Kalıpların Ötesinde Yıldızlara Ulaşmak

Toplumsal kalıplara, önyargılara ve hatta aile baskısına karşı koymakla başlıyor kırılma noktası. Hangi kırılma noktası mı? Gerçek kişiliğimize, kimliğimize, daha doğrusu “öz”e götüreni… Bunu başarabilen insanlar saygımı da kazanıyor. Kendini keşfetmekten korkmayan ve değişimi göze alabilenler… Bunlardan biri, tıp eğitimi almış bir doktorken, bambaşka bir alana, ‘astroloji’ye gönül vermiş bir kadın. Dr. Samiye Özbaş Soysal…

Kendimizi keşfetmeye geldiğimiz bu kara parçasında, herkesin biyolojik yaşam süreci farklı. Bu süreçte ya doğumumuzla işlenmiş kodları tanır ve eksik yönlerimizi tamamlamak için gelişiriz ya da geldiğimiz bilincin üstüne çıkamadan -yaşamda asıl amacı kendimizi keşfetmek olan sınavları aşamadan- bu süreci tamamlayıp döneriz. Döneriz derken; ruhun ait olduğu “0 mukaddes yere”…

Dr. Samiye Özbaş Soysal’ın hikayesini ilgi çekici kılan; kendi keşif yolculuğunda toplumsal yargıları aşıp, saygın sayılan bir mesleği bırakıp, daha farklı bir alanda kariyerini devam ettirmesi. Kendisi, ailesinin yönlendirmesiyle tıp eğitimi almış. Sonrasında, yaşamın ona sunduğu fırsatlar deryasında, kendini, gönlünü, akıntıya bırakmış. O akıntıda astrolojiyle tanışmış, hayatına katmış. Ve hatta şu anda danışmanlık veriyor, Astrokarmik çatısı altında, kendisi gibi astrolojiye gönül vermeye aday kişilere bilgilerini aktarıyor. Hikayesinin devamı için söyleşimize buyurun…

Tıp kendi seçiminiz miydi, yoksa amacınız sadece ailenizi memnun etmek miydi?

Ben, ‘kendi seçimim’ olduğunu sanıyordum. Aslında aile takdiri almaya çok ihtiyaç duyan bir haritam var. Özellikle de baba takdirine… O dönemlerde babamın takdir edeceği şeyi kendim istiyorum diye düşünüyordum. Yani bu aslında onun disiplinine, kurallarına, doğrularına bir şekilde biat etme kararıydı. Çoğumuz aslında böyle hayatlar yaşıyoruz. Birçok kişinin haritasında kendine otorite figürü olarak seçtiği ve o otorite figürünün kurallarını kendi kuralları olarak benimsediği bir takım prototipler oluşuyor. Yıllar içinde ya bunu fark edip kırabiliyor, ya da hiç fark etmeyip hayatını bu doğrultuda yaşayabiliyor. Bazıları da bunun için uğraşan ebeveynlerin bulunduğu evde büyüyor. Tam tersi, küçüklüklerinden itibaren direkt protest bir enerjiyle karşı çıkıyorlar. Bense seçtiğim yolda biat ederek, kurallara uyarak bir yaşam modeli belirledim kendime. Toplumda her meslek takdir edilir ama doktorum dediğiniz anda akan sular durur. En çok ‘tu kaka’ denilen, eleştirilen ve güvenilmeyen meslektir ama en saygı duyulan meslektir de aynı zamanda. Hasta, doktorun söylediğine güvenmez. Mesela doktoru ameliyat dedi; “Mutlaka başka doktora da göster”. İlaç vermedi; “Amaan bir ilaç bile vermedi”. İlaç verdi; “Amaan antibiyotiği dayıyor”… Bir başka doktora daha mı gösterseydik…

Benim önümde örneklerim de vardı. Babamın amcası ve halası doktor. Küçüklüğümde evde doktor olmanın ne kadar önemli, bir şey olduğunu duyarak büyüdüm. Bana o zamanlar çok ulvi geliyordu. Humanist bir bakış açısıyla, kendimce hayallerim vardı. Bir balık burcu olduğum için hayal kurardım; ileride tıp fakültesini bitireceğim, haftanın bir ya da iki günü mutlaka parası olmayıp ihtiyaç duyanlara hizmet vereceğim gibi ideallerim vardı. Üniversite sınavında ilk tercihim olarak girdim ama okula başladıktan sonra işin renginin hiç de öyle olmadığını gördüm. Bana göre bir yer olmadığını fark ettim. İdealist bakış açısının gerçeklerle o kadar da bağdaşmadığını gördüm. Gerçek dünyayla karşılaştım oraya gittiğimde. Tıp fakültesini bitirdikten sonra bir iki kere uzmanlık sınavını denedim olmadı. Olmaması herhalde biraz işime de geldi. Ama tabi bu arada doktor olarak çalışıyordum. Bir hastanede acil sorumlusuydum. Huzurluydum ama bu tempo bana göre değil derken, o dönemde sigorta sektöründe doktorlar yeni yeni yer etmeye başlamıştı. Sağlık ve hayat sigortası branşına doktorların parmağı değmeye başlamıştı. Özgeçmişimi gönderdim. Bir sigorta şirketiyle görüştüm ve tıp bilgimi kullanacağım yepyeni bir arenaya 2000 yılında böylece daldım. On iki yıl bir sigorta şirketinde; sağlık ve hayat sigorta poliçelerini değerlendiren bir birimde çalıştım. Fakat asıl arayışımın insanlara dokunmak, insanlara fayda sağlamak olduğunu hatırladım. Ve bu iş, bana bu fırsatı sunmuyordu. Hatta maddenin en uç noktasıydı.

Değişim cesareti gösterenlerin ortak noktası sanırım uç noktaları yaşamak. Sizin için de öyle miydi?

Zaten en uç noktaya gidenler o sıçramayı yapabiliyorlar. Ruhunuzun ne kadar uzağında bir iş yapıyorsanız o kadar da oraya fırlama şansınız oluyor. Yaptığım işten keyif almak benim için çok önemli. İşimin bana bir şey vermediğini hissettiğim zaman da; hayatın o kısmında keyfi yakalayamıyorsam başka yerde keyfi yakalayım diye inanılmaz hobilere sahip oldum. Her türlü kurs deneyimim oldu. O bakış açısındaydım. O arayış içinde karşıma çıkan şeylerden biri de astrolojiydi. Astroloji zaten ilk başladığım andan iki üç hafta sonrasında beni çekmişti. Mıknatıs gibi yapışmıştık. O dönemde farkında değilim ama astroloji aşkı o zaman başlamış.

Kendimi sınırlamadığım bir iş yapıyorum

Öncesinde astroloji hayatınızda ne kadar yer alıyordu?

Susan Miller’ı okurdum. Her ay yorumlarını takip ederim. Burcumu bilirdim. Ama bu işin eğitimini almak gibi bir hevesim hiç yoktu. Tamamen boş bardağı doldurmak şeklinde başladı eğitimim. Sıkı bir eğitim aldım. Aynı dönemde iki hocadan ders aldım. Hemen hemen her günüm astrolojiyle geçiyordu. O dönemde kızımız kucağımıza geldikten sonra bir şekilde madem artık cesur hareket ediyorum, madem artık hayatımda isteyip de ertelediğim şeyleri yapıyorum, daha kararlı davranıyorum, bu neden işime de sirayet etmesin deyip astroloji yapmak adına işimden istifa ettim. Çok da mutluyum şu an. Keyifliyim. Keyif alıyorum çünkü insanlara dokunduğumu hissediyorum. Danışmanlıklarda insanlara fayda sağladığımı, onlara yeni bakış açıları kazandırdığımı, en azından bunun için çaba sarf ettiğimi biliyorum. Yüreğim dingin olarak eve gidiyorum. Risklerden daha az zararla çıkmaları adına nasıl davranmaları gerektiğiyle ilgili tüyolar vermeye çalışıyorum. Sürekli dinamik, geliştirilebilir, kendimi sınırlamadığım bir iş yapıyorum.

Kendiniz için seçtiğiniz bu yeni yolda neler buldunuz?

Bu yol manevi tatmin yaratan bir şey benim için. Karşımdaki kişinin gözlerinde buradan gerçekten kendisi ile ilgili farkındalıklar elde ederek çıktığını gördüğüm anda inanılmaz huzurla evime gidiyorum. Aynı zamanda gelişimime de katkı sağlıyor. ‘Yüreğim’ dediğim yola çok güzel hizmet eden bir araç astroloji benim için …

Astroloji çok sabır isteyen bir eğitim

Astroloji öğrenmek isteyenlerin sizdeki profili nedir? Bilgiyi mesleğe dönüştürmek mi, yoksa meraklarını tatmin etmek için mi sizden ders alıyorlar?

Genel, kuru bir meraktan “ay astrolojiyi de öğreneyim” diye magazinsel bakış açısı ağırlıklı insanlar bana gelmiyor. Kimin kime ihtiyacı varsa ona gidiyor. Benim dilime ihtiyacı olan insan buraya geliyor. Kendileri için başlayıp aslında hayatlarında dalga dalga yayıldığını görüp burada takılıp kalıyorlar çünkü astroloji çok sabır isteyen bir eğitim. Astrolojiye başlamakla hayatımız, öncesi ve sonrası diye ayrılıyor.

Astrolojiye inanmayan ve yorumları ‘fal’ olarak değerlendiren kişi sayısı çok. Astrolojinin sizdeki tarifi nedir?

Astroloji inanılmaz bir kendini bilme metodu. Aslında başına ne gelecek değil, o başına gelenle nasıl mücadele edeceğini görme metodu. Ben kimim, başıma gelecekleri değiştiremesem de olay anında ya da o durumun içinde ben nasıl davranıyorum, nasıl davranmalıyım, haritamı eğer efektif bir biçimde kullanacaksam dönüşümüme ne katkı sağlar?… Bunları bilmek önemli… Siz buradan çıktığınızda ne kadar tedbirli olursanız olun bazen bir kazanın, çarpışmanın ortasında kalabilirsiniz. Ama o sırada nasıl bir tavır sergileyeceğiniz sizin iradeniz. Kişinin kendisini bilmesine hizmet eden bir yöntem. Her açıdan… Ben ilişkilerden ne bekliyorum, nasıl davranıyorum? Paraya bakış açım ne? Ailevi ilişkilerimde nasıl davranıyorum? Önüme engel çıkaran şeyler ne? Hangi konuda en büyük sabrı göstermem gerekiyor? Mücadele gücüm nedir?…

Bunları bilmek hayatımızdaki düğümlerin çözülmesine ne kadar yardım eder?

Bilmek, olayın ilk adımı. Bilgiyi uygulamaya çevirememişseniz bilgi yüktür. Hiç almayın daha iyi. Uygulayıcısı olmamız gerekiyor. Ben buyum dediniz tamam ama o bilgiyi kullanmayacaksanız onu bilmenizin bir anlamı yok.

Siz seçim yapın diye olaylar karşınıza çıkar

Doğum haritalarımızın bize söylediğini uygulamamız, kaderimizde yer alan engelleri ya da sınavları ortadan kaldırır mı?

Tamamen o sorunu çözersiniz gibi bir garantiyi hiç kimse veremez ama mesela haritanızda bir hava eksikliği varsa ve iletişiminizi ifade eden gezegen de zorlayıcı tesirler altındaysa, sizin genel itibariyle hayatta diğer insanlarla iletişim kurma metodunuzda bir takım sorunlar ortaya çıkacaktır. Bu sorunları orada görüp, bunları aşmak için ne yapmam gerekiyor sorusunu bir astroloğa sorduğunuzda, verilen tavsiyeleri uygulamaya başladığınız andan itibaren gerçekten de hayat sizin için daha akıcı olmaya başlayacaktır. En azından toleransınız artacak. Bileceksiniz ki bir iletişim sorunu yaşadığınızda, sorun sadece karşı taraftan kaynaklanmıyor. Yani sadece siz anlatıyorsunuz da bu geri zekalılar anlamıyor değil. Bir yerde iletişimi efektif kullanamadığınızı fark ettiğiniz anda iletişime kalite geliyor. Sabrınız, hoşgörünüz artıyor. Buraya gelip benden danışmanlık alan bir insan, buradan ev ödeviyle çıkıyor. Ama bunun takip edeni yok. Kendi yollarını ondan sonra kendileri belirliyor. Çünkü kişinin iradesinin üstüne hiçbir şey geçemiyor. Kader de çok canlı bir şey aslında. Kader, sizin seçiminize fırsat sağlamak adına olayların karşınıza çıkmasıdır. Seçim size aittir. Kimse sizin adınıza seçim yapmaz. Yaradan, yüksek mertebedekiler, rehber varlıklar, hiçbirisi sizin adınıza seçim yapmaz. Siz seçim yapın diye olayı karşınıza çıkarır. O yüzden kader çok canlı… O katı kadercilik anlayışına inanıyor olsak o zaman bedenlenmemizin ne anlamı var?…

Aynı burçtaki insanlar benzer şans, fırsat ya da zorluklarla karşılaşmıyor. Bunu nasıl yorumluyorsunuz?

Astroloji, burç demek değil. Doğduğunuz anda, doğdunuz coğrafyadaki gökyüzündeki gezegenlerin izdüşümünü bir horoskop haline getiriyoruz ve onları okuyoruz. O sembolleri okumaya çalışıyoruz. Burçlar, her bir göstergenin aslında ne yönde çalıştığını gösteriyor. Haritada güneşin, ayın, Merkür’ün, Venüs’ün ifade ettiği bir takım şeyler var. O göstergenin ne nitelikte çalıştığını anlatıyor. Mesela haritanızda Güneşiniz aslandır ama Venüsünüz yengeçtedir. Sizin kendinizle ilgili beklentileriniz, iradi tarafınız, dışarıya yansıtmaya, realize etmeye çalıştığınız yüzünüz bambaşkadır ama ilişkilere verdiğiniz enerji başkadır. Normal şartlarda çok daha sabit fikirli bir enerjiye sahipken Merkürünüz başakta olduğunda analitik bir zihne sahip olursunuz. Burç sizi anlatmıyor. Hayatınızdaki bazı konuların niteliğini anlatıyor. Burada gezenler, açılar, evler işin içine giriyor.

Horoskop yorumlarken normal ve sezeryan doğum arasında fark gözetilir mi?

İki doğum da mukadderdir. Eğer mukadder olmasaydı o doğum olmazdı. Öyle ya da böyle, o kişinin doğum anı o olmayacaksa, doktorun acil ameliyatı çıkar, gebenin üç gün önceden suyu gelir, acil sezeryane almak zorunda kalırlar, ameliyathane dolu olur… Mukadder olmayan bir şeyi istediğiniz kadar uğraşsanız da dışarıdan yaratamazsınız.astrologi

Kapak Resmi: Stasia Burrington