Doris Hofer; İşte Hayalindeki Sen!

 

Sosyal medyada SquatGirl olarak bilinen muhteşem kadın, yaşam koçu Doris Hofer ile ilk kitabı ‘Hayalindeki Sen ekseninde kadın ve yaşam üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. İşte satırlarımıza yansıyanlar…

Tanımayanlar için Doris Hofer kimdir desek?

Doris Hofer, 8 Aralık 1975 yılında İsviçre’de dodu. Yıllarca ünlü Yayınevi Ringier’de gazeteci olarak haber ve yaşam stili sektöründe çalıştı. Doris, Zürih iş dairesi Fakültesi’nden Halkla İişkiler (PR) uzmanı diploması aldıktan sonra Uluslar arası Gıda Şirketinde İetişim Müdürü olarak çalışmıştır. 2005 Mart’ında Türkiye’ye yerleşmiş ve yedi yıl süreyle iletişim Müdürü olarak çeşitli sektörlerde görev almıştır. İkinci çocuğunu doğurduktan sonra ACE (American Council on Exercise) ’den antrenörlük sertifikası almış ve kendi kurduğu squatgirl.com adlı blogda yazılar yazmaya başlamıştır. Doris, İsviçre’nin en çok okunan gazetesi Tagesanzeiger ve Türkiye’de Hürriyet gazetesinde yazılar yazmaktadır. 2016 yazında Türkiye de H&M’in sponsorluğunda Libros Yayınları etiketiyle Hayalindeki Sen adlı ilk kitabı yayınlanmıştır. Bir motivatör ve rol model olarak pozitif enerjisi ve spora ola tutkusuyla pek çok takipçisi vardır. Çekici ve fit görünümü sempatik tavırları ile insanları kolayca motive ederek sağlıklı bir görünüme kavuşmalarına yardımcı oluyor. Doris, yıllarca spor yapmamış, sarkık vücutlarından bıkmış insanlara yardımcı olabilecek ömür boyu sürecek kolay çözümler öneriyor.

Türkiye’ye geliş öykünüz nasıl şekillendi?

Tabii ki de ask için buraya geldim, çocuklarımın babası Türk. Ülkemi, ailemi, arkadaşlarımı ve kariyerimi  13 sene önce bıraktım. Buraya gelince bir kelime Türkçe bile bilmiyordum ama hemen ögrendim. Motivasyonum çok yüksekti çünkü buranın kültürünü ve insanlarını çok sevdim. Birkaç ay geçince manavla sohbet edip bana istediğim sebzeleri vermesini sağlamayı başırmıstım. Türkler zaten bana her zaman çok destek oluyordu. Sanırım yabancı biri dillerini öğrenince hoşuna gidiyor. Özellikle çocuklardan dolayı çok iyi arkadaşlarım oldu ve kendimi tamamen evimde gibi hissetmeye başladım.

Spora ne zaman başladınız?

Hayatımda spor hep vardi, babamlar çok aktif insanlardı. Arabamız gündüz hep babamda olduğu için annemle hep yürüyerek ya da bisikletlerimizle bir yere giderdik. Küçükken kardeşlerimle beraber bale derslerine gidiyorduk ama büyünce spora biraz soğumuştum çünkü astımım. Özellikle yazın koşarken çok zor nefes alıyordum ve o yüzden spordan keyif hiç almıyordum. Yüzmeyi de hiç sevmezdim çünkü doğru nefes tekniği öğrenmemiştim (annem ve babam da pek iyi yüzmüyordu) ve o yüzden hep sınıf arkadaşlarımın arkasında kalıyordum. Üniversite yıllarımda erkek arkadaşım beni spor salonuna götürdü. Spor salonunu çok sevdim ve 20 yaşından itibaren de haftada 3 kere mutlaka gitmeye başladım, hem de hiç sıkılmadan. Hatta simdi daha fazla spor yapıyorum bile diyebiliriz.

Peki ya Squatgirl’ün ortaya çıkış öyküsü nasıl? Neden Squatgirl? Neden bu ismi seçtiniz blogunuzda?

Squat’ın en faydılı egzersiz olduğunu düşünüyorum çünkü tek bir hareketle tüm vücüdunuzu çalıştırıyorsunuz. Squatla bacak, kalça, bel ve karnınızı çalıştırır ve aynı zamanda dengenizi korumak için kollarınızı da kullanırsınız. Bloguma bir ismi ararken bu faydalı egzersizi seçtim ki insanlar benimle beraber daha fazla squat yapsın.

Sahi bilmeyenler için bir squat nasıl yapılmalı?

Squat yapmaya ilk başladığınızda, ağırlıksız bir şekilde yapmanızı öneririm. Ayaklarınızı kalça genişliğinden biraz daha fazla açın ve ayaklarınızı en fazla 45 derecelik bir açı ile dışarıya doğru çevirin. Bu şekilde dengede durabileceksiniz. Profesyonelleştikçe ayak uçlarınız aynaya doğru bakabilir. Squat yaparken başınız dik olmalı. Karın kaslarınızı sıkmalısınız ve sırtınız bükülmemeli. Dizleriniz ayak uçlarınızı geçmeyecek şekilde, sırtınız düz ve poponuz dışa çıkacak ve kalçalarınız yere paralel gelecek şekilde oturun. Eğer son noktaya oturmazsanız kendinizi kandırırsınız! Bir antrenörden postürünüzü kontrol etmesini isteyin. Eğer etrafta hiç kimse yoksa aynanın karşısına bir sandalye çekin ve poponuz sandalyeye değene kadar oturun. Eğer hareketi doğru yapıyorsanız poponuz çıkık, sırtınız düz olacak ve öne eğilme ihtiyacı duymadan oturur pozisyondan ayağa kalkabileceksiniz.

Hayalindeki Sen projesinden bahseder misiniz? Kitaba ilgi nasıl?

Satışlar iyi gidiyor ve beni en çok sevindiren kısmı öncesi ve sonrası hikayeleri. 40 kilo veren de oldu, 16 kilo veren de. Üç seneden beri blog yazıyorum ve sunu anladım: Biri beni bulursa zaten daha fit olmak istediği için buluyor. Beni arayan insanlar internetten, televizyon ve arkadaşlarından o kadar fazla bilgiye maruz kalıyor ki, nereden başlayacağına bir türlü karar veremiyor. Ben o yüzden Hayalindeki Sen kitabımı bir rehber tarzında yazdım. Her gün kahvaltınız, öğlen yemeğiniz, atıştırmalıklarınız ve akşam yemeğiniz belli. Benim gibi kocaman porsiyonlar yemeyi  ve en sevdiğim tariflerimi yapmayı öğreniyorsunuz. Onun dışında Pazar günü hariç her gün beraber antrenman yapıyoruz. Üç günde kardiyo ve karın çalışıyoruz, iki gün bacak ve kalça, bir gün kol, omuz ve bel. Kitaptaki tüm egzersizler evde aletsiz kolayca yapabiliyor ve Youtube kanalımda tüm günlerin videoları da var. Kitabım dopdolu, biraz bahsedecek olursam: Alişveriş listesi, restoranlardaki sağlıklı seçimler, hedef ve ödül listesi, seker krizlerini önlemek için yöntemler ve daha fazlası var. Herhangi birisi Hayalindeki Sen kitabımda yazan programı bir ay uygularsa, çok ciddi bir fark görür.

Günlük rutininizden bahseder misiniz?

Benim önceliğim çok net ailem. Kerem ve çocuklarımızla ne kadar fazla kaliteli zaman geçirebilirsem, geceleri o kadar mutlu ve huzurlu uyuyorum. Sabah çocukları uyandırıp onların kahvaltsını hazırlıyorum. Zoe ve Noah genelde saat 17 gibi eve dönüyorlar ve ben o zamana kadar tüm işlerimi ve sporumu bitirmeye çalışıyorum. Programım her gün farklı ama en çok zamanı bilgisayarımda blogum için yazarak ya da takipçilerime cevap yazarak geçiriyorum. Onun dışında oldukça fazla video çekiyorum. Onun için bir kamera aldım, onu açıyorum ve kendim programı yapıyorum. Çok keyif alıyorum çünkü çok güzel yorumlar geliyor ve isimin önemli oldugunu anlıyorum. Takipçilerim benimle spor yapmayı seviyor ve benim tariflerimi yapıyor. Mümkün olduğu kadar evde yemek yemeye çalışıyorum, günümü dışarda geçirirsem yemeklerimi yanımda taşınırım. Çocukları saat 9da yatırmış oluyorum. O zaman bilgisayarımı bir daha açıp çalışıyorum ya erkek arkadaşım Kerem’le vakit geçiyorum. Saat 23’de uykum geliyor ve yatıyorum ki sabah saat 6:30ta bol enerjiyle kalkabileyim.

Beslenme tarzınız nasıl? İlla ki bir tarzınız, yaşam biçiminizi oluşturan beslenme modeliniz vardır?

10 yaşından beri vejetaryenim. Çok fazla sebze tüketiyorum. Hep çok sevdim ama Türk mutfağına bayılıyorum, burada Isviçre’den daha da fazla yiyorum. En sevdiğim yemek ama kesinlikle salata. Ince doğranmış marul severim. Salatamın içine avokado, peynir, sebze, meyve ve findik eklerim. Çok lezzetli ve doyurucu oluyor. Genel olarak az ama iyi yağlar tüketmeye çalışıyorum, her yemekte mutlaka protein olmasina dikkat ediyorum ve sadece iyi karbonhidrat tüketiyorum. Prensipim bu ama takipçilerime hep söylüyorum: %80 sağlıklı (işte böyle) besleniyoruz, %20 canımız ne isterse. Bu prensibe bağlı kaldığım zaman ben bir kadeh şarap ya da sevdiğim cheesecakeyi yiyebiliyorum.

Sabahları en çok taze meyveli yulaf ezmesi ya da chia puding yiyorum. Öğlende en sevdiğim yemeğim “buda kasesi” (tarifi blogumda) çünkü hem karbonhidrattan bol enerji alıyorum hem buzdolabımda ne varsa kullanmış oluyorum. En sevdiğim akşam yemeği ise mercimek yemeği ve yoğurt.

Hayat nasıl gidiyor? Çocuklarınız büyüdüler, büyüyünce hayat daha mı kolay yoksa çocuklar küçükken dertleri daha mı az oluyor? Sporla araları nasıl çocukların?

Bebekler çok tatlı elbette ama bu küçük insanlar büyünce bence daha eğlenceli oluyor çünkü sizinle daha fazla iletişim kuruyorlar. Zoe ve Noah beni bazen çok şaşırtıyor. Onların benden öğrendiği kadar ben de onlardan öğreniyorum. O yüzden kahvaltı ve akşam yemeğini mümkünse hep beraber masada yemek istiyorum ve kimse masaya telefon ya da tablet getirmiyor. Akşam mutlaka bir saat oturuyoruz ve sohbet ediyoruz, hep çok gülüyoruz ve benim için günün en verimli zamanı oluyor. Zoe ve Noah daha küçük, Yasmin 13 yaşında ve erğenliğe girdi. Allahtan çok iyi bir kız ama bazen Kerem ve ben nasıl tepki vermemiz gerektiğini bilmiyoruz. Ben kendimi hatırlıyorum ve annemin sözleri kulaklarımda çınlıyor: “Umarım senin de senin gibi bir kızın olur!” Ne diyim, şu anda tam süper zaman. Bebek çantası yapmadan hep beraber evden çıkıyoruz ve bazen hepsini evde bırakıyoruz, biz yürüyüşe gidiyoruz ve Yasmin ablalık yapıyor.  Büyüdüklerinde en kötü ihtimalle annemin cümlesini onlara tekrar edeceğim 😉

Pek çok kişi sizi takip ediyor. Siz neleri ya da kimleri takip ediyorsunuz?

Sporcu kızları ve anneleri takip ediyorum. Onların arasında funkygine, nolatrees, amandabisk, biancamaycheah, kayla_itsines ve yogamand. Yemek çok sevdiğim için çok fazla beslenme hesabı da takip ediyorum. Birkaçını söylemek gerekirse: Organicfoodforkids, thejoyfuleatery, talinegabriel,secretsquirrelfood, mindbodysoulblog ve thenaturalnurturur.