Modern Şehir Kadınının Dekorasyonla İmtihanı…

 

Ergenlikte kendi odası olsun isteyen genç kızlar büyüyüp kendi ayakları üstünde durmaya başladıklarında artık yeni bir dertleri vardır. O odaya sığamazlar artık, pembe panjurlu, sevdicekle paylaşılma hayali kurulan kutu gibi evler zaten gündemden çoktan çıkmıştır. Seks and the City seyrederek büyüyen, dekorasyon dergileriyle ciddi anlamda aklı çelinen her genç kadın, üniversiteyi bitirip az da olsa para kazanmaya başladığı anda, anne babanın ağzını aramaya, tabiri caizse ayrı evin yolunu yapmaya başlayacaktır.

İyi ama nasıl olacak bu modern şehir kadınının evi? İşte,”eğlence olsun biraz” diyerek derlemeye niyetlendiğim listenin ilk kısmını bugün paylaşıyorum…

Madde 1: Malum yeni mezun olan modern ve akıllı kadın, az bütçe ile tarzı yakalamayı hedefler, bu durumda ilk istikamet Ikea olacaktır. Zamansız mobilyalar diyarı burasıdır çünkü… İskandinav etkisindeki Ikea tarzı her renk ile kombinlenmeye, hatta değişen zevke göre bukalemun gibi renkten renge girmeye pek müsaittir. Üstelik monte etmek için hoşlandığı çocuktan yardım isteyecek olan genç kadın, kim bilir belki bir taşla iki kuş bile vurabilir…

Madde 2: Grafik tasarım ürünü posterler, tablolar salonun olmazsa olmazıdır. Mümkünse slogan içeriklilerden en az bir tane olmalıdır. Verilmesi gereken en önemli mesaj ise atlanmamalıdır: “Ben bu dünyayla kendi başıma da başa çıkabilirim.”

Madde 3: Kaktüs ve sukulet. Nerede benim en sevdiğim deve tabanları?

Mutlaka bir terrarium (saksı bahçesi) ya da bir konsol üzerinde bir grup kaktüs salonda yerini almalıdır, çünkü modern ve çalışan kadın akıllıdır, vakti olmadığını, o zavallı bitkiyi ihmal etmesinin kaçınılmaz olduğunu bilir. Bu durumda kırk yılda bir sulasa da onu hep sevecek kaktüsgillerden daha iyi bir seçim yoktur.

Madde 4: Bu maddede devreye satın alabilme gücü girer. Bir okuma köşesi (okumasa da) mutlaka olmalıdır, okur gibi gözükmek için değil, başlamak bitirmenin yarısıdır. Bugün köşesi olanın yarın kitabı da olur. O köşeye bir berjer ya da tasarım bir koltuk lazımdır. Eğer gücü yeterse kendine bir Eames sandalye alır, yok alamıyorsa “ben vintage hastasıyım” der, soluğu ikinci elcide alır.

Mimar notu: Lütfen Çağlayan’dan taklit sandalyeler almayın, belli olur.

Madde 5: Aydınlatma önemlidir, çünkü ülkemizde uygun fiyatlı “tasarlanmış” armatür kullanabilmek sadece maddi durumu iyi olanlara ait bir ayrıcalıktır. O zaman yapı marketlere yönelir ve halatlı, demir konstrüksiyonlu, dışa vurumcu bir aydınlatma seçer kendine. Yanlış hatırlamıyorsam “pretty woman” (yanlışsa düzeltin lütfen) filminde Julia Roberts’ın en son sahnelerde açtığı bir aydınlatma dükkanı vardı. Borulardan aydınlatma armatürleri yapıp satıyordu. Şimdilerde Amerika’yı yeniden keşfetmiş gibi her yerde bulabilirsiniz…  Yatak odanıza bir tane de ondan koydunuz mu, bayağı bir işler yoluna girmiş demektir.