Kyoto; Geyşaların Ve Tapınakların Şehri

 

Japonya denilince ilk akla gelen şehirlerden biridir Kyoto. Tapınakları, geleneksel yaşamı, geyşaları, küçük sokakları ile ünlü Kyoto Japoncada  ‘Başkentlerin başkenti’ anlamına gelir ve  Japonya’ya  binlerce yıl başkentlik yapmış bir şehirdir.

Üst üste dünyanın en iyi şehri de seçilmiş olan  Kyoto, Japonya’da tarihi dokusunu günümüze kadar koruyan ve sokaklarında gerçek geyşalara rastlayacağınız nadir şehirlerden.

Bir rivayete göre 2. Dünya Savaşı’nda Nagazaki yerine aslında bombalanması planlanan şehir Kyota imiş. Ancak o dönemin  savaş sekreteri (bakanı)  Henry L. Stimson balayını burada geçirdiği ve Japon kültürü  hayranı olduğu için bu şehri bombalanmaktan kurtarmış. Kyoto’nun kültürel bir öneme sahip olduğunu ve buranın askeri bir hedef olmadığını savunmuş.

 

 

 

 

 

 

 

Bu şehir, Kyoto protokolu denilen ve sera gazı emisyonlarının azaltılması konusunda ilk anlaşmanın yapıldığı şehir olarak hafızamda yer etmişti.  Bu yüzden bu şehri büyük gökdelenlerin olduğu, sanayileşmiş ve modern bir şehir görüntüsü ile hayal etmiş olacağım ki görünce çok şaşırmıştım.

Sakura Zamanı

Buraya gitmek için  en ideal mevsim İlkbahar ve Sonbahar ayları. İlkbahar aylarında giderseniz mutlaka kiraz çiçeklerinin açma zamanına denk getirin, derim.  Kiraz çiçeklerinin açmasına Japonca ‘’Sakura Zensen’’ deniliyor. Bunlar meyve vermeyen kiraz ağaçları ve  200 den fazla çeşidi var. Bu mevsimde şehir çok daha kalabalık olabilir. Konaklama ve ulaşım fiyatları da diğer aylara göre daha pahalıdır ama eminim buna değecektir. Ben Mayıs ayının ilk haftası gitmeme rağmen sakura zamanına denk getiremedim. Bu günler özellikle meteoroloji tarafından önceden ilan edilir ve yanlış hesaplamalar büyük krizlere yol açarmış. Hangi günde hangi şehirde çiçekleme olacağı halka bildirilirmiş. O yüzden gideceğiniz şehirde hangi zamanda çiçekleme dönemi olduğunu iyi araştırıp gitmek lazım. Yoksa sonra benim gibi üzülürsünüz…

 

 

 

 

 

 

 

Sakura zamanı Japon kültürüne göre baharın uyanışı ve hayatın başlangıcını simgeler. Japonlar o yüzden yeni başlangıçları bu tarihlerde yaparlarmış. Hayatın başlangıcını belirleyen sakuralar kısacık ömrüyle ölümün de sembolü olurlar. Bu ağaçların birkaç çeşidini  İstanbul Ataşehir’de Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi’nde de görmek mümkün!

Bu bahçeye geliş hikayeleri de şöyle; Japonya’nın 1890 yılında Ooshima adası açıklarında  batan              ‘Ertuğrul ‘ isimli Osmanlı fırkateyninde  hayatını kaybeden denizcilerimizin anısını yaşatmak için gönderdikleri sakura fidanları Tema Vakfı tarafından Ataşehir’de Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi’ne dikilmiş. Tabii ki bunları görmek için mevsimini kaçırmamak gerekiyor.

Japon Metrosu

Japonya demişken metrolarından, trenlerinden bahsetmeden geçmek olmaz. Japon  trenleri çok dakiktir. Tam zamanında istasyondan kalkar,  gideceği yere de tam zamanında giderler ve 1 sn. bile gecikme olmaz. Japonya’da metrolara ve trenlere binerken insanlar tek sıra oluşturur ve birbirlerine oldukça  saygılıdırlar. Özellikle görevililer trene binerken ve inerken yolcuları hafif eğilerek selamlarlar.

Japonya’nın en kalabalık şehri Tokyo’da tren ve metroların yoğunluk saatlerinde insanların metroya binebilmesi  için tren ittiricilerin bulunduğunu duymuştum. Tokyo’ya bir günlüğüne gitmeme rağmen böyle bir manzarayla hiç karşılaşmadım. Bu kadar sakin ve saygılı insanların yaşadığı bir ülkede böyle bir uygulamayı da hiç düşünemiyorum doğrusu.

Metro ve trenlerde telefonların  çekmesine rağmen telefonla konuşan yolculara da pek rastlamadım.  Kimseyi rahatsız etmemek için Japonların metroda telefonla konuşmadıkları söylenir. Ancak bu teknojininin esiri olmadıkları anlamına da gelmiyor. Yine de metro ve trenlerde  herkesin  elinde cep telefonu, oynanan popüler oyunlar, sosyal medyada gezinmeler her yerde olduğu gibi burada da görülmekte.

Ulaşım ve Konaklama

Japoya’da ulaşım ve konaklama diğer ülkelere göre daha  pahalıdır. Eğer grupça giderseniz ev kiralayıp konaklamayı çok daha ucuza getirebilirsiniz. Biz 4 kişi bir evde çok uygun fiyata konaklamıştık. Şehir içi ulaşım için ise kalacağınız gün sayısına göre haftalık, günlük sınırsız biletlerden alırsanız ve ulaşımı daha ucuza getirirsiniz. Hem de yanlış durakta indim yeniden bilet almalıyım, derdinden kurtulursunuz. Benim yurtdışı seyahatlerde en çok yaşadığım sorunlardan biridir yanlış durakta inip kaybolmak. Bu kadar çok gezmeme rağmen yön konusunda problemliyimdir. Ama esas güzellikleri de kaybolunca tesadüfen gittiğim yerlerde bulmuşumdur.

Japonya ‘da gördüğüm ilginç şeylerden  biri de  tuvaletlerde el yıkama musluklarından akan suyun boşa akmayıp sifonları doldurmasıdır. Böylelikle Japonlar müthiş bir su tasarrufu sağlamış oluyorlar.

Kyoto-Gion Bölgesi ve Geyşalar

Japonya ve özellikle Kyoto denince akla gelenlerden biri de Geyşalardır. Gion bölgesi Kyoto’nun Geyşa Mahallesi olarak da anılır. Ancak  bölgede yaşayan  son gerçek geyşaları  görebilmek için yine de  çok şanslı olmanız gerekir. Zira geçmiş zamanlarda çok fazla olan geyşa sayısının günümüzde tüm Japonya’da 2000 civarında kaldığı söyleniyor.

Sokaklarda gerçek geyşalara değil ama çiçekli ve rengarenk kimonoları giymiş geyşa gibi dolaşan birçok kişiye rastlamak mümkün. Burada bu kıyafetlerin kiralandığı yerler de var. 2-3 saatliğine kiralayıp siz de geyşa gibi sokaklarında dolaşabilirsiniz. Ancak parmak arası çorap ve terliğe alışmanız vakit alabilir.  Yürümekte zorluk çekenlerin oluşturduğu görüntülere sıkça rastlanıyor.

Gion bölgesi, Kyoto’nun en önemli yapıların olduğu  ve eski tarihi dokulara rastlayacağınız yerlerden biri. Benim de kısa zamanda en sevdiğim yerlerden biri oldu. Buranın dar sokakları,  çay seramonilerinin yapıldığı evler, Geyşa yetiştiren okullar (ki bunlar da çok az sayıda kalmış),  Japon kültürünü yansıtan hediyelik eşyalar satan dükkanlar sizi adeta eski zamanlara götürüyor. Geyşalık kültürünün vücudunu satmak değil, zenginlik ve güç için yeteneklerini satmak olduğu belirtiliyor. Geyşalık, rengarenk ipek kimonolar, beyaz makyajlar, ilginç aksesuarlar, özel saç modelleri ve aldıkları özel eğitimlerle Japon kültürünün günümüze kadar gelen unsurları arasında dikkat çekiyor.

Lezzetli yemekler, sunum ve özellikle çay servisi geyşa eğitiminde çok önemliymiş. Geyşalık eğitiminin  çok zor ve uzun bir süreç olduğunu duymuştum. Geyşaların saçları uzun uğraşlarla şekillendirilip, çiçek aksesuarlar takılıp 3-4 gün dayanacak şekilde yapılırmış. Uyku pozisyonları bile buna göre ayarlanırmış.

Fushimi İnari-Taisha Tapınağı

Kyoto’da 2000’den fazla Budist ve Şintoist tapınağı bulunmakta. Bugünun en önemli ve ünlü tapınaklarından biri  de Fushimi İnari-Taisha. Kyoto’da önemli ve ünlü bütün tapınakları gezmek için 4-5 gününüzü ayırmanız gerekir. Ben sadece Fushimi İnari-Taisha’yı görebilmiştim. Ama sokaklarında gezerken karşınıza her an irili ufaklı birçok tapınak çıkıyor.

Fushimi İnari-Taisha, 711 yılında yapılmış, dünyanın en eski tapınaklarından biri. Bu tapınakta  diğer tapınaklardan farklı olarak Tori denilen turuncu ve pi sayısı sembolüne benzeyen kapılardan içeri girip yaklaşık 4 km yürüyerek orman içinden  geçiyor ve tepede bir tapınağa ulaşıyorsunuz. Turuncu torilerden bol miktarda görebilirsiniz. Buraya gelen insanlar bir dilek tutuyorlar, dilekleri kabul olduğu zaman da bu torilerden bir tane yaptırıp üstüne de isimlerini yazdırıp onu tapınağa bağışlıyorlar. Tabii bu da ciddi anlamda para gerektiriyor. Burada 10.000 den fazla tori olduğu söyleniyor. Her birinin üzerinde şirketin ya da bağışı yapan kişinin adı yazıyor.

‘’Bir Geyşanın Anıları’’ filmini izlediyseniz bir sahnesi burada çekilmiştir. Japonya’yı ve Kyoto’yu hala görmediyseniz gezilecekler listenize mutlaka ekleyin derim.