Soprano Etkisi; Selva Erdener

Uzun zamandır etkileyici bir vokal duymamış, bu ülkede nitelikli müziğe inancınız sarsılmışsa, sizleri Selva Erdener ve masalsı sesiyle tanıştırmak isterim. Önceki albümlerini kaçırıp da henüz tanışmamış olanlar için harika bir fırsat olan ‘Biliyor musun?’, özetle, gerçek sesleri özleyenlere hitap ediyor. Erdener’le albümü ve son dönem çalışmalarını konuştuk…

Öncelikle sizi tanıyalım… Nerede doğdunuz ve büyüdünüz? Eğitiminiz?

Ankaralıyım Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuarı’ndan mezun olduktan sonra Devlet Opera ve Balesi’ne solist sanatçı olarak girdim. Halen çalışmaktayım.

Müzik kariyerinize gelirsek… Opera kökenlisiniz, ilk kez ne zaman sahneye çıktınız?

Köken değil, hala soprano olarak opera eserlerini seslendirmekteyim. İlk sahneye çıktığımda 16 yaşındaydım.  Mozart’ın bir liedini seslendirmiştim.

Hangi operalarda rol aldınız? En severek can ve ses kattığınız rol hangisiydi?

La Boheme, Faust, Don Giovanni, Kerem, I pagliacci gibi pek çok operada rol aldım.

İlk albümünüzden bahseder misiniz? Hedef kitleniz kimdi? Nasıl geri dönüşler aldınız?

Albümleri yaparken hedef kitlesi koymuyorum. Ne kadar çok dinleyiciye ulaşırsa o kadar iyi. “Sen sen sen” albümü, oldukça geniş bir kitle tarafından hala severek dinleniliyor. Albüme dair her gün mesajlar alıyorum.

Günümüz pop kültürünün çok dışında bir müzik yapıyorsunuz. Tercih meselesi sanırım…

Evet.

Fazıl Say ile yolunuz nasıl kesişti?

İkimiz de HÜ Ankara Devlet Konservatuvarı mezunuyuz. Aynı zamanda okuduk, benim dönem arkadaşım. Öğrencilik yıllarımızda o piyano çalar ben söylerdim. Hala dostluğumuz devam ediyor.

‘Biliyor musun?’ albümünün ortaya çıkış öyküsü nasıl? Albüm içeriğinden bahseder misiniz?

Albüm uzun bir zamana yayılan titiz bir çalışmanın ürünü oldu . Önce besteciler ile görüştüm sonra şarkıları seçme süreci, daha sonra müzik direktörü İbrahim Yazıcı ile çalıştık, şarkılara karar verdik, sonra, müzisyen arkadaşlarımla kayıt aşaması, Tüm bu süreç 2 yıl sürdü.

Türkiye’de pek çok alanda –sanat anlamında- umutsuz zamanlar yaşıyoruz. Operanın ve deyim yerindeyse nitelikli müziğin geleceğini nasıl görüyorsunuz bu coğrafyada?

Ben umutsuz değilim. Özellikle opera konusunda büyük iş bestecilerimize düşüyor, mesela eserler sipariş edilebilir, yazılan eserler sahnelenebilir. Geçmişten bugüne besteciler her zaman  desteklenmişlerdir ve bugüne kadar gelen tüm eserler bu yolla günümüze kalmıştır.

Fotoğraflar: Arda Aktar