba birlikte, doğal sohbet ortamında açıklamalıdır. Bu sırada karşılaşılacak şu gibi kritik sorulara da hazırlıklı olmak gerekir: “Anne, baba kardeş nasıl olur?”, “Kardeşim nereden gelecek?”, “Ben dünyaya nasıl geldim?”, “Neden o kadar geç geliyor?”, “Ben ne olacağım?” vb… Tüm bu sorulara verilecek yalın cevaplarla çocuğun merakını gidermek ve onu rahatlatmak gerekir. Eğer soruları geçiştirirseniz bu çocukta daha çok merak ve huzursuzluk yaratarak, çocuğun kendisini değersiz hissetmesine sebebiyet verebilir.

Bebeğin geleceği paylaşıldıktan sonra çocuğunuzla bebeğin eşyalarını birlikte seçmeye başlayabilirsiniz. Bebeğinizle ilgili olan konularda çocuğunuzun fikrini almak, özgüvenini pekiştirecek ve aslında yeni gelecek kardeşini daha fazla benimsemesini sağlayacaktır. Bebeğin ismini seçme konusu ise biraz daha özel bir durumdur. Bu konuda da çocuğunuzun fikrini alabilirsiniz. Ancak kararı doğrudan ona bırakmak çok da doğru olmayacaktır.

Vee büyük gün geldiğinde çocuğunuz da hastanede sizinle birlikte olmalıdır. Bebek odaya ilk geldiğinde onu birlikte karşılamanız, büyük çocuğunuzun aile kavramını daha derinden hissetmesi için önemlidir. Yeni gelen kardeşin “gelirken getirdiği” ilk hediye, çocuğunuzun kendisini özel hissetmesini sağlayacaktır. Aslında ebeveynler için zorlu süreç bu aşamadan sonra başlar. Çünkü kimi çocukta doğuma kadar ılımlı ilerleyen süreç, doğumdan sonra geriye dönüş yapabilir. Alt ıslatma, biberonla birşeyler içme isteği, bebek dilinde konuşma, kendi kendine yemek yiyebilirken yemeğini yetişkinin yedirmesini isteme vb. olağandışı davranışlarla karşılaşmanız söz konusu olabilir. İşte bu noktada sabırlı ve kararlı tutumunuzla olumsuz durumu pekiştirmeden normale dönüş sağlayabilirsiniz.

Annenin büyük çocuğuyla geçireceği zaman dilimi azalsa da, eskiden birlikte yapmaktan zevk alınan aktiviteleri yapmaya özen göstermelidir. Birebir geçireceğiniz zamana gösterdiğiniz önem  çocuğunuzun annesini kardeşiyle “sadece” paylaştığı fikrine ısınmasını sağlar. Bunun yanı sıra bebeğin altını çocuğunuzla birlikte değiştirme, bebeği giydirirken çocuğunuzdan yardım isteme vb. davranışlarla çocuğunuzun kardeşiyle ilgili konularda sorumluluk almasını sağlayabilirsiniz. Babanın sorumluluğu da bu noktada biraz daha artar. Anneye vereceği destek hem anne, hem de çocuk açısından çok önemlidir. Çocukla birlikte planlanan aktivitelerle kaliteli zaman geçirirler. Eşinden göreceği destekle anne de kendisini bu süreçte yalnız hissetmeyecektir.

Toparlamak gerekirse; sabırlı ve kararlı tutum ve davranışlarla bilinçli yol alındığında, aslında korkutucu gibi görünen bu dönem minimum olumsuzlukla atlatılabilir. Bu noktada ebeveylerin kendi aralarında kuracakları sağlıklı bir iletişimin önemi asla unutulmamalıdır.

 


Warning: A non-numeric value encountered in /home3/wab66g0abgcu/public_html/wp-content/themes/Newspaper/includes/wp_booster/td_block.php on line 352