Seramiği Seven Herkese!

Seramik bir büyü. Özellikle de ehil ellerde şekillenmişse. Üstelik sonsuz ve özgür. Tek sınır sanatçının hayal gücü. Sizleri dimağı zengin ve pek de sınır tanımayan bir sanat kadınıyla ve yarattığı birbirinden özel eserlerle tanıştırmak istiyoruz sevgili Bigoody’ciler. Zeynep Bilgi Buluş aslında içimizden biri. Ankara’da doğmuş ve büyümüş. İşletme eğitiminin ardından 13 yıllık sıkı bir iş yaşamı sürmüş. Sivil toplum örgütlerinde ve Birleşmiş Milletler’de doğa koruma alanında çalışmış. Cesur bir kadın. Öyle ki; yaşamında keskin virajlar, dönüşler yapmayı seviyor. O’na sorarsanız, her zaman bir makas atabilirsiniz giden trene. Öyle de yapmış kendileri. 37 yaşında, iş yaşamından ayrılarak kırsala taşınmış. Elleriyle üretimi seçmiş. “Yaşam alışkanlıklardan ibaret olmamalı. Yeniye cesareti bulmak şart” diyor ve bu söyleşiyle biz Bigoody Kadınlarına dönüşüm için cesaret vermek istiyor. Sizce de kulağa çok hoş gelmiyor mu? Haydi, bu keyifli söyleşi için tıklayın gitsin…

Kutludan Seramik’in marka öyküsünü anlatır mısınız? Ne zaman, nerede doğdu Kutludan?

Kutludan Seramik’in öyküsü, benim yaşamımdaki dönüşüm öyküsünün bir parçası aslında. Bolca okullara gittim, iyice işler yaptım. Sonra bir gün, kafayla değil, ellerimle üretmeyi denemek istedim. Ankara’da kurumsal iş hayatım devam ederken, hobi olarak seramiğe başladım. Atölye Çamurdan’da öğrencilik beş yıl devam etti. 2008 yazı sonunda, iş yaşamıma son vererek eşimle Samsun’un kırsalına göçtük. Alışmak, yeni döngüler kurmak bir zaman aldı; Seramik, Ankara’daki hobi olarak kaldı. Kır hayatı, ev yapımı, bahçe işleri derken yıllar geçti; 2014 yazı geldi. 2014 yazında önce evin bir köşesinde seramik yapmaya başladığımda işin nereye varacağını bilmiyordum. Bir yıl geçmeden, bir atölyem ve bir markam vardı: Kutludan Seramik.

Neden bu ismi seçtiniz?

Kendi ismimle bir marka oluşturmak istemedim. İsmim, Bilgi Buluş, daha önceki kurumsal çalışma yaşamımla çok özdeşleşmişti ve bu kimlikten çıkma sürecimde aynı ismi kullanmak ist

emiyordum. ‘Kutludan’ kelimesi böyle bir arama sürecinde, kendiliğinden geldi. ‘Kutlu’nun tınısına, anlam derinliğine sığındım.

Bir ekiple mi çalışıyorsunuz, yoksa?..

Kutludan Seramik’in tek insanı benim. Her işinden sorumluyum; tasarım, üretim, atölye temizliği, resmi işler, sipariş takip, paketleme, web sitesi. Önemli bir istisna, çalışmaları eşim Sunay D

emircan fotoğraflıyor. O güzelim fotoğraflar olmasa web sitesi, e-dükkan olmaz. Detay gibi, ancak çok önemli bir destek. Minnettarım.

Kutludan’ın ürün gamını (sanat eserlerine ürün demeyi sevmesem de bu şekilde sormak kaçınılmaz)nasıl tanımlıyorsunuz?

Kutludan Seramik’te bazı günler tornada olmayı seviyorum, tabak çanaklar yapıyorum. Bazı günler araçsız (tornasız), elde şekillendirmeyi istiyorum. O günler mini evler, hayvan figürleri çıkıyor; özellikle köpekler, atlar, çiftlik hayvanları, bazen yaban hayvanları. Tabak çanakta da tornasız, elde şekillendirme yaptığım oluyor; kalıpsız, ön koşulsuz, simetrisi olmayan şekiller…

Kimlere hitap ediyorsunuz?

Sanırım seramiği seven herkese. Doğal olana, biricik olana değer verene. Kusursuzu değil, özeli güzel görene. İnce, işlenmiş zevklerinde sade olana yer bırakanlara.

Bugüne dek kaç farklı koleksiyona ev sahipliği yaptı Kutludan?

İki yıllık üretim sürecimde, ‘koleksiyon’ diyebileceğim ne var diye düşünüyorum. Henüz yok, bulamıyorum. Belki yavaş yavaş oluşuyor; mesela turkuaz kaseler koleksiyonu. İnekler koleksiyonu. Kuşlar koleksiyonu. Ancak belli belirsiz; her an arkası kesilebilir. “Üç tane yaptım bitti”, diyebilirim.

Yapıtlarınızın tümüne sadelik egemen. Bu bilinçli bir seçim mi? Başka bir deyişle, kendi sanatınızı yorumlama biçiminizi nasıl tanımlıyorsunuz?

Çalışmalarımda sadelik görüyorsanız, ne mutlu bana. Çokluk, bolluk, ayrıntılarla ince ince örülmüş bir yaşamımız var. Sonsuz karmaşa. Bazen anlamak ve işin içinden çıkabilmek için bu ka

rmaşayı çözmemiz gerektiğine inanıyoruz. Oysa ‘sade’ce yaşayabilsek, hiç bir sorun kalmayacak. İnandığım bu iken yaptıklarım farklı olsa büyük bir çelişki olurdu. Çalışmalarımda çoğu zaman tek renk hakim. Formlar stilize, sade. Gerek olmayan tüm ayrıntılar hayal gücüne bırakılmış. Benim kadar senin de eserin olsun mantığı. Daha da sadeleşmeyi diliyorum. Elbette deneye yanıla olacak. Bir detay girecek, iki çıkacak.

Son çalışmalarınız?

Hayvanlar. Özellikle çiftlik hayvanları. İnekler. Bir hikayeleri olan, gezerek otlayan inekler; mutlu inekler. Çiftliklerde az kaldı bunlardan, sandığımızdan çok daha az. Kuşlar. Yaşadığımız deltanın ötücü kuşlarından alıyorum ilhamımı. Evimizi de içine alan Kızılırmak Deltası göçmen ve konaklayan kuşları ile tanınıyor. Köpekler. Köpeğimiz Dost’un ilham verdiği köpekler.

Sizce sanat ürünü kullanılabilir olmalı mı? İşlevsel sanat deyince ne anlamalıyız?

Hiç şart değil; ancak ben seviyorum hayatın içindeki sa

natı. Doğa sakınmıyor sanatını sunmayı; demiyor ki “şimdi zamanı, yeri mi”? Bazen bir ağaç gövdesinde, bazen bir çiçek yaprağında sanatını sunuyor. Öyleyse biz neden hayatımızda sanata ayrı bir alan açıyoruz ve gündelikten uzaklaştırıyoruz. Mutfakta her gün kullanılan bir kase neden sanatsal olmasın?

Hayvanlarla ilgili koleksiyonunuz çok özel. Hayvanlar da sizin için öyle sanıyorum…

Çiftlikte yaşıyoruz. Çevremizde gezen inekler, tavuklar, doğada kuşlar. Evimizde kedilerimiz, köpeğimiz. Öyle olunca, kendiliğinden köpekler, inekler, kuşlar yapmak geliyor içimden. Kaba şekil çıktıktan sonra, adeta can geliyor her birine. Her biri karakteriyle geliyor sanki.

Sanatseverler Kutludan koleksiyonlarına nasıl sahip olabilirler? Belli noktalarda satışınız var mı? İnternet satışınızdan bahseder misiniz…

Kutludanseramik.com sitesinde bir e-dükkanım var.

Mevcut çalışmalarımı orada görebilirler; ayrıca email adresi bırakarak yeni çalışmalardan da haberdar olabilirler.

Gelecek projeleriniz?

Kafamda planladıklarımla elimden çıkanlar örtüşmüyor. O yüzden bırakalım gelsin gelecek olan…