Mavisel Yener; Düşlerin Sağlığından O Sorumlu!

Mavisel Yener… Bu başarılı kadını hala tanımayanlarınız var mı? Günümüz çocuk edebiyatı denildiğinde akla gelen özel isimlerden biri olan Yener’in şiirden öyküye, tiyatro oyunundan masal ve romana pek çok türde sayıları yüzü aşkın eseri var. Yener’le dünü, bugünü ve son dönem sanatsever anne babaların gözdelerinden olan “Sanata İlk Adım” serisini konuştuk. Haydi, gelin onu ve çalışmalarını biraz daha yakından tanıyalım…

Özgeçmişinizi kısaca okurlarımızla paylaşabilir miyiz?

1984’te Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesinden mezun oldum. Şiir, öykü, masal, tiyatro oyunu, roman türlerinde pek çok eser verdim. 2007’den bu yana çocuk kitapları hakkında tanıtım ve eleştiri yazıları yazmaya devam ediyorum. Öykü, masal ve şiirlerim ilköğretim ders kitaplarında yer alıyor, yabancı dillere çevriliyor. Çocuk yazını alanında atölye eğitmenliği de yapıyorum. Ayrıntılı bilgi için www.maviselyener.com sitesini ziyaret edebilir okurlarımız.

Diş hekimliğinden çocuk kitabı yazarlığına uzanan süreç çok merak uyandırıcı. Diş Hekimliği de yaptınız mı?

Evet diş hekimliği ve yazarlığı birlikte sürdürdüm. Aslında iki mesleği birbirine çok benzetiyorum. Biri dişlerin sağlığından sorumlu, diğeri düşlerin sağlığından sorumlu.

Yazıya ilginiz ne zaman başladı? Eğitim yaşamınızda neden edebiyat alanına yönelmediniz?

İlkokul çağlarımdayken önce okumaya sonra da okuduğum kitaplar gibi kitaplar yazmaya heveslendim. Kitapların büyülü, eşsiz dünyası beni çok etkiledi. Diş Hekimi olmayı beş yaşındayken kafama koymuştum. Ne yazmaktan ne hekimlikten vazgeçebildim, ikisini de yapmak en güzeliydi benim için.

İlk kitabınızı ne zaman yazdınız? Kaç kitap oldu?

İlk kitabım yaklaşık yirmi beş yıl önce yayımlandı. Bugünkü kitap sayım 104’e ulaştı. Fakat yeni çalışmalarım da gelecek. Aslında sayıların hiç önemi yok, önemli olan iyi edebiyat ile çocuklara ulaşabilmek.

Pek çok karaktere hayat verdiniz. En sevdikleriniz?

Bir anneye “hangi çocuğunu daha çok seviyorsun?” diye sorunca nasıl ki birini diğerinden ayıramazsa, karakterlerim de benim çocuklarım gibi. Hayat verdiğim her karakterin bende ayrı bir değeri var.

Yazarken nelerden besleniyorsunuz?

Ben de her yazar gibi çevremden, kişisel deneyimlerimden, araştırmalarımdan, başka metinlerden, hayal gücümden, dilden, tarihten, gelecekten, geçmişten, sanattan, gezilerden, ailemden, doğadan yani yaşamdan beslenirim.

Farklı yaş gruplarına yönelik yazıyorsunuz. Nasıl işliyor bu süreç?

İşlemeyi düşündüğüm konu, anlatımım, yapacağım kurgu yaş gruplarını belirliyor. Çocuğun dilsel, bilişsel, kişisel, toplumsal gelişim özelliklerini göz önüne alarak yazıp, okurun ilgiyle okuyabileceği metinler oluştururum. Örneğin okul öncesinde bol resimli, az yazılı, uzun cümleler olmayan, dil oyunlarıyla dolu eğlenceli metinler yazmayı yeğlerim. Okurun özdeşim kurabileceği kahramanlar yaratırım. Her yaşın gereksinimi farklıdır, çocuklar için yazan biri bunları bilmekle yükümlüdür.

hep kitap’la buluşmanız ve Sanata İlk Adım Dizisi projesi nasıl doğdu? Projenin amaç ve hedefleri neler? Devamı olacak mı?

Çocuklara okuma keyfi ve sevgisi vermek isteyenlerin, bir takım oluşturmasından doğdu bu seri. Bu takımda yayıncı, yazar, ressam vardı. Aslında çocukları da bu takımda sayabiliriz, onlarla tamamlanıyor her şey. Çocukların sevebileceği kitaplar aracılığı ile sanatın, yaratıcı düşünmenin büyüsünü onlara fark ettirme fikri bir süredir aklımdaydı. hep kitap yayın yönetmeni Deniz Yüce Başarır ile editör Ebru Akkaş Kuseyri’den gelen teklif, bu fikrimi geliştirmem için olanak sağladı. Yayınevinin projeye inanması, içselleştirmesi, bu kitabın ruhuna en uygun çizimleri yapabilecek kişiyi arama sürecini başlattı, bu aşamada yayınevinin ekip çalışması harikaydı. Kitabın resimlerini yapan sevgili Esra Uygun’un çizgileri metinlerimle olağanüstü bir uyum sağladı. Çocuklar kitapları çok sevdi. Projenin ilk amacı da severek, sevinçle okumalarıydı zaten. Dizinin devamı da geliyor; anlayacağınız, bizim takım yine çok heyecanlı!

Sizin sanatla aranız nasıl?

Yazma sanatı ve sanatın diğer dalları düşünceyi besler, geliştirir, bunların kuşaktan kuşağa iletilmesinde görev yapar. Böylece yepyeni düşünceler ortaya çıkar. Sanatın bu etkin gücünü düşününce, bir yazarın mutlaka sanatın başka dallarından da kılavuzluk alması gerekliliği ortaya çıkar. Sanata İlk Adım dizisinde çocuklara söz ettiğim bütün sanat dallarının iyi bir izleyicisi olmaya çaba gösteriyorum. Yanı sıra, çocukluğumdan bu yana piyano çalıyorum.

Sizinle bu röportajı yaparken çok güzel bir haber aldık. Sanata İlk Adım Dizisi kitapları ile KYÖD 2017 Çocuk Edebiyatı Ödülü’nün sahibi oldunuz, kutlarız. Aday olduğunuz çok önemli bir ödül daha var, bunlardan söz edebilir miyiz?

Sanata İlk Adım Dizisi ile aldığım ödül beni çok mutlu etti, bu ödül hep kitap’ın Türkiye’de aldığı ilk çocuk edebiyatı ödülü de oldu. Ödül sonrası ilk söyleşiyi sizinle yapıyoruz. ODTÜ danışmanlığında yapılan bu yarışmada üç çocuk kitabımı bu ödülle onurlandıran herkese teşekkür ederim. Aday olduğum diğer ödül, çocuk edebiyatının Nobel’i olarak adlandırılan H.C. Andersen Çocuk Edebiyatı ödülü. 2018 Türkiye adayı olarak ben gösterildim. Övünçle söyleyebilirim ki son yıllarda ülkemizde çocuk edebiyatı alanında yüzümüzü güldürecek yapıtlar ortaya koyan yazarlar, ressamlar, yayınevleri çoğaldı, onların varlığı uluslararası alanda da fark edilmeye başlandı. Ben de ülkemi en iyi biçimde temsil edecek bir dosya ile uluslararası Andersen seçici kurulunun önündeyim.

Bizim oldukça detaycı, algısı yüksek bir anne profilimiz var. Bir çocuk edebiyatçısı ve anne olarak onlara vermek istediğiniz bir mesaj var mı?

İki kız annesiyim. Duyarlı anne ve babaların çocuklara kitap okuma kültürü kazandırma konusunda yüklendiği sorumluluğu biliyorum. Çocukluk evresi, bireyin okuma yolculuğunu içselleştirebileceği en önemli evre. Okuyan çocuk, başka becerilerini de geliştirebilir, önyargısız bakışı, duygu yönetimini, sanatsal incelikleri yaşamına katmaya başlar. Sevgili anneler, babalar, her kitap iyi değildir! Çocuklarınızı iyi kitaplarla buluşturmak için kitap seçimlerini çocuklarınızla birlikte yapın. Onlara kendi kitaplarını seçme özgürlüğünü hissettirirken yaş gruplarını, ilgi alanlarını, gelişim seviyelerini dikkate alarak onları yönlendirin. Dayatmacı değil yönlendirici olun. Hepinize bol kitaplı günler dilerim.