Jehan Barbur; Ellerinde Kelimeler Taşıyan Kadın…

jehan barbur röportaj

 

Onu ilk ‘Uyan’ albümüyle tanıdık. Takvimler 2009’u gösteriyordu, dün gibi…  Bir yıl geçmeden bu kez ‘Hayat’la kulaklarımızdaydı. 2012’de çıkardığı üçüncü albümü ‘Sarı’yı ‘Sizler Hiç Yokken’ izledi. Araya bir de düet çalışması sıkıştırmıştı hatta. Yıllardır sesler ve kelimeler biriktirmişti belli ki. Paylaştı, paylaştıkça çoğaldı, daha renkli, daha derinlikli ve daha çok oldu. Bana sorarsanız modern çağın kalemine en hakim şairlerinden biri kendisi. Müziğiyse ruhu doyuran cinsten…  Ülkemizde müzik yapıldığını hatırlatan özel bir kadın, Jehan Barbur’la şiir, müzik ve kadını konuştuk. İşte satırlarımıza yansıyanlar…

 

Çoğu kişinin aksine ben sizinle tiyatro sahnesinde tanıştım. ‘Şems! Unutma!’ Tahmin edeceğiniz üzere çok etkilendim ve sizi ilk kez o zaman dinlemeye başladım. İlk sorum yeniden olacak mı? Tiyatro ve oyun müzikleri anlamında yeni çalışmalar?

Bir ihtimal seneye bir tiyatro projesi olacak. Görüşmeleri henüz başladı. Bu da müzikal bir oyun olacak. Şimdilik çok bahsetmek istemiyorum çünkü henüz proje aşamasında…

Çoğumuzda olduğu gibi sizde de akademik kariyerle yaşamda seçtiğiniz yol ayrışmış. Peki, ‘Amerikan Kültürü ve Edebiyatı’ size neler kattı?

Bölümden ziyade İskenderun’dan çıkıp 18 yaşında bir genç kız olarak ilk defa hayata tek başıma adım atmak tecrübe anlamında çok şey kattı. Üniversite ortamı, okulda aldığımız sorumluluklar, birey olabilmek adına uyanan farkındalıklar ve tabii ki yeni bir arkadaş çevresi… Elbette kitapların, yazarların dünyası da bana başka bir bakış açısı kazandırdı. Şarkıların özü kelimeler… Edebiyat bölümünde okumuş omak, bugün yaptığım mesleği tabii ki de besledi.

Edebiyat demişken Aykırı Akademi ve Ot devam ediyor mu? Peki ya kitap? Yazmanın özgür kıldıklarındansınız sanki…

Aykırı Akademi’ye çok nadiren yazabiliyorum ama OT dergi devam ediyor. Ayrıca Artfull Living sanal edebiyat dergisi için de şiirler yazıyorum. Üçüncü kitabım da yolda.

Müziğinizi sıradanın, popülerin çok dışında, farklı bir alternatif olarak görüyoruz. Buradan yola çıkınca ADA ile yollarınızın kesişmesi kolay oldu sanıyorum… (Yüzlerce kez anlattığınız Bülent Ortaçgil hikayesini sorunun dışında tutuyorumJ) ADA sizin vazgeçilmeziniz mi?

Hayatta hiçbir şey vazgeçilmez değildir, dolayısıyla tahmin ediyorum ki aslen ben de ADA için vazgeçilmez değilim. Bizim ADA’nın sahibi Sayın Bülent Forta’yla çok saygın bir dostluğumuz var. Onlarla birlikte kendimi bir ailenin üyesi olarak hissediyorum ve dışında bir yerde durmak istemiyorum. Umarım buna sebep olacak bir şeyler yaşanmaz. Onlarla olmak benim için büyük bir şereftir.

jehan barbur röportaj

Kendi albümlerinizin tamamında produktör sizsiniz yanılmıyorsam. Bu illa ki bilinçli bir tercih. Peki sebebi? Bu durum hep böyle mi devam edecek?

Bu durum şimdilik böyle devam edecek. Türkiye’de prodüktor yok ne yazık ki. Çoğu, simsar gibi çalışıyor. Müzikal kaygıyla çalışmak yerine, ticari kaygılarla çalışılınıyor. Ben aklımdaki müziği emanet edeceğim bir prodüktör bulamadım. Farklı kaygılara sahibiz. Pop dünyası da bana çok uzak. Bu sebeple albümlerimin başında kendim durmam gerekiyordu. Buna şımarıklık da diyebilirsiniz, yapmak istediğinden ödün vermemek de, kontrol deliliği de… En nihayetinde, yaptığım işin içime sinmesini istiyorum ve prodüktörlerden ziyade, müzisyen arkadaşlarımdan yardım ve akıl alıyorum.

Kadın müzisyen olmak ve hatta bu ülkede kadın müzisyen olmak nasıl bir şey?

Kadın müzisyen deniliyorsa eğer erkek müzisyen olmak nasıl bir şeydir diye bir soru da sormak gerek. Müzisyenliğin cinsiyet ayrımına girmesi, böyle bir soruyla da tetikleniyor. Müzisyenim işte; ha kadın ha erkek.

Biz bir edebiyat yayını değiliz. Kadın odağında yaşam ve kültüre dokunmaya çalışıyoruz. Siz neler okuyorsunuz? Sürekli takip ettiğiniz yayınlar ya da digital platformlar var mı? Vazgeçemediğiniz yazarlar?

Sanal sayfaları pek takip etmiyorum. Elle tutup okuyabileceğim her şeye varım. Eski kafalıyım işte, yapabileceğim bir şey yok. Metis, İletişim, Can ve Yapı Kredi yayınlarını takip ederim. Ahmet Hamdi Tanpınar, Sabahattin Ali, Peride Celal, Orhan Veli, Peyami Safa, Edip Cansever ve Tomris Uyar’dan vazgeçemem.

Bir kadın yayınında aradıklarınız ya da beklentileriniz desek ve tüyo istesek?

Ben kadınların dünyasından çıkan şiirleri okumak isterim. O kadar az ki… Yani bildiğimiz, gün yüzüne çıkarılan, önemsenen ya da… Daha çok olmalı; daha çok bilinmeli…

jehan barbur röportaj

Benim için Kırık Bir Aşk Hikayesi çok anlamlı bir hediye oldu! (Teşekkürler) Çok güçlü bir kadın hikayesidir malumunuz… Çok etkileyici… Bu tür sürprizler devam edecek mi?

Bilinçli yazılmıyor ki bu sözler…”Evet şimdi bir kadın hikâyesi” yazacağım diyerek. Sadece benim içimden, benim gözümdenler işte. Sırada Selvi Boylum Al Yazmalım var… O da oradaki kadın karakterin gözünden yazıldı. Beşinci albümde yerini bulacak.

Son olarak son dönem çalışmalarınız ve 2017 takviminizden bahseder misiniz?

Yine Ot Kitap’tan bir üçüncü kitap çalışmam olacak. Bu sefer röportaj kitabı değil de, ilk kitap gibi, şiir, öykü ve etikalardan oluşacak. Beşinci albümün kayıtlarını Ocak ayında bitirebilirsek bahar mevsiminde dinleyiciye ulaştırmaya çalışacağız. Bir de biraz evvel bahsettiğim müzikal projesi… Umarım her şey yolunda gider ve tümünü içimize sinerek tamamlayabiliriz.