Hayatınızın Değerini Hatırlıyor Musunuz?

global-wellnes-day

Mikro kozmostan makro kozmosa varan bir hücre yapılanmasının parçasıyız… Her birimiz, yaratılmış her şey… Bu evrenin içinde değişen, dönüşen her ne varsa, birbirini de etkiliyor, etkileşim yaratıyor. İnsan, aldığı kararları uygulamaya koyduğu anda ‘değişmeye’ başlıyor. Kişisel olarak aldığımız her karar, başka insanlara ve tüm evrene sirayet ediyor. Aynı Belgin Aksoy’un hayata geçirdiği Global Wellness Day gibi…

Bir Türk kadını olarak tarihi bir başarıya imza atan Belgin Aksoy, Türkiye’nin dünyaya hediye ettiği ve bugün dünyanın 90 ülkesinde 3000’den fazla noktada kutlanan Global Wellness Day’in kurucusu. ‘İyi yaşam’ konusuna farkındalık kazandırmak için kendisinin ışığıyla doğan Global Wellness Day, küresel olarak dünyayı aydınlatan bir kutlamaya dönüştü. Hayatımızın değerini hatırlatan tek bir gün…

belgin-aksoy

Tüm dünya ülkeleri, 2012’den beri her sene, Haziran ayının ikinci cumartesi gününde, Aksoy’un ‘Bir gün tüm yaşamınızı değiştirebilir’ sloganıyla hayata geçirdiği Global Wellness Day’i kutluyor. Hiçbir ticari amaç gütmeyen bir gün ve sosyal bir proje olan Global Wellness Day, kendini iyi yaşamaya adamış gönüllüler tarafından ‘iyi yaşam’ konusundaki farkındalığı arttırmak amacıyla bir gün bile olsa ‘Nasıl daha sağlıklı ve iyi yaşarım?’ sorusunu sorarak bireyleri ve toplumları bilinçlendirmeyi hedefliyor. Belgin Aksoy, dil, din, ırk gözetmeksizin büyüyen, siyaset ve sınır tanımayan bu özel günü Birleşmiş Milletlerin resmi takvimine aldırmayı amaçlıyor. Kıbrıs Rum Kesimi’nden, Fransa’da 450 belediyenin dahil olduğu bir gruptan ve Nijerya Enerji Bakanlığı’ndan destek mektupları almış. Belgin Aksoy, wellness-spa sektörünün en prestijli ödülü olan Leading Woman in Wellness 2016 – Wellness Sektörünün Lider Kadını Ödülü’ne de layık görüldü. 50 ülkeden üst düzey delegelerin katımıyla Avusturya’da gerçekleştirilen toplantıda Global Wellness Yönetim Kurulu tarafından ödüllendirilen Aksoy, bu ödülü, Global Wellness Day’in dünyada 90 ülkede kutlanmasını sağladığı ve bu zorlu yolda kararlılıkla yürüyerek milyonların hayatlarını değiştirdiği için almaya hak kazandı. İyi niyetle doğan ve küresel olarak kutlanan bu özel günün altında yatan hikayeyi kendisinden dinleyin…

global-wellness

Wellness yaşamınıza nasıl girdi ve orada nasıl yol adı?

20 yılı aşkın turizm ve otelcilik geçmişim var. Wellness hayatıma son 12 yıldır iş olarak girdi. 12 yıl önce kendi hayatımda yaşadığım bazı sağlık sebeplerinden dolayı wellness’ı ön planda tutmaya başladım. Bazı temizlikler yaptım hayatımda. Yaşam şeklimi, yeme-içme şeklimi değiştirdim. Spor yapmaya başladım. Hayata bakış açım, insanlarla olan ilişkilerim, kendime yük olarak aldığım ama aslında bırakmam, vedalaşmam gereken konularla ilgili çok ciddi çalışmalar yaptım. Yapmam gerektiğini gördüm. Bu yaşadığım rahatsızlığı bir fırsat olarak değerlendirdim. Bundan nasıl bir pozitif çıkarım yaparım, bu başıma neden geldi, bunun asıl sebebi ne, bu yaşadığım diğer insanlara fayda olarak nasıl dönebilir, evren bana ne anlatmak istiyor ile ilgili bir dönem geçirdim. O dönem sırasında biz wellness sektörüne girmeye karar verdik. İkisinin aslında bir tesadüf olmadığını, Richmond Nua’nın da yap-bozun parçalarının birleşmeye başladığı çok önemli anlardan biri olduğunu düşünüyorum. Çünkü otelcilik geçmişim olsa da wellness otelciliğini bilmiyordum. Onu öğrenmek için de çeşitli konferanslara katıldım, internetten araştırdım, bu konuda birçok kitap okudum, iyi konuşmacıların seminerlerine katıldım. Dünyada çok çeşitli wellness spa’lara bizzat kaldım, terapilere girdim. Hem kişisel, hem de iş olarak wellness dünyasının içinde buldum kendimi ve çok sevdim o dünyayı…

Ufacık bir kararla hayatını değiştiriyorsun

global-wellness-day

Wellness Day fikri nasıl doğdu? Bu fikrin küresel boyuta yayılacağını düşünmüş müydünüz?

2012 yılında, öylesine sıradan bir günde, bilgisayar başında otururken; “Acaba wellness day dünyada nerede, ne zaman kutlanıyor?” dedim. Muhakkak bir wellness day vardır, ben bilmiyorumdur diye araştırırken böyle bir günün olmadığını fark ettim ve gerçekten çok şaşırdım. Çünkü Amerika’da; mantar günü, cupcake günü, peynir günü gibi birçok gün varken, bütün dünyanın ortak hayali olan iyi yaşama adanmış bir günün olmadığını görmek beni çok şaşırttı ve bu konuda o zaman biz bir şeyler yapalım diye düşünüp toplantı odamıza geldim. Ekip arkadaşlarıma bu konuyu açtım. Ne yapabiliriz diye düşünürken, en azından Sapanca’da otelde, bir kutlama yapalım. Bunu da ne zaman yapalım? Çok yaz sıcağı olmasın, okullar kapanmış olsun ama kimse de henüz güneye gitmemiş olsun derken, Haziran’ın ikinci cumartesi günü kutlama kararı aldık. 2012 yılının Haziran’ın ikinci cumartesi gününde otelde 150-200 kişilik bir davet verdik. Yurt dışından beslenme psikoloğu bir konuşmacı getirdik. Çeşitli workshoplar yapıldı. Sabah 10:00’da başlayıp akşam 18:00-19:00’a kadar süren dolu dolu bir günlük programdı. İnsanlar çok memnun ayrıldılar. Oradan ayrılırken; “Daha önce hiç yeşil içecek, sebze suyu içmemiştim, tadı da ne kadar güzelmiş, hayatıma artık bunu katacağım.” diyen bir kişi çok dikkatimi çekti. Daha önce hiç yoga yapmamış birisinin; “Ben yogayı fit insanların yaptığını sanıyordum ama çok fit olmak da gerekmiyormuş. Ben galiba bundan sonra yoga yapacağım.” dediğini de duydum. O günün sonunda kendi kendime dedim ki; “Bir gün insanın hayatını ne kadar da değiştiriyor”… Aldığın ufacık bir kararla hayatını değiştiriyorsun, çünkü hayatımız her gün ne yaptığımızla alakalı. Ya ömrümüze ömür katacağız, ya da ömrümüzden günleri, ayları eksilteceğiz fakında olmadan… ‘Bir gün tüm yaşamınızı değiştirebilir’ sloganı oradan doğdu. Gezi olayları nedeniyle 2013’te kutlama yapamadık. 2014’te Richmond NUA’da tekrar kutladık. Yurt dışından gazeteciler davet ettik. Amerika’nın en çok takip edilen haber sitesinde etkinlik çok güzel haberle yer aldı. Bu, dönüm noktalarından biridir. Daha sonra, her yıl katıldığım spa&wellness zirvesinin başkanı, bu haberi görünce benimle irtibat kurdu. ”Sen zaten bizim zivremize katılan bir elçisin, gördük böyle bir şey yapmışsın, 2015’te Marakeş’te yapılacak olan zirvede bunu sunmak ister misin? Bir forum düzenleyelim ve sen, o forumu yönet.” dedi. Kabul ettim. O zirveye katılanlar da spa ve wellness dünyasının çok önde gelen kişileri. Orada herkes kendi otelinde bu günü kutlama kararı aldı. Uluslararası yayılım orada başladı. Ayrıca o sene, wellness’ı bir dakikalık bir videografi ile anlatın yarışması vardı. Biz de 50 ülkenin katıldığı o yarışmaya ‘wellness day’ ile katıldık ve birinci olduk. Ödülü almak için beni sahneye çağırdıklarında; “Eğer siz de ülkenizde wellness day’i kutlamak istiyorsanız wellness elçisi olun ve bunu tüm dünyaya yayalım.” diyerek bir duyuru yaptım. O duyuruyu yaptıktan sonra salonu terk edemedim. Bir kuyruk oluştu. Herkesin katıldığı –temsil ettiği ülkenin elçisi olmak isteğiyle- yoğun bir talep oluştu.

global-wellness-dayy

Bu ilgiyi bekliyor muydunuz?

İlgi olacağını, insanların bunu yaymak isteyeceğini bekliyordum ama böylesi bir ilgiyi ve bu kadar çabuk yayılmasını gerçekten beklemiyordum. Bana da sürpriz oldu. Oradaki patlamadan sonra, bir süre tek yaptığım şey; gelen taleplere cevap vermeye çalışmak oldu. Kimseye elçimiz olur musun diye sormaya fırsat kalmadı, çünkü talepler sürekli gelmeye devam etti.

Global sıfatının eklenmesiyle birlikte wellness day kutlamalarında neler değişti?

2015’te İstanbul’da Maçka Parkı’ndaki kutlamaya yaklaşık yedi bin kişi katılmıştı. Ama onun haricinde 2015’te 45-50 ülke bu günü kutladı. 2016’da Küçük Çiftlik Parkı’ndaki kutlamaya yine yaklaşık yedi bin beş yüz kişi katıldı. 2016’da dünyada 5 kıtada 90 ülkede 3000’den fazla noktada kutlandı. Dünyanın sayılı büyük otel zincirleri tüm otellerinde kutladılar. Onun dışında hastaneler, okullar, avukatlık büroları, bazı ülkelerin bakanlık ya da belediyelerince desteklendiği sokaklarda yapılan, halka açık ve ücretsiz olarak aktivitelerle kutlanan bir güne dönüştü. Bu kadar kısa sürede bu kadar hızla yayılması çok mutluluk verici bir şey. Dünya çapında 86 elçimiz var.

Domino etkisiyle kendiliğinden büyüdü

Elçi olmak için kriterler nedir? Her isteyen Global Wellness Day elçisi olabilir mi?

Bir anda gelen bir fikirle ortaya atılan, bir cümleyle doğan gün, bir anda böyle bir taleple karşılaşınca her şey biraz el yordamıyla gitmek zorunda kaldı. İş hayatında yaptığım bir tarz değil ama Global Wellness Day biraz öyle gitti. Bazı pazarlama tekniklerini kullanmanın aksine, bir anda domino etkisiyle kendiliğinden büyüdü. Planlanmış olsaydı bu noktaya gelir miydi bilmiyorum. Kar amacı gütmeden yapılan bir şey olduğu için bu sene elçilerimizden imza almaya karar verdik. Konuşulanlar kağıda dökülsün diye; Global Wellness Day’i kendi çıkarları için kullanmayacaklarını, kar amacı gütmeyeceklerini belirten bir imza… Sonuç olarak onlardan istediğimiz çok basit.

Global Wellness Day kutlamaları ülkelere göre değişiklik gösteriyor mu? Diğer ülkeler bu günü nasıl kutladı?

Global Wellness Day’i herkes kendi gelenek ve göreneklerine, kendi ülkesinin, insanlarının ihtiyaçlarına, alışkanlıklarına göre kutladı. Tayland, bir konferans merkezinde bir fuar gibi kutlama yaptı. Rusya, bir parkta insanları topladı. Herkes o anki duruma, mevsime göre planladı. Yapılamayacak olan tek şey; Global Wellness Day logosunu herhangi bir ürünün üzerine basıp satamazsınız. Eğer bir ürün satışı yapıyorsanız, bu özel günü promosyon satışınızın bir argümanı olarak kullanamazsınız.

Bunu kontrol edebiliyor musunuz?

Evet ediyoruz.

Global Wellness Day kutlamalarına kimler katılıyor? Kutlamaların profil fotoğraflarında kimlerin yer alması isteniyor?

Diyelim ki; bir otelin toplantı salonunu kapıdan girecek olan 150 kişiye açtık. Bir konuşmacı seçtik. İçeriye alacağınız kişiler sizin mevcut müşterileriniz, misafirleriniz değil, aslında o otelin, o salonunda, o kişiyi, hiçbir zaman dinleme fırsatı bulamayacak, bunu maddi olarak karşılayamayacak kişilerden oluşsun. Ya da spa merkezinizde tanıtıcı ama ücretsiz bir cilt ya da el bakımı hediye edin. Kapının önünde elma ya da sebze suyu dağıtın. Ya da okullara gidin, okullarda çocukların iyi beslenmeleriyle ilgili bir çalışma yapın. Yılın bir gününde hepimizin bildiği pazarlama tekniklerinden uzaklaşın ve insanların yararına olabilecek bir şey yapın. O insan o bilinci kazandığı için yarın belki gerçekten senin müşterin olabilir. O da işin ikramiyesi olur ama bunu yapıyor olmanın ana sebebi bu olmasın. Hepimizin para kazanma amaçlı tesislerimiz var. Bu çok normal ama Global Wellness Day apayrı bir olay. Elçilerimize hep bunu söylüyoruz; siz, elçisi olduğunuz ülkede Global Wellness Day’i bu şekilde yayın. Bunu sağlık ya da eğitim bakanlığınıza bu şekilde götürün. Onlar da halka yaymak için belediyelerle işbirliği yapsınlar…

Yedi maddelik manifesto

Wellness bir lüks müdür?

Wellness’ın bir lüks olduğu düşüncesi var. Wellness’ın üzerine yapışmış olan; bunun sadece cilt bakımından, kendini şımartmaktan ibaret olduğu ve buna sadece maddi olarak karşılayabilen insanların ulaşabildiği lanetinden kurtarıp, konuya o gözlükle değil de başka bir gözlükle bakılmasını istiyoruz. Hayatınızda wellness’ın olması için sosyo-ekonomik düzeyin hiçbir önemi yok. Onun için de yedi maddelik manifestoyu hazırladık. Bu manifestoyu hazırlarken, dünyadaki herkesin 7’den 120’ye kadar uygulayabileceği maddeler olsun dedik. Bu maddelerin alt açılımlarına baktığınızda 77 madde gibi görünebilir. Bu maddeler: 1- Her gün 1 saat yürüyüş yapın. 2- Daha fazla su için. 3- Plastik şişe kullanmayın. 4- Toprağın sunduğu gıdalarla beslenin. 5- İyilik yapın. 6- Ailenizle yemek yiyin. 7- Saat 22:00’de uyuyun.

Bu özel günü manevi yönü sizce fark edildi mi?

Global Wellness Day’i anlatmaya çalışırken en çok zorlandığım nokta; neden böyle bir şey yapıyorsun sorusu. Ben bunu yaşadım ve bunu insanlarla paylaşmak istiyorum diyorum. Bu soruyu faklı milliyetlerde, farklı iş kollarında çalışan insanlardan o kadar duydum ki… ‘Sana olan faydası nedir’i anlamaya çalıştı insanlar. Sonra bunun gerçekten kişisel bir hedef uğruna yapılan bir şey olmadığı, insanlara ne kadar faydası olabileceği, basit bir takım çalışmalarla ömrün boyunca belki de bir daha görmeyeceğin bir insana bir faydan dokunabileceği ve bunun manevi tatmininin aslında para karşılığı olamayacağı düşüncesini anladılar.

Hedefimiz halk

Global Wellness Day Türkiye’de yeterince anlaşılıp tanındı mı? Bu özel günün misyonu nasıl gerçeklik kazanıyor?

Hayır yeterince tanınmadı. Genelde bir düşünce ilk önce kendi ülkesinde büyüyerek yurt dışına çıkar ve sonra dünyaya yayılır. Bizde dünyaya yayılıp oradan Türkiye’ye geldi. Etkinlikleri tamamen ücretsiz hazırladık. İstedim ki; hayatında yogayı bilmeyen yolda geçen Ayşe teyze de yogayı merak edip gelsin ya da en basitinden beslenmeyle ilgili hayatından neyi çıkartırsa yaşadığı sağlık problemlerini ilaçsız bir şekilde çözebilirle ilgili olarak duyacağı iki üç cümle ile evine gitsin ve o cümlelerden aklında kalanı uygulayabilsin. O zaman Global Wellness Day amacına ulaştı, görevini yaptı demektir. Zaten sağlıklı yaşayan insanlar kutlamalara katıldı. O kesim de vardı… Onların iyi olan hayatlarını daha iyi yapmıştır ama tüm dünya için hedefimiz; halk… Ne kadar halka indiğimizi, wellness dediğimiz şemsiyenin ne kadar büyük olduğunu anlatmak amacıyla şu örneği vereyim; Tayland’da özel izinlerle girilen No Man’s Land diye bir bölge var. O bölgeye Global Wellness Day’i kutlama amacıyla girildi. Orada çocukların başlarından bit temizlendi. Bundan daha güzel bir wellness örneği olamaz bence. O çocukların ailelerine de gıda yardımı yapıldı. Ama başında bit varsa zaten bu yedi maddenin ne önemi var. Daha çok su içsen ne olur?… Bu yüzden başlangıç noktası önemli. Yedi madde sembolik bir şey. Eğer hayatındaki en basit ihtiyaçları karşılayabilecek durumdaysan bu yedi maddeyi hayatına kat. Ama onun ötesinde zaten üzerine giyecek bir kıyafetin ya da öz temizliğini yapabilecek bir ortamın yoksa, o zaman, başlayacağın ve hayatına katacağın her nokta wellness’ın bir parçası. Wellness o kadar lüks değil.

Global Wellness Day çatısı altında bir fon oluşturup ya da vakıf kurup, bunun kitleler üzerinde daha etkin, yönlendirici kararlar alınabilecek şekilde devam etmesi söz konusu olur mu?

Bu konuda bir takım fikirler ortaya atıldı. Ben kurulmamasından yana oldum çünkü dünyada yeterince vakıf ve dernek olduğuna inanıyorum. Vakıfçılığın ne kadar zor bir şey olduğunu biliyorum. Fakat tüm dünyada vakıfçılık bir kara delik. Fon eşittir para. Paranın girdiği yerde maalesef ki konu değişiyor. İster vakıf, ister dernek ya da fon… Tüm dünyada bunlara birer kara delik olarak bakılıyor. Dünyada hiçbir günün bir fonu ya da vakfı yok. Bu söylediğinizi her düşündüğümde, bilgisayar başındaki o ana geri döndüm. O anda; ‘senin fark ettiğin bir şeyler var ve bunu başka insanlar da fark etmeli’ düşüncesi yer alıyor. Böyle baktığınız zaman gerçekten bir fona falan ihtiyaç yok. Zaten o bilinçli insanları bir araya getirdiğiniz zaman, o fon olmasa da onlar yardım edebilecekleri bir ortam yaratabiliyorlar.