Bir Kadın Bir Sanat; Arzu’nun Bebekleri…

Arzu Özer aslen bir inşaat mühendisi. Kariyerini uzun yıllar erkek egemen bir alanda, inşaat sektöründe geçirmiş. Sonra fotoğraf sanatçısı ve gazeteci olan eşi Zafer Özer’in şehri olan Eskişehir’e göç etmiş. Ve tabii, pek çok kariyer sahibi kadının yaşadığı bir dönemece gelmiş hayatın bize sunduğu yolda. Anne olmuş, hem de ikiz annesi! Kadircan ve Bengisu önce hayatını, sonra hayattaki yönelimlerini değiştirmişler annelerinin. “Çocuklarım için sağlıklı oyuncak bebekler yapayım” diye çıkmış yola. Yapmış da. Ama yetenek sınır tanımayınca yaptığı bebekler birer sanat eserine dönüşmüş. Şans bu ya, Türkiye’nin sanata ve sanatçıya duyarlı ender kentlerinden biri olan Eskişehir’de yaşadığından sanat yolu genişlemiş, adeta çiçeklenmiş. Arzu Özer’le gerçek bir kadın hikayesi olan ‘Arzu’nun Bebekleri’ni konuştuk. İşte satırlarımıza yansıyanlar…

Nereden çıktı bu “Arzu’nun Bebekleri” fikri ve nasıl gelişti?

Arzu’nun Bebekleri fikri birden fazla faktörün ve uygun koşulların biraraya gelmesiyle ortaya çıktı. Öncelikle sanata olan ilgim nedeniyle bir sanat dalında üretim verme tutkum beni bu alana yöneltti. Uzun yıllar inşaat sektöründe çalıştıktan sonra bu mesleğin erkeksi yapısına daha fazla dayanamadım, bıraktım. Bir yıl kadar evimde hiçbir şey yapmadan oturdum. Bir yılın sonunda çocuklarıma sağlıklı oyuncak üretme düşüncesiyle evdeki kumaş ve materyallerden denemeler yapmaya başladım. Başlangıçta çok amatör ve elişi boyutunda işler yaparken sanatçı olan eşimin yönlendirmesiyle bu işleri heykel formunda tasarlamaya başladım. Böyle çalışınca daha özgün daha nitelikli ürünler ortaya çıktı. Eskişehir; güzel işe, yaratıcı girişimlere sahip çıkan bir kent. Yakın çevremizdeki sanat insanları bu çalışmaları sergilememiz için baskı yapmaya başlayınca Çamurdam Sanat Atölyesi’nde Aralık 2014’te ilk kişisel sergimi açtım. Büyük ilgi gördü sergideki bütün eserler satıldı. Ardından Mart 2015’te Tepebaşı Belediyesi Atila Özer Karikatürlü Ev’de daha geniş kapsamlı bir sergim açıldı. Sergiyi gezmeye gelen Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen, çalışmalarımı çok beğendiğini belirterek, belediye bünyesinde ders vermemi istedi. O günden beri Eskişehir Büyükşehir Belediyesi ESMEK’de (Sanat ve Meslek Edindirme Kursları) “Bebek Yapım Sanatı” dersleri veriyorum. Kısa sürede ardarda (Eskişehir, Ayvalık, Altınoluk, Gölcük) sergiler açtım. Bugüne değin 8 kişsel sergi açtım, çok sayıda karma sergiye katıldım. Başladığım yıl kendi alanımda Eskişehir Sanat Derneği tarafından yılın sanatçısı ödülü aldım. Şimdi yurtiçinden ve yurtdışından sergi ve workshop davetleri alıyorum. Çeşitli müzelerde, kişi ve kurumların koleksiyonlarında eserlerim yer alıyor. Sosyal medyanın itici gücüyle de “Arzu’nun Bebekleri” nin fanatikleri sürekli artıyor.

Amaç neydi? Şu an bu amacın neresindesiniz?

Temel amacım; plastikleşmiş, endüstriyel oyuncaklara alternatif, sağlıklı, yaratıcılığı artırıcı oyuncaklar üretmekti. Giderek yaptığım işler oyuncak kategorisinin dışına çıkarak sanat objesine dönüştü. Benim bebeklerim artık oyun bebekleri değil, koleksiyon bebekleri. Bu amaç temel amaç olarak geçerliliğini koruyor. Bu doğrultuda çocuklara yönelik projelerin içinde yer almaya devam ediyorum. Geçtiğimiz yıl Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Çocuk Hakları Birimi’nden 25 çocukla “Farkındalık” başlığıyla İstanbul Çocuk ve Gençlik Festivali’ne katıldık. Çocuklara yönelik eğitim çalışmalarını sürdürüyorum, çocuklara kendi oyuncaklarını yapmayı öğretiyorum.

Sanat Bebekleri ile geleneksel bebekleri karıştırmamak gerekir. Geleneksel (folklorik) bebekler el işi, el sanatı. Onların da önemine inanıyor ve yaygınlaşmasını istiyorum, ancak benim alanım evrensel sanatın bir parçası olan Doll Art (Bebek Sanatı). Bu alanda ürün veriyorum. Dünyada çok yaygın ve saygın olan bu sanat dalının yaygınlaşması için çaba gösteriyorum. Bildiğim herşeyi kurslarla, workshoplarla 7’den 70’e her kesimden kişiye aktarıyorum. Bilginin paylaştıkça değerlendiğine inanıyorum. Bugüne dek 300’den fazla kişiye bu sanat dalını öğrettim, öğretmeye devam ediyorum. Bu amaç dğrultusunda epey yol aldık. Artık Türkiye’de bir ‘doll art’ kavramı ve anlayışı yerleşti. Hem kendimi hem ülkemi bu alanda üst sıralara taşımaya kararlıyım. Bu yıldan itibaren yurtdışı tekliflerini değerlendirmeye başlayacağız. Sürecin hızla gelişmesinde sanat kenti Eskişehir’in ve sanat aşığı başkanı Yılmaz Büyükerşen’in katkısı yadsınamaz.

Sıradan bir bebek projesinin yapım aşamalarından kısaca bahseder misiniz?

Bu bebeklerin temel malzemesi kumaş. Bunun yanısıra her türlü geri dönüşüm malzemesi. Yumurta kabuğundan ambalaj atıklarına, kullanılmış giysilere kadar herşeyi değerlendiriyorum. Bir anlamda bizim evden çöp çıkmıyor, herşey bebeğe dönüşüyor. Değişen  malzemeye göre yapım süreci de farklı oluyor. Ama her bebek için önce çevremdeki kişileri gözlemliyorum. Aklıma yer eden karakterleri kağıda aktarıyorum. Bunlar çok ayrıntılı çizimler olduğu için resim olarak da değerlendirilebilir. Daha sonra bu çizime uygun malzemelere karar veriyorum. Kumaşa uygulanacak bölümleri için kalıplar hazırlıyorum. Dikişlerini yapıyor, dolduruyorum (doldurma işleminde genellikle elyaf kullanılıyor). Bu arada bu işe başlamadan önce dikiş makinası kullanmayı bilmediğimi belirtmek isterim. Dikilen doldurulan bebeklere uygun kumaş seçip, giysi tasarımı ve aksesuarlarını yapıyorum. Giysiler ve aksesuarlar çok realistik olduğu için üniversitelerin moda tasarım bölümlerinin de ilgisini çekiyor, workshop teklifleri alıyorum.

Baş bölümünde kendi geliştirdiğim iğneyle elyaf sıkıştırma tekniğini uyguluyorum. Makyajını yapıp birleştiriyorum. Kısaca anlattığım kadar kolay bir süreç değil ama fikir vermesi açısından özetlemeye çalıştım. Her bebekten sadece bir tane yapıyorum. Bu nedenle bebeklerimin koleksiyon değeri çok yüksek…

Bu bebekleri kimler için yapıyorsunuz?

Bebeklerimiz  daha önce de belirttiğim gibi sanat objesi. Bu nedenle koleksiyon amaçlı alınıyor. Bebek formunda oldukları için oyunu da çağrıştırıyor ama pek oynamaya uygun değiller. Daha çok her yaştan koleksiyon yapmak isteyenler bebeklerimizle ilgileniyor. Bir de sevdikleri ve kendileri için bebek yaptıranlar oluyor. Müzelerden talep geliyor, onlara bebek yapıyoruz. Bunların dışında özel kişi ve karakterlerin bebeklerini yapıyoruz. Örneğin Tuncay Akgün’e Bezgin Bekir yaptık, Barış Manço yaptık. Meslekleri simgeleyen bebekler de yapıyoruz. Diş hekimi, eczacı v.s. Bebeklerimizi daha çok sergilerimizle tanıtıyoruz. Bunun dışında sosyal medyada (facebook, intagram) “Arzu’nun Bebekleri” olarak yer alıyoruz.

Sadece sanatsal amaçlı bir proje mi, yoksa bu bebekler aynı zamanda satışta mı? Nerede? Fiyat aralıkları?

Temel olarak sanatsal bir proje. Ancak yenilerini üretmek için satmak zorundayız. Sergilerimizde ve sosyal medyada istemeyerek de olsa satıyoruz. Satılan tüm bebeklerimizi ve kimde olduklarını kaydediyor ve belgeliyoruz. Fiyatları sembolik. Üretim sürecini devam ettirebilcek bedeller talep ediyoruz. Çok özel çalışmalar dışında fiyat aralığımız 80-150 TL. Biz buna satış demiyoruz, bebeklerimize barınacakları yuva buluyoruz. Bebeklerimizin kendi yuvalarını kendilerinin seçtiğine inanıyoruz, kediler gibi. Kedi demişken bizim çok özel bir kedimiz var adı “Kafi”. Bize hep destek olur sabahlara kadar çalışırken yanımızda oturur, bebeklere ve malzemelerimize kesinlikle dokunmaz, korur.

Nelerden esinleniyorsunuz?

Daha çok gözlediğim kişileri bebeklerime uyguluyorum. Tabii ki sanat objesi ürettiğimiz için toplumsal sorunlardan da etkileniyoruz. Kadın sorunları, savaş çocukları, barış gibi konuları bebeklerimize yansıtıyoruz. Aslında yaşamda ne varsa bizim için bebek konusudur. Her bebeğimizin bir öyküsü var. Her bebek bir yaşam kesiti. Bebeklerimizde gizli bir hüzün olduğunu söylüyorlar. Yaşanan koşullar ister istemez bebeklerimize yansıyor sanırım. Örneğin geçtiğimiz yıl Sunay Akın’a elinde güvercin tutan “Suriyeli Mülteci Çocuk” bebeği hediye etmiştik…

Sergi çalışmalarınızdan bahseder misiniz?

Bugüne kadar 8 kişisel sergi açtım. Çok sayıda  karma sergiye katıldım. Sürekli sergi davetleri alıyoruz. Zamanımız elverdiğince talepleri yerine getirmeye çalışıyoruz. Bir de çeşitli illerden eğitim istekleri geliyor. Bu isteklere de karşılık vermeye çalışıyoruz. Ancak eşimle birlikte sadece iki kişiyiz, yetişmeye çalışıyoruz.

Gelecek projeler?

Yurtiçi çalışmalarımızın yanısıra bu yıldan itibaren yurtdışına açılmayı planlıyoruz. Dünyanın sayılı bebek yapım sanatçıları arasında yer almayı hedefliyorum. Şu anda yurtdışındabir isim oluşturmuş durumdayız. Bu imajı güçlendirmek için çalışıyoruz. Eskişehir’de üretim, eğitim ve sergileme amaçlı bir mekan da düşüncelerimiz arasında.