Değirmenlere Karşı; Menekşe Polatcan Serbest

Onun için kullanabileceğim pek çok sıfat var. Başarılı, pozitif, naif, heyecanlı. Ama en altı çizilesi olanı ‘cesur’ bir kadın oluşu. Erkeklerin yoğun olduğu bir alanda, yayıncılıkta ve insan kaynaklarında adeta değirmenlere karşı deviniyor Menekşe Polatcan Serbest. Hümanist Kitap | Konuşmacı Ajansı’nın kurucu yönetmeni olan bu zarif hanımefendiyi daha yakından tanımak, neler yaptığını sizlerle paylaşmak istedim. Kendisiyle sıcak, keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. İşte satırlara yansıyanlar…

Öncelikle sizi tanıyalım… Nerede doğdunuz ve büyüdünüz? Eğitiminiz? Humanist öncesi neler yaptınız?

Boğaziçi Üniversitesi’nde felsefe eğitimi aldım. Üçüncü sınıftayken IBM İtalya’ya bağlı bir projede işe başladım. Türkiye’deki şirketlerin gündemine insan kaynakları yönetiminin girdiği bir dönemdi. Ben de kariyerimi o yönde ilerletmeye karar verip öncelikle İTÜ’de insan kaynakları yönetimi sertifika programına, daha sonra İstanbul Üniversitesi’nde İnsan Kaynakları Yönetimi yüksek lisans programına devam ettim. Ardından insan kaynakları alanında doktora yapmaya başladım ve uzun dönem üniversitelerde bu alanda ders verdim. Halen Boğaziçi Üniversitesi Yaşamboyu Eğitim Merkezi işbirliğiyle kurumsal eğitimler vermeye devam ediyorum.

Yayıncılığa ilginiz ne zaman başladı? Ve neden belli bir alana yönelik yayıncılığı seçtiniz? Yurt dışında benzerleri pek çok olmakla birlikte, ülkemizde çok uygulanan bir yayıncılık biçimi değil…

Yayıncılık hikâyem ise insan kaynakları alanında çalıştığım dönemde, kariyerimi nasıl devam ettirmek istediğimi sorguladığım bir noktada, bir arkadaşımın Sistem Yayıncılık’ın iş kitapları editörü aradığını söylemesiyle başladı. Gelen iş teklifini büyük bir heyecanla kabul ettim.

İş kitapları editörlüğü yaptığım dönemde seçtiğim kitapları patronum istemez, farklı kitapları tercih ederdi. O dönemde daha iyisini yapabileceğime, kendi çizgimi takip etmem gerektiğine karar verdim. Tabii karar vermekle iş bitmiyor. Hemen her şey hayata geçmiyor. Kendi işimi kurmam beş senemi aldı. Bu süre zarfında marka ismimden, değer önerime her şeye karar verdim ve hazır olduğumda yola çıktım.

Okumayı seven bir ailede büyüdüm. Babam, hukuk doktorası yapmış bir subaydır. “Polatcan” soyadı iç hizmet kanunu ile özdeşleşmiş gibidir, kitapları çok yaygın şekilde harp akademilerinde okutuldu. Ne mutlu ki onun en güncel Notlarla Askeri Kanunlar ve Yönetmelikler eserini Hümanist olarak yayınladık. Onun yoğun kitap çalışmalarından etkilenmiş olabilirim. Ben ağabeyim gibi hukuk alanını seçmek yerine yönetim ve davranış bilimleri alanına yöneldim. Şirketimi kurarken içimdeki girişimci kadın bana, “en iyi anladığın, tutkuyla fark yaratacağın işi yap,” dedi sanırım.

Hümanist’in marka öyküsünü de anlatalım özetle bu esnada…

2008 yılında Hümanist Kitap’ı kurdum. İnsan odaklı yönetim kitapları yayınlamak amacıyla bu marka ismini seçtim. İlk günden bu yana iş kitapları ve şirketlere özel içerik projeleri odaklı bir iş modeliyle devam ediyoruz. 2017 yılında Platin Dergisi tarafından Yılın İş Kitabı ödülünü Olaylarla Türkiye Ekonomisi eserimizle aldığımızda bu alandaki önde gelen yayınevlerinden biri olmanın gururunu yaşadık.

Siz ne tür kitaplar okuyorsunuz?

Yürüttüğüm yayıncılık faaliyetleri yanında iyi bir iş kitapları okuru olmanın verdiği heyecanla, iki yıldır Dünya Gazetesi Kitap Eki ve PERYÖN dergisinde kitap yazıları yazıyorum. Yazılarımda farklı yayınevlerinin keyifle okuduğum iş, popüler bilim ve kişisel gelişim kitaplarına yer veriyorum. Benim felsefem, “kitap kitaba rakip olmaz.” şeklindedir ve diğer kitaplardan çok şey öğrenirim. O nedenle, Mario Levi’nin de dediği gibi, okurluğumu yazarlığımdan daha çok önemserim.

Türkiye’de yayıncı olmak zor, hele ki kadın yayıncı olmak! Değirmenlere karşı gibi. Ne dersiniz?

Şirketi kurduğum 2008 yılında “girişimcilik” gündemde değildi. Ben ticarete yakın bir kültürden de gelmiyorum; her şeyi deneme yanılma ile ve çok çalışarak keşfettim diyebilirim. Ayrıca girişimcilik serüvenimde, dahil olduğum Goldman Sachs’ın “10 Bin Kadın” projesi vesilesiyle tanıştığım girişimci kadın dostlarımın etkisi büyüktür. Birbirimize her konuda destek oluyoruz.

Kendi deneyimlerimden hareketle, kadın girişimciler için arkadaş/aile desteğinin iş-yaşam dengesi ve dolayısıyla iş başarısında çok belirleyici olduğunu fark ettiğimde, doktora tezimi bu alanda yoğunlaştırmaya karar verdim. Çünkü çalışan bir kadın için uzun soluklu ve başarılı bir kariyeri mümkün kılan, mesai saatlerinde bir şeylerin farklı yürüyor olmasından çok akşam 6’dan sonra işlerin yolunda gitmesidir. Eğer bir kadın, mesaiye kaldığında çocuklarını kime bırakacağını gönül rahatlığıyla organize edebiliyor, ev işlerinin ve eş baskısının yükü altında boğulmuş hissetmiyorsa, çalışma azmi varsa gündüz işyerinde zaten başarılı işler ortaya koyacaktır. Eğitimlerimden birine katılan bir kadın banka memuresinin sözünü unutamam: “İşten eve dönünce deli gibi ev işi yapıyorum ki eşim işe gitme artık demesin!”

Bir yayıncı olarak tüm kadınların, “iş”te de varım diyebilmesi için çalışan annelere yönelik koçluk yaklaşımıyla iş-yaşam dengesi adına yön veren ilk kitabı Aralık ayında yayınlamış olmanın mutluluğunu da yaşıyorum.

Çalıştığınız yazarlarda aradığınız özellikler? Kadın yazarlar çoğunlukta mı?

İş kitaplarında erkek yazarlar ağırlıktadır. Kadın yazar ve konuşmacı sayısının artması önem verdiğim konulardan biri. Bize başvuran kitabın özgün ve bir boşluğu dolduracak özellikte olması önemli. Tabii yazarın tanıtım konusunda aktif çalışması ve kitabı teslim ettikten sonra süreci yayıneviyle birlikte yürütmesi de önemli bir diğer konu.

Humanist sadece bir yayınevi değil. Diğer faaliyet alanlarından da bahsedelim dilerseniz…

2017 yılı itibariyle artık Hümanist Kitap | Konuşmacı Ajansı olarak faaliyet gösteriyoruz. Bu çerçevede pek çok değerli isimle çalışmaya başladık ve bu bize büyük enerji kattı. Yepyeni projeler, etkinliklerle daha da aktif olmayı planlıyoruz. İyi içerikleri doğru kişilerle buluşturma tutkusuyla sürekli yeni projeler ve fikirler üzerine çalışıyoruz.

Bu arada pek çoğumuz gibi siz de hem de “çocuk da yaparım kariyer de” diyenlerdensiniz. Annelik durumlarından da bahsedelim dilerseniz. Çocuklarımızı anmadan geçmeyelim…

Evet, 12 yaşında bir kızım var. Tam bir dijital insan diyebiliriz onun için. Her şeyi online hallediyor, her şeyden haberi var, hızlı ve bir o kadar da sabırsız. Ondan fikir aldığım çok oluyor, ileride endüstriyel tasarımcı olmak istediğini söylüyor.

Hem çalışıp hem de evdeki işlere koştururken her anne gibi yetemiyorum duygusunu ben de yaşıyorum. Burada kilit nokta kişinin hayallerini yaşıyor olması bence. Öncelikle anne olan bir kadın kendi hayatı ve seçimleriyle barışık olmalı. Sonra gerisi zaten çözülür. Ben işimi ve eşimi seçerken içimden gelen sesi dinledim. Her kararda olduğu gibi riskler vardı, ancak inandım, inat ettim ve çok çalıştım. O sayede zorluklar yaşasam da inanarak seçtiğim (kendi seçimim olan) hayatı yaşadığım için belli bir noktaya geldim, mutluyum ve çevremi de o sayede mutlu edebiliyorum.

Yakın dönem hedefleriniz?

Hümanist Kitap Yayıncılık ve Konuşmacı Ajansı olarak, 2018 yılında taze, sade ve insancıl içeriklere odaklanacağız. Dijital dünya ile beraber okuyucularımız da şirketler de tekrar olmayan, güncel içerikler arıyorlar. Dünya sadeleşme üzerine gidiyor, içeriklerimiz kargaşadan uzak, sade ve anlaşılır olacak. En önemlisi de insana dokunan içerikler üretmek istiyoruz… Çünkü dünyayı tekjioloji değil, insanlar yaşanır bir yer kılacak.