Endometriozis

Fonksiyon gören endometrium (her adet döneminde dökülen rahmin iç zarı) benzeri bir dokunun rahmin içinde olması gereken yerden başka yerde olması halidir.  Kasık ağrısı ve kısırlığa neden olan hormon bağımlı kronik enflamatuar (yangısal) bir durumdur.

Üreme çağındaki kadınların %3-10’unda, gebe kalamayanların %25-35’inde bulunduğu tahmin edilmektedir. Çeşitli sebeplerden yapılan rahim alınması ameliyatlarının %10’unda, laparoskopilerin (kapalı ameliyat) %16-31’inde ve şiddetli kasık ağrısı olan erişkinlerin %53’ünde saptanmaktadır.

Endometriozisin sebebi bilinmemekte ama çeşitli teoriler ileri sürülmektedir. Belki bunların birlikte etkileri sonucu olarak hastalık meydana gelmektedir. Bir teoriye göre adet zamanında endometriumun canlı parçaları tüpler yoluyla karın boşluğuna geçerek karın zarı yüzeyine yapışırlar ve hastalık gelişir. Adet kanamasının çıkış yolunda darlık veya tıkanıklık varsa risk artar. Hastalık uzun adet kanaması olan ve kısa aralarla adet görenlerde daha fazladır. Başka bir teoriye göre endometrium hücreleri adet esnasında rahim damar ve lenf sistemine girerek uzaklara taşınırlar. Akciğer ve kalp zarında görülen endometriozis bu teoriyle açıklanmaktadır.

Karın zarına yapışan hücreler erken dönemde kırmızı lezyonlar olarak görülür. Büyüdükçe adet kanı bu lezyonlar içinde toplanır ve ona kistik, koyu kahverengi-koyu mavi veya siyah görünüm verir. Lezyonların çapı 5-10 mm’ye ulaşır. Hastalık ilerledikçe lezyonların sayı ve çapı artar ve aşırı yapışmalar meydana gelir. Yumurtalık üzerinde olduğu zaman kistler birkaç cm’ye kadar büyür ve çikolata kisti adını alır.

Genellikler birden çok lezyonlar halinde bulunur. En fazla yumurtalık üzerinde yer alır, ayrıca rahmin arkasındaki çukurda, rahmi tutan bağlar üzerinde, rahmin arka yüzeyinde ve kasık boşluğunun kalan kısımlarında görülür. Bağırsak, mesane, idrar yolları üzerinde yerleşir ve kanlı idrar ve büyük abdest nedeni olabilir, bu organlarda darlıklara sebep olabilir. Hastalık bazen kasık boşluğundan uzak bölgelerde beyin, akciğer ve böbreklerde yerleşebilir.

Risk faktörleri

Genetik ve ailevi eğilim olduğu bilinmektedir. Birinci derece akrabasında ciddi endometriozis olan bir kadında endometriozis görülme ihtimali diğer kadınlardan 6 kat fazladır.

Endometriozis hormon bağımlıdır. Ergenlikten önce görülmez. Menopoz sonrası vakaların çoğunda hormon kullanımı vardır.

Yaş ve hastalık arasında pozitif bir ilişki vardır. Endometriozis riski 30-44 yaşları arasında artış gösterir.

Enflamasyon, prostaglandin üretimi, östrojen aktivitesi gibi hastalığın alt yapısını oluşturan durumlar diyetteki bazı maddelerden etkilenir. Bu sebepten endometiozisin sebepleri arasında diyet faktörlerinin rolü son yıllarda hız kazanmıştır. Son yirmi yılda böcek ve sinek ilaçlarının içindeki bir takım kimyasalların sindirilmesi hastalığın risk faktörü olarak suçlanmaktadır. Beslenme alışkanlığının; rafine, işlem görmüş, metal kutularda saklanan, renklendirici, koruyucu, böcek ilacı kullanılmış gıdaların fazla tüketilmesi olarak bilinen batı tipi beslenmeyle yer değiştirmesi vücudun dengesinin bozulmasına yol açar. Meyve ve sebze tüketimi ile yapılan çalışmaların bir kısmında meyve ve sebzenin endometriozis riskini azalttığı, bir kısmında sebzelerin değil ama meyvelerin endometriozis riskini artırdığı görülmüştür. Meyvelerdeki risk artışının sebebi olarak kullanılan aşırı böcek ilaçları suçlanmıştır.

Mutfak gereçlerinde, havada, suda bulunan bazı kimyasallar bazen hormonlara benzer bazen de hormonların ters yönünde etki edebilirler. Örneğin dioxin ve dioxin benzeri bileşikler insan vücuduna yiyeceklerle girer. Özellikle derin endometriozis lezyonlarında, hastaların kanlarında dioxin seviyesi yüksek bulunmuştur. Aynı şekilde plastik endüstrisinde kullanılan BPA’nın östrojene benzer etkisi vardır. Endometriozis gibi östrojen bağımlı hastalıkların oluşumunda etkilidir. Buna ek olarak BPA’nın gebelik üzerine negatif etkisi olduğu düşünülmektedir. Gebe kalma problemi yaşayan kadınlarda BPA yoğunluğu diğer kadınlardan daha yüksektir.

Bazı adet kalıpları ile hastalık arasında birliktelik vardır. Artan adet sancıları, 7 günden uzun kanama, 27 günden sık aralıklı adet, rahim anormallikleri ve erken ergenlik bu kalıplar içinde sayılabilir. Gebelik sayısı arttıkça hastalığa yakalanma oranı azalmaktadır.

Aşırı miktarda kırmızı et tüketenlerde endometriozis riski belirgin olarak artmıştır. Bunun sebebi kırmızı ette aşırı yağ bulunması ve enflamasyonu tetiklemesidir. Kilo arttıkça yağ dokuda östrojen seviyesi artar ve östrojen bağımlı bir hastalık olan endometriozis riskini artırır.

Endometrizis ve kısırlık

Orta ve ileri derecede endometriozis anatomiyi yapışıklıklar sonucunda bozarak tüplerle yumurtalık arasındaki ilişkiye etkiler. Yumurtalık dokusunu ve tüpleri tahrip edebilir. Yumurtlama, yumurtanın yakalanması ve tüplerin fonksiyonunu etkiler. Bütün endometriozislilerde yumurta oluşumu düşüktür.

Endometriozis ve yumurtalık kanseri

Kendisi iyi huylu jinekolojik bir bozukluk olmasına rağmen endometriozis yumurtalık kanseri için risk oluşturur. Yumurtalık kanseri; tüm dünyada jinekolojik kanserler bağlı ölümler arasında ikinci sıradadır. Maalesef hastalık geç dönemde tanındığı için 5 yıllık sağ kalım %30-90, tekrarlama oranı evresine bağlı olarak %20-75’dir.

Endometriozisle yumurtalık kanseri arasındaki ilişki kesin olarak bilinmesine rağmen altta yatan mekanizma tam olarak anlaşılamamıştır. Bazı bağımsız faktörler bu dönüşümü tetikleyebilir. Endometriozis tanısı konmuş bir kadın ileri yaşta ise, aşırı şehirleşmiş bir bölgede ikamet ediyorsa, çok yüksek veya çok düşük gelir grubundaysa, depresyonu varsa, rahim ve tüpleri ilgilendiren enfeksiyon varsa ve endometriozis tanısı konduktan sonra gebe kalıp doğum yapmadıysa yumurtalık kanserine dönüşüm açısından risk altındadır.

Klinik bulgular

Klinik belirtiler lezyonların sayı, genişlik, yayılım ve yapışıklarına, yumurtalık anatomisinin bozulmasına ve hastanın yaşına göre değişir. Ağrının şiddeti her zaman hastalığın yaygınlığının göstergesi değildir. Hastalarda en çok kısırlık, sancılı adet ve ağrılı cinsel ilişki görülmektedir. Birçok hasta kronik kasık ağrısından veya adet zamanı kuyruk sokumuna vuran ağrıdan şikayet eder. İlişki sırasında ağrı genellikle vardır, ilişkinin sonlarında veya sonrasında birkaç saat devam eder. İdrar yolu ve bağırsakları ilgilendiren bir lezyon varsa adet esnasında idrar ve büyük abdestle kanama görülecektir. Yapışıklıklar hareket etmekle, iş yaparken, ilişki sırasında ağrıyı artırır. Adetliyken bağırsak hareketlerinin ağrılı olması da şikayetlerden biridir. Bazı hastalarda kısırlık dışında hiçbir bulgu yoktur. Bazen yalnız sebepsiz ateş görülür.

Tanı

Tanı için altın standart ameliyat sırasında lezyonların gözle görülmesi, şüpheli alanlardan biyopsi alınarak ispatlanmasıdır.

Şiddetli endometriozisli vakalarda yumurtalık kanserleri kadar olmamakla birlikte, CA-125 seviyesi artar. Bu kişilerde CA-125 seviyesi tedavi sırasında azalır, hastalığın tekrarlamasıyla yeniden yükselir. Hastaların büyük kısmında tek başına CA-125 ölçümü endometriozis varlığını saptamakta yeterli olmaz.

Endometriozis tanısında ultrasonun sınırlı bir yeri vardır. Özellikle yumurtalıkta kistik bir yapı varsa faydalı olur.

Yumurtalıkta bir kist veya çevre organlarda yayılım yapan bir durum varsa MR ultrasondan daha anlamlı sonuçlar verebilir.

Endometriozis tanısında altın standart laparoskopidir (kapalı ameliyat). Laparoskopinin rolü şüpheli bölgelerden biyopsi alma, hastalığı evrelendirme, yapışıklıklar, lezyonların sayı ve genişliğini saptama açısından çok önemlidir.

Tedavi

Tedavide amaç ağrıyı azaltmak, gebelik şansını artırmak, kitleyi ortadan kaldırmak, hastalığın tekrarlamasını mümkün olduğu kadar geciktirmektir.

Şikayeti olmayanlarda veya hafif endometriozisli gebe kalma güçlüğü yaşayan kadınlarda gözlem uygun bir yoldur. Endometriozis ilerleyici bir hastalık olarak kabul edilir. Yine de şikayetsiz bir hastanın tedavisinin hastalığın çıkışını ve oluşunu önlediğini gösteren bulgu yoktur.

Erken dönem endometriozise bağlı adet sancısı ve kasık ağrısı olan, hemen gebelik arzu etmeyen hastalarda ağrı kesiciler kullanılır.

Birçok insanda adet sancısının şiddetini ve adetteki kan kaybını azaltmak amacıyla doğum kontrol hapları tercih edilir.

Endometriozis tedavisinde hormon tedavisi köşe taşı olmasına rağmen diyet, diyet ürünleri, fiziksel egzersiz, osteopati, akupunktur ve çin tıbbı gibi yardımcı metotlar şikayetleri rahatlatmakta yararlı olabilir.

Balıkyağının enflamasyonu engelleyici etkisinden dolayı bu konuda pek çok çalışma yapılmış, endometriozis riskini azalttığı görülmüştür. Bu konuda en yararlı balıkyağı somon, pisi balığı ve orkinosta bulunur.

Düzenli fiziksel aktivitenin enflamatuar bir süreç olan tip 2 diyabet, enflamatuar bağırsak hastalıkları ve meme kanserinden koruyucu etkisi yıllardır bilinmektedir. Aynı mekanizma ile endometriozis için de koruyucu bir faktördür. Son yıllarda tüm dünyada yayılan yoga; vücut ve zihnin yeteneklerini bütünleyerek stresi azaltır, aynı zamanda kasları güçlendirir. 8 hafta boyunca haftada iki gün uygulanan yoga programı sonunda kasık ağrısı belirgin olarak azalır.

Tavuk, hindi ve ördek eti gibi hayvansal, soğan, sarımsak, kırmızı biber, brokoli gibi bitkisel besinlerde bulunan n-asetilsistein metabolik hastalıklar, akciğer ve karaciğer hastalıkları ve bağışıklık sistemi bozukluklarında başarılı bir şekilde kullanılmaktadır. Haftada 3 gün günde 3 defa 3 ay boyunca 600 mg n-asetilsistein kullanımı sonucunda belirgin bir yan etki olmadan çikolata kistinin çapının küçüldüğü, adet sancısı, ilişki sırasında ağrı ve kronik kasık ağrısını azaldığı görülmüştür.

Resveratrol bazı üzüm türlerinden, fındık ve böğürtlenden elde edilen bir maddedir. Kanserden kalp damar hastalıklarına kadar pek çok hastalıkta yararlı etkileri çalışmalarla kanıtlanmıştır. Üzüm kabuğunda yüksek konsantrasyonda bulunan resveratrolün günlük kullanımı çikolata kisti ve endometriotik lezyonların büyüklüğü ve sayısında azalma görülür.

Sağlıcakla kalın,

Op Dr Selma Nihan Karakaya Çoban

Kadın Hastalıkları ve Doğum uzmanı

Koşuyolu Sağlık Muayenehaneleri

Tel: 0533 4636969