Tasarımın Kimyası Onun Ellerinde…

Detaylar değil mi bizi birbirimizden ayıran? Bir renk, ufak bir dokunuş, farklı bir biçim ya da özgün bir takı… Özetle ‘herkeste olmayan’ın peşindeyiz çoğumuz. Kadınların vazgeçilmezi olan takılara önce gönül sonra emek vermiş bir isimle tanıştıracağım sizleri; Pınar İlker Karaşahin ile. Tasarımın kimyasını keşfetmeye…

Öncelikle sizi tanıyalım. Biraz kendinizden, formasyonunuzdan, iş yaşamınızdan bahseder misiniz?

1974 yılında Aydın’da doğdum. ODTÜ Kimya Bölümü mezunuyum. İlaç, sigorta ve medikal sektörlerinde çalıştım. Daha sonra birşeyler üretme, yapma isteği ağır bastı. Tasarımla hep ilgiliydim. Takılaraysa zaten düşkündüm. Özellikle gümüş takılara… Zaman içinde önce kendime bu işin tekniğini öğrenebileceğim bir kurs araştırdım. Her ne iş yapıyorsam o işi öğrenmek benim için öncelikli…

Tasarımla ilk ne zaman tanıştınız? Tasarımcı olma kararını nasıl aldınız?

Tasarımla ilk, ilkokul sonu orta okul başı gibi tanıştım. O dönemde bu kavram dilimize tam yerleşmemişti tabi, ama yaratım gerçeğinden haberdardık sonuçta. Önceleri kendime dikilecek kıyafetleri tasarlıyordum. Renkten ve kumaş seçiminden tutun da elbisenin modeline kadar herşey önce kafamda sonra kağıttaydı adeta.

Tasarımcı olma kararını, hayalimdeki şeyi gerçeğe dönüştürebileceğimi fark ettiğimde ve birşeyler yaratmayı çok istediğimde aldım sanırım. Buna en uygunu benim için takıydı. Çünkü çok seviyordum takı takmayı, özellikle değişik olan, kimsede olmayan takılar arardım hep. Pek bulamayınca da “ben yapabilirim”i düşündüm.

Tasarım eğitimi aldınız mı?

Evet. Yetenek olmazsa olmaz ama bilgi de çok önemli kuşkusuz. Pera Güzel Sanatlar Kuyumculuk Bölümü’nde kısa ama etkili kurslar aldım. Birkaç sene tasarım eğitimi sonrası bu kez işçiliğe yöneldim ve işçilik ile ilgili eğitim aldım. Bu işi yapacağım dedikten sonra arkası geliyor. Tabi sandığımın aksine oldukça zor bir süreçti. Başlangıçta zor mu kolay mı diye düşünmemiştim.

Tasarım felsefeniz?

Tasarımda felsefem ya da yaptığım işte ölçütüm de diyebiliriz, yaptığım tasarımın tek olması, bağımsız olması, takıldığında hoş durması ve ille de dikkat çekmesi. Bir tasarım yaptığımda önce kendim beğenmeli ve inanmalıyım. Kendim takmayacağım takılar tasarlamıyorum çoğunlukla.

Hangi teknikleri kullanıyorsunuz? Ve hangi hammaddeleri? Neden?

Genel kuyumculuk tekniklerini kullanıyorum. Kesme, tesfiye, kaynak, temizleme, cila… Mum modelleme tekniğini tercih ediyorum. Hayalimde tasarladığım takının önce mumdan modelini yapıyorum, sonra o mum model kayıp mum tekniği ile gümüş, bronz ya da prinç olarak çıkıyor dökümden. Çok büyük oranda gümüş kullanıyorum. Onun dışında bronz ve prinç. Metal takı sevdiğim için metal kullanıyorum. Gümüşü ise en çok renginden dolayı seviyorum.

Takılarınızı kimler için tasarlıyorsunuz? İlk tasarımınız neydi?

Takılarımı takıları, takı takmayı seven herkes için tasarlıyorum diyebilirim. Belli bir yaş kriterim vb. de yok. Her kadın için takı tasarlayabilirim. Yeter ki o takıyı taşıyacak kadınlar olsun… İlk tasarımıma gelince… Bir yüzüktü ilk tasarımım. En sevdiğim metali, gümüşü kullanmıştım. Zarif ama dikkat çekici bir tasarımdı. Genelde bunu hedefliyorum… Tüm tasarımlarım benim için aynı derecede değerli. Birini diğerinden ayıramıyorum.

Arkeopera’da devam eden Zamansız Takılar sergi serüveni nasıl başladı ve gelişti?

Arkeopera’nın kurucularından sevgili Sema Başgelen’in fikriydi. Ben de çok memnun oldum Pek çok kişi tasarladıklarımla tanışma fırsatı buldular bu sayede. Ben de yeni insanlar tanıdım, yeni takıseverler. Oldukça hoş…

Sergilenen takıların fiyat aralıkları nasıl? Erişilebilirler mi? Peki ya nerede satılıyorlar?

Nedense tasarım denince insanlar çok büyük rakamlar canlandırıyorlar kendi içlerinde. Oysa tasarımlarım herkesin erişebileceği fiyat aralıklarında. Ağırlıklı ortalama 100-120 tl. Ürünlerime @pikjewellery, www.pinarilker.sopsy.com direk satış noktalarından ulaşabilirsiniz. Ayrıca tasarım ürün satan mağazalar ve internet sitelerinden de ulaşmak mümkün.