Zamanın Durduğu Köy; Abyaneh

 

Abyaneh İran’ın Kaşan şehrine 70 km kadar uzaklıkta olup, Karkas Dağları’nın eteklerinde kurulu  2000  yıllık  geçmişi olan antik bir köy. 7. yüzyılda Araplar Pers’i işgal ettiklerinde Zerdüşt dinine mensup bazı kişilerin artan  İslamcılık baskısından kaçıp Karkas Dağı’nın eteklerinde bu köyü kurduklarına inanılır. Dağın çevresinde araziye  kırmızımsı bir renk veren demir oksitler vardır,  köydeki evler kırmızı  kerpiç tuğlalarla inşa edildiğinden, köyün üstündeki kayalar ile aynı renge bürünmektedir.

İlk bakışta köyün çamur ve kerpiçten yapılmış somon kırmızısı evleri, merdivenli, çoğunlukla yokuş   ve kemerli  dar sokakları ve sokaklarında dolaşan beyaz üzerine pembeli, kırmızılı mavi çiçek desenli  örtüler takan kadınları dikkat çekiyor.

Köyü ilginç yapan bu  görünüşünün yanında köy halkının yıllardır giydikleri otantik  kıyafetleri. Yaklaşık 500 yıldır bu kıyafetlere kimse müdahale edememiş.  Evet, İran’da ki o baskıcı ve şeriatçı yönetim bile  buradaki  kadınlara o kara çarşafı giydirememiş.  Sokaklarda dolaşan kara çarşaflı bir kadına rastlayamazsınız, görürseniz bile kesinlikle bu köyden değildir.

Kadınların giydikleri diz altı çiçek basmalı  etekleri, başlarına taktıkları rengarenk çiçek desenli beyaz örtüleri ve köyün somon renkli dar sokaklarında ellerinde bastonları ile gezmeleri aklımda kalan güzel  görüntülerden…

Köyde hemen hemen herkesin elinde baston var, çünkü köy halkı  60-65 yaşın üzerinde ve yokuş yukarı dar sokaklarından evlerine gitmek ancak baston yardımıyla mümkün olabiliyor. Abyaneh İran’ın eğitimli bölgelerinden biri olarak bilinir. Çok sayıda mühendis ve doktor yetiştirdiği ancak iş imkanı olmadığından İran’ın diğer  şehirlerine  göç edip orada çalışmakta oldukları söylenir. Burada sürekli yaşayanların sayısı 250’den azdır ve onların da yaş ortalaması oldukça yüksektir.

Sokaklarda çocuk sesleri ve koşuşturmacalarına hiç rastalamadım. Böyle bir yerde çocuk seslerini duymak, gülümsemelerini görmek ve fotoğraflamak istiyor insan. Hele de mutluluğu ve gülümsemeyi adeta unutan bu köy için çocukların olmaması en büyük eksiklikti.

Gülümsemeyi unutan diyorum, çünkü köy halkı yaklaşık 1 milyon kişinin ölümüne ve iki milyon kişinin de yaralanmasına sebep olan İran Irak Savaşı’ndan çok etkilenmiş ve umutlarını yitirmiş.

Yaslarını ve yaşadıkları o  günleri unutmamak adına  savaşta şehit olan oğullarının fotoğraflarını köyün sokaklarına asmışlar. Sokak başlarında, evlerin dış duvarlarında 20-25 yaşlarında erkeklerin  fotoğraflarına sıkça rastlarsınız.

Köyde genelde kadınlar dükkanlarda ve sokaklarda  geçimlerini sağlamak ve günlerini geçirmek için bir şeyler satıyorlar. Bunların başında da özellikle köye özgü renkli ve çiçek desenli örtüler geliyor.  Ayrıca köyde yetiştirilen çeşitli meyvelerin pestillerini yapıyorlar. Tezgahlarda pestilin her çeşidini bulmak mümkün. Elma, erik, zerdali, nar. Ayrıca elma kurusu da çokça bulunuyor tezgahlarda.

Evlerinin kapılarında ve sokak aralarında da satılan bu ürünlerden almanız  için size biraz da baskı yapıyorlar.  Ve almazsanız sinirlenip fotoğraflarını çekmemize izin vermiyorlar. Hatta bu ellerindeki bastonu size sallamalarına kadar varıyor.  Biraz alışveriş yapıp biraz da beden diliyle anlaşıp bir şekilde onları da memnun etmeye çalışarak fotoğraflarını çekiyoruz.

İzin alarak girdiğimiz bir köy evinde yaşlı bir teyzeyi de fotoğraflama şansı yakalıyorum. Köyde evlerin içinde de zaman adeta durmuş durumda. Evde boş bir çerçeve görünce yaşlı teyzenin de oğlunu savaşta kaybetmiş olma olasılığı geliyor aklıma. Köy her şeyiyle geçmişiyle yaşıyor adeta…

Erkekleri sokaklarda görmek pek mümkün değil. Gördüğüm birkaç erkeğin kıyafeti de oldukça ilginçti,  İspanyol tarzı geniş paça ve bol şalvar tarzı  pantolonları ile kadınlara göre daha huzurlu ve mutlu görünüyorlardı.

Köy 2007 yılından beri  Unesco Dünya Mirası Listesi’nde olup koruma altındadır.  Bu tarihten sonra  köye gelen yerli ve yabancı turist sayısı oldukça artmış.

Köyün dar ve yokuş yukarı sokaklarında 4-5 saatlik bir keşif ve fotoğraf çekiminden sonra otantik bir yerde çaylarımızı içiyoruz. Ve yeni keşifler için yola koyuluyoruz.