Polikistik Over Sendromu (PCOS)

Polikistik over sendromu; androjen yüksekliği (androjen normalde erkeklerde daha yüksek kadınlarda daha düşük seviyede bulunan bir hormon), yumurtalık işlev bozukluğu ve polikistik yumurtalık görünümü ile karakterize bir bozukluktur. Klasik PCOS üreme çağındaki kadınların %6-10’unu etkiler. Kıllanma gibi androjen fazlalığına bağlı bulgular hastalar için stres kaynağı olabilir. PCOS yumurtlama işlev bozukluğuna bağlı kısırlığın en yaygın sebebidir. Obezite nedeni olarak evrensel bir problemdir.

Yapılan pek çok çalışma yumurtalık hormon üretimi ve yumurta oluşumundaki doğuştan anormalliklerin PCOS’da rol oynadığını iddia etmektedir.

Sendromda beyindeki bir merkezden yumurtalıkları uyarmak amacıyla salgılanan hormonların anormal salgısı nedeniyle yumurtalıktan androjen üretimi artar ve yumurtalıkta işlev bozukluğu meydana gelir. Tanı için şart olmasa da pek çok PCOS’lu kadında insülin direnci ve buna bağlı insülin yüksekliği vardır. Yüksek insülin yumurtalık ve böbreküstü bezinden androjen salgılanmasını tetikler.

PCOS kalp damar hastalığı riskini artırır. Bu sendroma sahip kadınların %50-80’i obezdir. Klasik PCOS olan kadınların %30-35’inde bozulmuş şeker metabolizması, %8-10’unda tip 2 diyabet görülür. Tüm bu olasılıklar yaş, vücut yağ oranı ve aile hikayesiyle artar. PCOS olan kadınlarda olmayanlara göre HDL kolesterol (iyi huylu kolesterol) düşük, LDL kolesterol (kötü huylu kolesterol) ve trigliserid daha yüksektir. LDL yüksekliği şişmanlıktan bağımsızdır. Damar kalınlaşması, kalp damarlarında kalsiyum depolanması gibi damar hastalıkları da PCOS’lu kadınlarda daha sık görülmektedir. Daha önce PCOS hikayesi olan kadınlarda menopoz sonrası kalp damar hastalığı görülme riski daha yüksektir.

PCOS olan kadınların rahim kanseri olma olasılığı PCOS olmayan kadınlardan 2,7 kat daha fazladır. Tüm hayatı boyunca rahim kanseri olma ihtimali %9’dur. PCOS’da yumurtlamanın olmaması sonucu rahim duvarının sürekli östrojene maruz kalması, östrojenin etkisinin progesteronla dengelenmemesi, obezite ve insulin direnci bu risk artışının sebebidir.

PCOS’lu kadınlarda gebe kalamama, gestasyonel diyabet (gebelik şekeri), preeklampsi (gebelik tansiyon ve ödemi), kendiliğinden düşük gibi gebelik komplikasyonları, uyku apnesi, depresyon ve anksiyete gibi duygusal stres riski de yüksektir.

PCOS tanısı koymak için aşağıdaki 3 bulgudan 2’sinin bulunması gerekir

  1. Androjen yüksekliği
  2. Yumurtlama işlev bozukluğu
  3. Yumurtalıkta polikistik görünüm

Androjen yüksekliğinin kıllanma, akne gibi klinik bulguları, kanda androjen seviyesinin yükselmesi gibi biyokimyasal bulguları veya ikisi birden bulunabilir. Bazı araştırmacılar androjen yüksekliğinin tanı için şart olduğunu düşünmektedir. Çünkü metabolik değişiklikler en iyi androjen yüksekliği ile açıklanabilmektedir. Sadece yumurtlama işlev bozukluğu ve yumurtalıklarda polikistik görünüm olan kadınlarda kalp hastalığı riski daha düşüktür.

Yumurtlama işlev bozukluğunun göstergesi tipik olarak 21 günden kısa veya 35 günden uzun aralıklarla adet görmedir. Androjen yüksekliği olan kadınlarda düzenli adet görme yumurtlama işlevinin normal olduğunu göstermez. Androjen yüksekliği olup adetleri düzenli olan kadınların %15-40’ında yumurtlama işlevi bozuktur.

Polikistik yumurtalık görünümü her yumurtalıkta çapı 2-9 mm 12 veya daha fazla kistçiklerin görülmesi ve/veya yumurtalık hacminin 10 ml’den fazla olması durumudur. Bu görünüm ultrasonla kolaylıkla tanımlanabilir.

Ergenlikte PCOS tanısı koymak zordur. PCOS’un gecikmeli adetleri, akne ve yumurtalığın polikistik görünümü normal ergenlikte de görülebilir. Ergenlerde ortadan şiddetliye kıllanma, kanda testesteron seviyesi yüksekliği gibi androjen yüksekliği bulguları varsa, ilk adetten sonra 2 yıldan uzun süren yumurtalık işlev bozukluğu varda PCOS tanısı konur.

PCOS’lu kadınlarda kardiyak riskler takip edilmelidir. Bu takipler sırasında vücut kitle indeksi, bel çevresi ve tansiyon ölçülmeli, iki yılda bir kan yağları ölçümü (kilo artışı varsa daha kısa sürede) yapılmalıdır.

PCOS’da bozulmuş şeker metabolizması ve tip 2 diyabet için 1 ila 5 yılda bir 2 saatlik glukoz tolerans testi yapılmalıdır. Bu aralıklar obezite, gebelikte şeker veya bozulmuş şeker metabolizması hikayesi veya kilo artış hızına göre belirlenir.

PCOS’lu kadınlar sigara kullanımı, uyku apnesi, depresyon ve anksiyete açısından da takip ve gerekirse tedavi edilmelidir.

Rahim kanseri için rutin takip önerilmemekte ama uzun süreli adet görememe veya anormal vajinal kanama varlığında mutlaka ultrason ve biyopsi yapılmalıdır.

Tedavi

Tedavinin şekline hastanın önceliklerine göre karar verilmelidir. Tedavinin etkinliği, potansiyel zararları, gebelik isteği göz önünde bulundurulmalıdır. Tedavinin hedefi genellikle kıllanma, düzensiz adetler ve kısırlıktır.

PCOS’da karakteristik olarak gebe kalmak zor olsa da tedavisiz gebelikler sık görülür. Gebelik istenmiyorsa korunma yöntemleri kullanılmalıdır.

Mevcut tedavi seçenekleri hastalığın altta yatan sebebini tedavi etmez. Bu konuda tek istisna kilo kaybıdır. Kilosunun %5-10’unu kaybeden PCO’lu kadınlarda kalp damar hastalığı riski ve androjen seviyesi düşebilir, adetler düzene girebilir ve gebelik şansı artar. Obez ergenlerde ve PCOS’lu kadınlarda düzenli egzersiz ile birlikte diyet birinci basamak tedavidir. PCOS’lu ergenlerde hatta PCOS riski olan ergenlik öncesi çocuklarda diyet kısıtlaması ve egzersiz hormonal ve metabolik parametreleri düzeltir. Tedavi öncesi kilo kaybı PCOS’da kısırlık tedavilerinin etkinliğini artırır. Tedaviden önce 16 hafta boyunca yaşam şekli değişikliği ile kilo kaybı olanlarda yumurtlama ve hatta canlı doğum oranı daha yüksektir.

Kıllanma için ilk tercih mekanik olarak kılların alınmasıdır. İlaç tedavisi gerektiğinde ilk tercih doğum kontrol haplarıdır. Doğum kontrol hapları yeni kıl oluşumunu engeller, mevcut kılların mekanik olarak alınması gerekir. Kıl kalitesindeki değişim kıl kökünden başladığından kıllardaki değişimin görülür hale gelmesi 6 aylık tedavi sonrası olur.

Doğum kontrol haplarının diğer yararları; aknelerin azalması, rahim kanserinden korunmayı sağlayan kanamaların düzene girmesi, gebeliğin önlenmesidir. Bazı uzmanlar doğum kontrol haplarının PCOS’lu hastalarda kalp damar hastalığı riskini artırabileceğini düşünmektedir. Çünkü doğum kontrol hapları kan yağları ve tansiyonu yükseltebilir. Şeker metabolizmasına etkileri tam olarak bilinmemektedir. Damar tıkanıklığı riskini artırırlar, bu risk yaşın artması, sigara ve obezite ile tetiklenir.

Metformin insülin hassaslaştırıcı bir ilaçtır. Yüksek insülin seviyesini düşürür. Asıl amacı altta yatan metabolik anormallikleri düzeltmektir. PCOS’lu kadınların %20-25’inde kandaki testesteron seviyesini düşürür, kıllanmayı az miktar olsa da azaltır. Yumurtlama işlevini düzeltir, gebelik oranını artırır. Olumlu metabolik etkilerinden dolayı uzun dönemde PCOS’lu hastalarda kalp damar hastalığına yararlı etkileri olacaktır. Adet düzensizliği üzerine olumlu etkileri vardır. Doğum kontrol haplarıyla birlikte PCOS’lu ergenlerde tedavi seçeneği olarak kullanılır. Adet düzensizliği olan doğum kontrol hapı kullanamayan PCOS’lu kadınlarda ikinci seçenek tedavi olarak kullanılabilir.

Rahim kanserinden korunmak için doğum kontrol hapları, hormonlu rahim içi araçlar, aralıklı veya sürekli progesteron tabletler kullanılmalıdır.

İnositol (vitamin B8); genç kilolu PCOS’lularda hormonal ve metabolik parametreleri düzeltir ve adet döngüsünü düzenler. Obez PCOS’lu hastalarda vücut kitle indeksini düşürmekte de etkilidir. Yumurtlama işlevini sağlayarak kısırlık üzerine olumlu etkileri vardır. Tip 2 diyabetli hastalarda kan şekeri kontrolü sağlar. Metforminle kullanıldığında androjen yüksekliğini düzeltir. Metformin ile birlikte inositol doğum kontrol hapı kullanamayan obezlerde alternatif olabilir.

Kalsiyum ve vitamin D’nin 3 ay birlikte kullanımı sonucunda total testesteron ve androjen seviyesinde belirgin düşüş izlenir. Hastaların tansiyonu da belirgin olarak düşer. PCOS’lu kadınlarda yumurtalığın follikül gelişiminin fazlalığı nedeniyle AMH yüksektir. Vitamin D tedavisi sonrası AMH seviyesinin normale geldiği dolayısıyla yumurtalık işlevini düzelttiği düşünülmektedir.

İlaçların yan etkilerinden dolayı kullanamayan PCOS’lu kadınlar iyilik hali, sağlık ve gebe kalmak için alternatif tedaviler aramaktadır. Bu amaçla Çin’de yapılan çeşitli çalışmalarda beberin otunun PCOS’daki hormonal ve metabolik dengesizlikleri düzelttiği iddia edilmektedir. Berberinin tip 2 diyabet ve insülin direnci üzerine olumlu etkileri olduğu bilinmektedir. Bu etkisi metformine benzer yollarla olmaktadır ve aynı metformin gibi androjen sentezini de düzenler. Tip 2 diyabet ve kan yağları bozukluğunda güvenilir ve etkili bir tedavidir. Tek yan etkisi kabızlıktır. PCOS’un neden olduğu obezitede berberinin metabolik etkileri için daha kapsamlı araştırmalara ihtiyaç vardır. Yine ilaç kullanmak istemeyen PCOS’lularda sirke insülin direncini düzenlemede yararlı olabilir. 90 ila 110 gün boyunca günde 15 gr elma sirkesi kullananlarda insülin direncinin azaldığı görülmüştür. Sirke PCOS’lularda muhtemelen yumurtlama işlevini ve insülin hassasiyetini artırmaktadır. Resrevatrol (kırmızı üzüm kabuğunda, fındıkta bulunan bir madde) yumurtalık ve böbreküstü bezinden androjen salgısını azaltır. İnsülin hassasiyetini artırarak insülin seviyesini düşürür.

Sonuç olarak polikistik over sendromu öncelikli şikayetin kıllanma, düzensiz adet ve gebe kalamama olan, sebebi tam olarak bilinmeyen, sebebi bilinmediği için tam tedavisi olmayan bir hastalıktır. Tedavinin öncelikli amacı sendromun metabolik etkilerinden korunmak ve şikayetleri gidermektir. İster ilaç tedavisi ister alternatif tedaviler uygulansın ilk basamak diyet, egzersiz ve kilo kaybıdır.

Sağlıcakla kalın,

 

Op Dr Selma Nihan Karakaya Çoban

Kadın Hastalıkları ve Doğum uzmanı

Koşuyolu Sağlık Muayenehaneleri

Tel: 0533 4636969