On Parmağında On Marifet; Yunus Emre AKKOR

Pek çok yeteneği aynı anda bünyesinde barındıran özel isimler vardır ya; işte onlardan biri Yunus Emre Akkor. Herşeyden önce iyi bir aşçı, çalışkan bir mutfak araştırmacısı, özverili bir yazar, keyifli bir tv programcısı ve dinamik bir gezgin. Dahası mı? Yolda, geliyor…

Kendini anlatmak için öyle süslü kelimelere gerek duymuyor Yunus Emre Akkor. Hatta son derece mütevazi bir biçimde ‘ben bir mutfak zanaatkarıyım’ diyor. Gerçekte ise mutfağa gönül vermiş, on parmağında on marifet, başarılı bir aşçı. Son dönemlerde ekranlarda sıklıkla karşımıza çıkan başarılı şef;  sadece yaptığı birbirinden güzel yemeklerle değil tarihi merkez alan mutfak araştırmaları, özenle yazılmış kitapları ve akademik çalışmalarıyla da diğer şeflerin arasından kolaylıkla sıyrılıyor. Yaptığı işi daha iyi hale getirmek için uğraşmaktan hiç vazgeçmiyor Akkor. Örneğin tv programı yapmaya başladıktan sonra Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde bir yıllık tiyatro ve oyunculuk eğitimi almış. Reflekslerini güçlendirmek, ekran ve mutfakta daha seri olabilmek adına ise üç aylık bir kalecilik eğitimi almış. Sürekli okuyor, onun için mesleki eğitimin sonu yok. “İşinde iyi olmak istiyorsan o işle ilgili her detaya da hakim olmak gerekiyor diye düşünüyorum” diyor.

Gourmand Ödülü ve sonrası

Osmanlı Deniz Mutfağı kitabıyla 2002’de Gourmand Ödülü alan başarılı şef, bu kitapla Osmanlı Deniz Mutfağı’nı dünya literatürüne ilk kez soktu. “Osmanlı Mutfağı ile ilgili şu ana kadar üç kitap yayınladık ama aslında iki ayrı kitap da hazır. 2016 yılında mutlaka gerçekleştirmeyi düşünüyorum. 2016 yılında yine yarışma için yeni bir çalışma hazırlayabilirim.”

Osmanlı Mutfağı’nın günümüz mutfaklarıyla kıyaslanamayacak ölçüde sağlıklı bir mutfak olduğunu söyleyen Yunus Emre Akkor,  insanların günümüzde yanlış bilinen pek çok şeyle bu mutfaktan uzaklaştırmaya çalışıldıklarını dile getiriyor. “Böyle bir tarihi gerçeklik varken, gerçek dışı söylemlerle Osmanlı Mutfağı’nın tahribi kabul edilemez. Osmanlı İmparatorluğu her ne kadar günümüzde fiilen devam etmiyorsa da Osmanlı Mutfak İmparatorluğu bu dünyadaki tüm mutfaklarda gerek yemekleri gerekse teknikleriyle yaşamaya devam ediyor. 100 sene önce tarihe gömülmüş bir imparatorluk bu. Ben dünyanın biçok yerini gezdim. Tüm mutfakları gördüm. Pek çoğunun bazı teknikleri Osmanlı Mutfağı’ndan aldıklarına şahit oldum. Modern Türk Mutfak akımları, füzyon vb akımları yapmamıza gerek yok. Biz kurufasulyeyi, soğanlı yumurtayı doğru yapalım yeter. İtalya’da bir yemek yarışmasına risotto ile katılıyoruz. Olacak iş mi? Keşkeğimiz var, pilavımız var…”