Mehpare Evrenol; Hayalleri Gerçeğe Dönüştürüyor…

 Erkek egemen diyebileceğimiz bir alanda, inşaat sektöründe, kendini ve yaptığı işi ciddi anlamda ‘var edebilmiş’ ender kadınlardan biri O. Ankara’nın ‘yükselen şehir’ olduğu yıllarda binaların yükselişine hayranlık duyan, mimar olma hayalleriyle büyüyen küçük bir kızdan günümüzün önemli kadın mimarlarından biri haline gelen Mehpare Evrenol ile Evrenol Architects ekseninde yaşam, mimarlık ve hatta anne olmak üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. İşte satırlarımıza yansıyanlar…

Öncelikle sizi tanıyalım… Nerede doğdunuz ve büyüdünüz? Eğitiminiz? Bu güne kadarki iş yaşamınız?

Bir zamanların Devlet Güzel Sanatlar Akademisi şimdilerin ise Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nden mezun oldum. Onun için sanatın içinde öğrendim bu mesleği. Okulun içine girer girmez kanatlarını açmış bir heykel karşılar sizi. Onu gördüğüm zaman okula vuruldum. Okumaya başladıktan sonra mimari estetiğin içinde tekniğin ne kadar önemli olduğunu anladım. Her mimar gibi statik ve betonarme derslerini kısmen kırarak okudum. Ama ondan sonra kaçırdıklarımı kapatmak için yıllarca çok uğraştım. Tekniği, iş ortaya çıkmaya başlayınca pratikte öğrendim.

Mimar olma serüvenim çok küçük yaşta binaların yükselişini seyrederken başladı. Ankara’da büyüdüm. Ankara, o zaman yükselen bir şehirdi. Bir arazide birtakım kütlelerin yükselmesi ve sonunda esaslı bir şekle bürünmesi, hatta insanların yaşamını belirleyecek ve yaşamlarının bundan böyle sürdürecekleri yerler olması beni çok etkiledi. Onun arkasında çok büyük bir güç gördüm. Galiba o güce vuruldum. Sonra küçük yaşta ailemin ev alma sürecinde mimari çizimin nasıl olduğuna tanık oldum. Mimar olmayı hep hayal ettim. Güzel imkanlarım oldu. Çünkü beş yıl kadar öğretim görevlisi-asistan olarak okulda çalıştım. Bu teoriyi çok geliştiren, sosyolojik ve psikolojik yapıların- grupların iyi tahlil edilebileceği zamanlardı. Ondan sonra da kendimi pratiğin ortasında buldum. Uzun yıllar eşimle ortak büromuz oldu. Orada da doğrudan doğruya pratiği yaşadım. Pratiği yaşamaya başlayınca malzemeler, mekanikler ve strüktürler büsbütün önem kazandı. Bütün hayal edilen konuların aslında salt bir strüktüre endekslenmesi gerçeği çok önemli. Zamanla anladım ki, eğer bir binamı iyi tarif etmek istiyorsam onun strüktürünü öncelikle iyi tarif etmeliyim ki, gerçekten o yapı ortaya çıksın.

Evrenol Architects’in marka öyküsünden bahseder misiniz?

Mimarlık serüvenimiz eşim Alp Evrenol ile önce Mimarlar Limited ismiyle kurduğumuz büro ile 80’lerin başında başladı. Yıllarca çok adette villa, apartman, ofis, genel müdürlük projelerimizi hayata geçirmek için çalıştık. Bünyemizde aynı zamanda iç mimari, renovasyon ve restorasyon projelerimizi yürüttüğümüz bir departman vardı. Bu birbirini besleyen iki üretim alanını birleştirerek Mimarlar Workshop ismiyle yeni bir yapı kurduk. Bu iki büromuz da gerçek bir dizayn atölyesi olarak hizmet verdi.

2012 yılında kurucumuz ve hepimizin hocası Alp Evrenol’un aramızdan ayrılışıyla şirket içinde yeni bir yapılanmaya gitme kararı aldık. Uzun yıllar proje yürütücüsü olarak birlikte çalıştığımız Tamer Tunbiş ve Burak Karaca şirket ortaklarımız oldular. Alp Evrenol’un adını yaşatmak ve kendisini anmak adına artık Evrenol Architects ismiyle yolumuza devam ediyoruz.

Şu anda büromuzda çalışan 40 mimar arkadaşımız var. Burada herkes mimardır. Onun yanı sıra ofisimize sanat havası koklatan bir tane grafiker ressamımız ve peyzaj mimarlarımız var. Projelerimizde grup liderleri ile çalışırız. Grup liderlerinin ekibinde mimar arkadaşlarımız olur. Projelerimizi konsept aşamasından, önemli kararların alımına kadar, bir ekip içinde yürütmeye özen gösteriyoruz. Projelerimiz 400- 500 bin metrekarelik işler olduğu için, önce master plandan başlarız. Sonrasında vaziyet planına ineriz, binaları dizayn ederiz. Ardından detaylar seçmeye başlarız. Çok emek yoğun bir iş olduğundan, vazgeçmeden ve detaylı çalışmayı seven mimarlarla çalışmayı önemsiyoruz.

Evrenol bünyesinde hangi hizmetleri veriyorsunuz?

Master plandan başlayarak iç mimari detaylara kadar tasarım ve uygulama projelerinin kendisi bizim temel işimiz. Mimarlık pratiği son on yıllarda ülkemizde ve evrensel düzeyde farklılaştı. Mühendislikler, uzmanlıklar, danışmanlıklara ortak çalışarak artık projeler üretiyoruz. Bunu bir proje üretimi olarak düşünmeliyiz. Tüm bu ekiplerin koordinasyonu işte mimarlığın kendisi olmaya başladı tasarımın yanında. İyi tasarımın başarılı bir şekilde  vücuda gelmesi için doğru işbirlikleri ve koordinasyon gerekli. Evrenol Architects olarak bu konuda çok tecrübe kazandık ve deneyimlerimizi arttırmaya devam ediyoruz.

Bugüne kadarki ses getiren çalışmalarınızdan örnekler verir misiniz?

Son 10-15 yılda, önce 400, 700 derken zamanla 3600 ünitelik yerleşim projeleri üretmeye başladık. Sadece İstanbul’da değil, Türkiye’nin çeşitli yerlerinde projelerde çalışmak bize çok zengin açılımlar ve vizyonlar kazandırdı. Ankara AltınOran, Bursa Modern, Gaziantep’te Antepia ve Denizli’de Aquacity projeleriyle yöresel mimariyi global ölçekte tanımlamaya çalıştık. Daha teknik yerleşim projelerini yöreye nasıl entegre edebileceğimiz konusunu deneyimledik. İnce dokunuşlarla, yörede yaşayan insanların yaşamlarına, geleneklerine gönderme yapan, yöresel mimariden ilham alan bir sistemi hakim kılmaya gayret ettik.

2013 yılında Türkiye’nin “onur ülke” olduğu MIPIM’de Akasya Acıbadem “People’s Choice” Bosphorus City ise “Best Turkish Project” kategorilerinde ödül aldık. Akasya Acıbadem ve Bosphorus City projeleri ile yer aldığımız MIPIM, Fransa’nın Cannes şehrinde düzenlenen ve dünya mimari ve gayrimenkul pazarını bir araya getiren en önemli küresel etkinliklerden biridir.

Biz, Akasya Acibadem’in göl ve koru parseli rezidans projeleri ile katıldık MIPIM’e. SAF GYO için tasarladığımız projeyle “En İyi Konut Geliştirme” kategorisinde tek Türk proje olarak yer aldı. Akasya Acıbadem, kendi yarıştığı platformda 32 ülke içinde Türk mimara sahip olan tek proje. Projemizin kent etabı daha önce de European Property Awards 2012’de (Avrupa Gayrimenkul Ödülleri) “En iyi Yüksek Yapı” kategorisinde önce Türkiye sonra da Avrupa birinciliği elde etmesi ile önem taşıyor.

Sinpaş GYO için tasarladığımız Bosphorus City projesi ise MIPIM’de “En İyi Türk Projesi” kategorisinde yer alıyor. Bosphorus City, su kenarında modern yaşam sunan çok özel bir proje. Tıpkı İstanbul gibi… İstanbul’da su kenarında yaşayan bir şehirdir. Bosphorus City, insanların deniz kenarında yaşamak istemesine gönderme yapan bir proje. Bizim ülkemizde şehre yukarıdan bakmak ve su kenarına inip dolaşmak kavramları önem taşır. Bosphorus City’de de bunu sağlamaya önem verdik, bir anlamda suyun kenarında kentsel mekan yarattık. Bundan dolayı Bosphorus City sadece sakinlerine ait bir proje değildir, sosyal alanların ortak kullanıma sunulduğu, dışarıdan ziyaretçileri de ağırlayan bir projedir.

Projelerimizde sosyal ve kentsel mekanlar yaratmaya önem veriyoruz. Bosphorus City ve Akasya Acıbadem projelerinde de buna önem verdik. Bizce bir projenin kıymeti barınma ihtiyacını giderdikten sonra neler sağladığı ile ortaya çıkar. Bu anlamda çocukların emniyeti, peyzaj düzenlemesi, koşma-yürüme alanları, bir şehri şehir yapan tüm unsurlar titizlikle düzenlenmelidir. İnsanların özel hayatına saygılı ve hareket özgürlüğü sunan bir mimari olmazsa olmazlarımızdan.

Bizim için çok kıymetli olan bir de okul projemiz var ödül alan; SEV AMerican College. Projemiz 2013 yılında Iconic Awards German Design Council’da ‘En İyi Konsept’ ödülünü aldı. Bu projede farklı, çağdaş mimari yaklaşımları deneme şansı yakaladık. Projemizin dizaynı; bol, kolay ulaşılır açık teneffüs alanlarına ve doğal ışığa verilen önemle şekillenmiştir.

Yakın zamanda aldığınız teşvik ödülünden bahseder misiniz?

Evrenol Architects olarak yıllardır biriktirdiğimiz tecrübelerin paylaşımını arttırmak ve daha nitelikli tasarımı elde etmenin yollarını aramakla zihnimizi meşgul ederken, devletin tasarım faaliyetlerini desteklemek için teşvik yasası çıkartması bizleri çok umutlandırdı ve sevindirdi. Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından Ağustos 2016’dan bu yana uygulanan “Tasarım Merkezleri”teşviği, ekonomide katma değer yaratacak, uluslararası pazarda rekabet gücümüzü artıracak ileri teknoloji içeren ürünler geliştirilmesini, özel sektörde ürün veya tasarımların niteliğini artırma, geliştirme, iyileştirme ve farklılaştırmaya yönelik yenilikçi faaliyetlerin artırılmasını ve tasarım personeli ve nitelikli işgücü istihdamının artırılmasını desteklemeyi hedefliyor. Bu bağlamda kanunun temel amacı bizlerin hedefleriyle örtüştü diyebiliriz. Yasa ile elde edeceğimiz avantajlar sayesinde insan kaynağındaki niteliği arttırmanın Evrenol’un vizyonunu genişleteceği, araştırma ve üretim kriterlerine olumlu katkı sağlayacağı inancıyla başvurumuzu yaptık. 2018 Ocak ayı itibariyle bu unvanı kazandık, henüz çok yeni bir oluşum bizler için. Öncelikle bu onayı alabilmiş olmak bizleri çok mutlu ve motive etti. İlk iş olarak geri bildirimlerinde akdeminin bizlere sunduğu eksiklerimizin neler olduğunu ve kaynaklarını bularak bunları çözme yoluna gitme kararı aldık. Eğitimlerimizi ve üretimlerimizin akademik ve sosyal ortamlarda paylaşımını arttırmak birincil hedefimiz oldu. Yıllardır tasarım gruplarından oluşan, oturmuş bir çalışma sistemimiz var. Niyetimiz istihdam ettiğimiz personelin niteliğini daha da arttırmak adına eğitimlere ağırlık vermek. Tasarım gücümüzü arttıracak gerekli teknik ve donanımsal yeniliklerden maksimumda faydalanmak için bu alanlara yatırım yapmak istiyoruz. Marka bilinirliği çok önemli. Bunun için pr çalışmalarımızı arttırmak için adımlar attık.

Mimarlık alanında kadın olmak üzerine ne söyleyebilirsiniz?

İnşaat sektörü erkek egemen bir sektör ve bu alanda bir kadın olarak çalışmanın dezavantajları var. Kadın olmak, son yıllarda ihtisaslaştığımız konut projesi çözümlerinde bir incelik getirmiş olabilir. Bahsettiğim gibi proje üretimi doğru bir koordinasyon ve iş planlamasını gerektiriyor. Bir çok şapkayı takabilen kadınların iş yönetiminde başarılı oldukları düşüncesindeyim.

Hem işkadını hem de anne olmak kolay değil; çok büyük özveri ve çaba gerektiriyor. Ama özverinin çocukları ihmal etmek yönünde değil de çocuklar küçükken işi ihmal etmek yönünde olması gerektiğini düşünüyorum.

Yakın dönem projeleriniz?

Son 2 yılda Tahincioğlu-Emlak Konut ortak yatırımı olan Küçükyalıda “Nidapark Küçükyalı” ofis-konut-ticaret karma kullanım projesi, Turkmall YuGroup yatırımı olan Sakarya Serdivan’da “54. Cadde” ofis-ticaret karma kullanım projesi, Polatyol yatırımı olan az katlı konut projemiz “Estonşehir Koru” projelerimiz üzerinde yoğunlaştık. Bunun yanında Ataköy’deki Jumeriah Otel projemizin ve Sinpaş GYO için geliştirdiğimiz Bursa’daki projelrimizin süreçleri devam etmekte.