Gebe Kalmadan Önce…

Merhaba sevgili Bigoody okurları… Bu haftaki konumuz gebelik öncesi alınacak önlemler. Koruyucu hekimliğin bir parçası olan gebelik öncesi değerlendirme, doğacak bebeğe daha sağlıklı bir başlangıç temin etme imkanı sağladığı gibi dünyaya gelmiş bebeklere de daha sağlıklı ebeveynler ve fiziksel çevre sağlar. Gebelik öncesi değerlendirme yalnızca fiziksel sağlık konularıyla ilgilenmez, psikolojik sağlık ve çevre sağlığıyla da ilgilenir.

Gebelik öncesi bakımın amacı kadının sağlığını optimum hale getirerek ve onu gebelik öncesinde bilgilendirerek  olumsuz sağlık koşullarının anne, fetüs ve yenidoğan için oluşturacağı riski en aza indirmektir.

Gebeliklerin büyük kısmı anne ve bebek açısından iyi sonlanmasına rağmen, bazı gebelikler anne, fetüs ve yenidoğan için olumsuz bir şekilde sonuçlanabilir. Her ne kadar bu olumsuz sonuçların bir kısmının önlenmesi mümkün olmasa da, bir kısmı için gebelik öncesinde annenin sağlık koşullarının düzeltilmesi, gebelik öncesi bakım ile risk azaltılması ya da ortadan kaldırılması söz konusu olabilir. Örneğin, gebelikten en az 1 ay önce folik asit takviyesinin başlatılması omuriliği koruyan omurgada oluşacak bir takım bozuklukların sıklığını azaltabilir. Benzer şekilde, diyabetli bir kadında gebelik öncesi ve gebelik boyunca yeterli kan şekeri kontrolünün sağlanması annede ve bebekte oluşabilecek sakatlıkları, anne karnında bebek ölümlerini, kendiliğinden düşükleri azaltmaktadır. Önceki gebeliklerinde gebelik tansiyonu, bebekte büyüme geriliği, anne karnında bebek ölümü, erken doğum, doğumsal sakatlık, tekrarlayan düşük gibi kötü öyküleri olan kadınlar mutlaka gebelik öncesi danışmanlık almalıdır.

Gebelik öncesi beslenme

Gebelik planlayan kadınların beslenme alışkanlıkları ve kiloları vücut kitle indeksine göre değerlendirilmelidir. Anormal kilodaki ve beslenme alışkanlıkları doğru olmayan kadınlar bir diyetisyenden yardım almalıdır. Obez kadınların gebeliklerinde gebeliğe bağlı diyabet, hipertansiyon daha sık görülmekte, bebeğin takibi ve değerlendirilmesinde zorluklarla karşılaşılmaktadır. Çok zayıf ve yetersiz beslenen kadınların gebeliklerinde ise fetüste büyüme gelişme geriliği, düşük doğum ağırlığı, kansızlık ve buna bağlı sorunlar daha sık görülmektedir. Gebelik planlayan bir kadın gebelikte normalde tükettiği kaloriden en az 350 kilokalori/günde daha fazla tüketmesi gerektiğini bilmelidir. Diyetin protein içeriği, sebze-meyve ve lif içeriği artırılmalıdır. Çiğ et, çiğ yumurta, çiğ balık, pastörize olmamış süt ve peynir tüketiminden listeria denilen bir mikrobun bulaşmasına neden olacağından uzak durulmalıdır. Özellikle evcil hayvanlardan toksoplazma denilen bir parazit bulaşabileceği bilinmeli, bu konuda dikkatli olunmalıdır. Kısaca gebelik planlayan tüm kadınlar sağlıklı ve dengeli beslenmelidir.

Çevre

Gebeliğin ilk 17. ve 56. günleri arası dönem, gelişmekte olan fetüsün çevresel zararlı etkenlere en fazla duyarlı olduğu dönemdir. Bu dönem pek çok kadının henüz gebeliğini bile fark etmediği, fetüsü gelişimsel bozukluklarla karşı karşıya koyabilen pek çok zararlı çevresel etkene maruz bırakabildiği bir dönemdir.

Gelişmekte olan fetüsü olumsuz etkilediği bilinen çevresel toksinler; çözücüler (böcek ilaçları, boya incelticiler vs.) ve ağrı metaller (kurşun, cıva, kadmiyum vb.) içermektedir. İçme suları bu zararlı maddeler açısından test edilmiş olmalıdır. Çalıştıkları ortamda ağır metal bulunan eşler kıyafetlerini evin dışında bırakmalı ve eve geldiklerinde duş almalıdır. Gebelik planlayan kadınlar aşırı sıcak ve iyonizan radyasyon gibi her çeşit çevresel toksinden kaçınmalıdır. Radyo dalgaları, ultrason ve mikrodalga noniyonizandır ve güvenlidir.

Folik asit

Araştırmalardan elde edilen güçlü kanıtlar tüm çocuk doğurma yaşındaki kadınların tek başına veya bir multivitamin içinde günde en az 0,4 mg folik asit kullanmasının önemini desteklemektedir. Bu minimum miktarın tüketilmesi omuriliği koruyan omurgada açıklık olmasını ve düşük sıklığını anlamlı bir şekilde azaltır. Ayrıca bunun kadın sağlığına genel anlamda faydaları olduğunu gösteren kanıtlar da mevcuttur; yeterli miktarda folik asit tüketimi olan kadınlarda meme kanseri gibi bazı kanserler ve kalp hastalığı daha az sıklıkla görülmektedir. Günümüzde folik asitle zenginleştirilmiş tahıl ürünleri ve koyu yeşil yapraklı sebzeler (brokoli, ıspanak, bezelye, Brüksel lahanası) gibi folik asitten zengin bir diyet eşliğinde günlük 0,4 mg folik asit takviyesinin alınması en geçerli öneridir. Fakat alınan folik asit takviyesinin günde 1 mg’ı geçmemesine dikkat edilmelidir. Folik asit takviyesinin özellikle gebelikten önceki 1 ayda ve gebeliğin ilk 2-3 ayında alınması çok önemlidir, bu dönem omurga açıklıklarının gelişmesini önlemek için kritik dönemdir. Ayrıca, epilepsi (sara hastalığı) yada diyabet teşhisi olan kadınlar ile önceden omurga açıklığı olan bebek doğuran, sigara içen, sık aspirin yada antasit (mide ilacı) kullanan kadınlar daha yüksek dozda (4-5 mg/gün) folik aside gereksinim duyabilirler. 1 mg’ın üzerinde folik asit takviyesi alacak olan kadınlar önceden tanı konulmamış bir vitamin B12 eksikliği olmadığından emin olmalıdır.

Yapılan çalışmalar pek çok ülkede kadınların %50’sinden azının gebelik öncesi folik asit takviyesi aldığını göstermektedir. Kadınların çoğu gebe olduklarını öğrendiklerinde omurga açıklığı için önemli olan kritik dönem çoktan geçmiş olmaktadır. Bu nedenle üreme çağındaki tüm kadınlar her an bir gebelik söz konusu olabileceğini göz önüne alarak 0,4 mg/gün folik asit takviyesi sürekli almalıdır.

Alkol, sigara ve diğer maddelerin kullanımı

Sigaranın fetüse olan zararlar; plasenta damarlarındaki daralmaya bağlı besin ve oksijenin fetüse gidişinin kısıtlanması ve karbonmonoksit düzeyindeki yükselme sonucu oluşmaktadır. Bu olumsuz etkiler birlikte bebeğin büyümesinin bozulmasına ve düşük doğum ağrılığına yol açar. Düşük doğum ağırlığı ise; yenidoğanda oksijensiz kalma, kan şekerinin düşmesi, vücut sıcaklığının düşmesi gibi problemlere yol açar. Tüm bu problemler zamanında tespit edilmediği takdirde beyin fonsiyonlarında bozulmaya hatta ölüme dahi yol açabilir.

Gebelikte alkol tüketiminin bilinen güvenli bir miktarı yoktur. Alkol tüketimi gebelikte ve emzirme döneminde asla güvenilir değildir.

Kokain, eroin, esrar ve diğer yasadışı ilaçların her biri fetüsü doğumdan önce ve sonra olumsuz yönde etkilemektedir. Bu ilaçlar damar yoluyla kullanıldığında fetüs ilacın zararına ek olarak hepatit B ve HIV enfeksiyonu gibi risklerle de karşı karşıya kalmaktadır. İlaç bağımlısı annelerde kötü beslenme ve bozulmuş bağışıklık ile ilgili problemler de fetüsü olumsuz yönde etkileyebilir.

Tıbbi bakım ve ilaçlar

Annedeki hipertansiyon, damar tıkanıklığı, diyabet, depresyon ve diğer sinirsel hastalıklar, nöbet bozukluğu gibi durumların her biri fetüsü risk altına sokar. Bu durum hem hastalıkların direkt sonucu hem de bu rahatsızlıkların tedavisinde kullanılan ilaçların bebekte sakatlık yapıcı etkilerine bağlı olarak meydana gelebilir. Araştırmalar, bu koşulların fetüs için en az risk teşkil edecek şekilde diyetsel değişiklikler ve ilaçlarla optimum kontrol altına alınmasının fetüs için faydalı olacağını güvenilir bir şekilde göstermektedir.

Diyabetli bir gebede, gebelik sonucunun iyi olması için anahtar nokta gebelik öncesi bakımdır. Günümüzde diyabetik gebelikler hala yüksek riskli gebelikler olarak kabul edilmektedir. Diyabetik anne bebeklerinde doğumsal sakatlık görülme riski daha yüksektir. Toplum çalışmaları bu riskin diyabetik olmayan anne bebeklerine göre 4 kat daha fazla olduğunu göstermektedir. Organ oluşumu gebeliğin ilk 10 haftası içinde tamamlanır, bu nedenle doğumsal sakatlıklarla sonuçlanacak herhangi bir anormal organ gelişimi bu dönemde meydana gelmiş olmalıdır. Doğumsal sakatlıkları önlemeye yönelik  girişimler bu aşamadan önce yapılmalıdır. Kan şekeri kontrolü gebelikten önce sağlanmalıdır. Kan şekeri kontrolünün amacı hemoglabin A1c’yi normal sınırlarda tutabilmektir (<%6). Hastalar ayrıca doğumsal sakatlıkların riski, gebelikte oluşabilecek durumlar ve yönetimiyle ilgili protokoller konusunda danışmanlık almalıdır.

Epilepsisi olan gebelerde de annede ve fetüste riskler artmıştır. Gebelik öncesi planlama ile risk bir miktar azaltılabilir. Epilepsi tedavisinde tekli ve mümkün olan en düşük dozda ilaç kullanıldığında, ayrıca gebelik öncesi dönemden başlayarak folik asit kullanıldığında bebekte sakatlık riskinin daha düşük olacağını gösteren pek çok çalışma vardır. Gebe kadınların normalde 0.4-1 mg/gün folik asit ihtiyacı vardır. Fakat epilepsi tedavisi gören gebelerin folik asit ihtiyacı daha yüksektir; bu gebeler 4-5 mg/gün dozunda folik asit takviyesi almalıdır.

Pıhtılaşma bozukluğuna bağlı tekrarlayan kayıpları olan kadınlara gebelik öncesi dönemde düşük doz aspirin başlanmasının ve gebelikten hemen sonra pıhtılaşmayı önleyen ilaç kullanılmasının başarılı gebelik şansını artırdığını savunan pek çok çalışma mevcuttur.

Kansızlık, guatr ve idrar yolu enfeksiyonu gibi rahatsızlıkları ve herhangi bir kronik hastalığı olan hastaların gebelik öncesi tespit ve tedavisi de gebelik sonucu açısından önemlidir.

Diş ve dişetleri ile ilgili herhangi bir problemin tedavisinin gebelikten önce yapılması fetüsü ilaç ve radyasyon maruziyetinden korumuş olur. Ayrıca dişeti hastalıklarının erken doğum riskini artırdığı da öne sürülmektedir. Bunun gebelik öncesi tedavisi, gebelik sonuçlarının olumlu etkilemektedir.

Enfeksiyonlar ve aşılama

Rubella, varicella ve hepatit B virüslerinin fetüsü risk altına soktuğu bilinmektedir. Aşısı olmayan hastaların gebelik öncesi dönemde tespit edilip aşılanması uygun bir yaklaşımdır.

Ev kedileri konusunda da dikkatli olunmalıdır. Ev kedileri toksoplazma enfeksiyonu bulaştırabilir. Aşısı olmayan bu hastalığa yakalanma riski kedi pisliği ile temastan kaçınmak, bahçe işleriyle uğraşırken eldiven giymek ve çiğ veya az pişmiş et yemekten kaçınmakla önlenebilir.

Kreşte çalışmak ya da evde küçük çocuk olması parvovirüs B19 (beşinci hastalık etkeni) veya CMV bulaşma riski oluşturabilir. Her iki virüs de fetüse zarar verebilir ve aşı ile önlenmeleri mümkün değildir. Sık el yıkama, hasta çocukların bezlerinin değiştirilmesi veya salgılarıyla temas sırasında eldiven kullanılması bulaşma riskini azaltabilir.

 

Sağlıcakla kalın,

 

Op Dr Selma Nihan Karakaya Çoban

Kadın Hastalıkları ve Doğum uzmanı

Koşuyolu Sağlık Muayenehaneleri

Tel: 0533 4636969