Z Kuşağı Mı, O Da Ne?

 

Geçen gün caddede yürüyoruz; 2 bebek arabası geçiyor yanımızdan, içlerinde de mini i-pad’ler mini mini ellerinde bebeklerin, hatta düşmesin diye de sıkı sıkı arabanın ön kısmına tutturulmuş, pür dikkat ekranı izliyorlar. Havayı güzel bulup kendini caddeye atan anneler, aynı havayı bilmeden çocuklarına yaşatmadıklarının farkında mı acaba? Peki ya o minikler, onlar etrafı çevreyi görmek keşfetmek yerine önlerindeki ekranı gerçek dünya olarak algılamıyorlar mı?

Gelişen teknoloji, hayatımıza birçok açıdan kolaylık sağlarken diğer yandan da çocuk yetiştirirken dahi o teknolojiyi adeta bir imdat kolu gibi kullanmaya bizi sevk etmiyor mu? Ya da yeni adıyla bize “sanal dadılık” yapmıyor mu? Yeni nesil Yen’i adıyla hepimizin bildiği bir Z kuşağı da böyle çıkıyor ortaya sanırım.

Z kuşağı ya da  diğer adıyla milenyum kuşağı 2000 ve sonrasında doğanlar, Z kuşağı diye biliniyor.

Peki ne farkları var, daha bu yaşta teknolojiyle tanışan çocukların bizden diyebilirsiniz… Örneğin, kağıt kalem kullanmaya başlamadan ipad kullanıyorlar. Bu imkana sahip olmayanlarsa yaşlarına uygun internet sitelerinde sanal boyama yapıyorlar. Çizgi filmler artık TV kanalıyla sınırlı değil, nasıl olsa artık YouTube ‘da istedikleri çizgi filmin istedikleri bölümünü izleyebiliyorlar. Ne giyimleri çocuk gibi, ne  de konuşmaları. Fiziksel aktiviteleri çocuk parkında oynamaktan çok Play Station ya da Wii tarzı konsollarla oluyor.

Bizler de değişime ayak uydurduk, gazete yerine internetten okuyoruz dolayısıyla bu çocuklar dünyada olup bitenlerden de izole yetişiyorlar.

Ödevleri yaparken videolarını çekerek USB stick’e kaydediyorlar. İnternete bir araç olarak değil, duygusal olarak bağlılar. Yokluğunda çoğu kendini nasıl oyalayacağını bilemiyor ve çaresiz hissediyor ve hatta güvende hissedemiyor. Arkadaşlarından kopmuş hissedebiliyor. Normal kitaplar kendilerine sıkıcı geliyor. Çünkü sadece yazı ve resim var. Bu nesil renkli yazı ve hareketli resim, ses hepsini aynı anda algılayıp ona göre tepkide bulunmaya alışıyor. Yazı yazmaya kalem kullanarak değil klavye kullanarak başlıyorlar. Anneleriyle park-bahçeden çok AVM’ lerde geziyorlar.

Ebeveynleri Y kuşağı mensubu, eğitim düzeyi-bilgi düzeyi yüksek, bilgisayarın eve ilk girdiği zamanları hatırlayan nesil. Z kuşağı, aynı zamanda sevgi ve ilgi yönünden de çok şanslı. Anne ve babası tarafından kucaklanan bir çocuk. Y kuşağının yarısı halen baba tarafından kucaklanmış ya da öpülmüş değil.

Bu nesil teknolojik olarak bizden çok daha ileride ve ona çok daha bağlı.

Birbirleriyle yüz yüze diyalog kurmak yerine online diyalog kuruyorlar, kişiliklerini “paylaşım”larıyla dışavuruyorlar.

Z kuşağı zehir gibi ama ebeveynler bu hıza yetişmekte zorlanıyor. Hal böyle olunca, anneler de dostluk ve sosyal ilişkilerini bu kuşaktan birbiriyle çatışması muhtemel ancak en az çatışan çocukların ebeveynlerinden seçiyorlar. Ya da en ideal haliyle, çocukları kendi haline bırakıp problem çözebilme becerisi kazandırmayı hedefliyorlar, tıpkı bizim kuşağın anneleri gibi…