Ve Hayat Fısıldadı; Fazla Şaapma

Siz nasıl severseniz bilmiyorum ama ben, sosyal medya idolünün zeki, esprili ve humanist olanını severim. Gerçek adıyla Ömür Özdemir de böyle biri. Hayatımıza twitter ile birlikte neşe getiren Özdemir, editörlük, oyunculuk derken, yeni çıkan kitabı Fazla Şaapma ile kendi ifadesiyle; edebiyat dünyasına yeni bir soluk getirmekten ziyade, tavla, okey takımı, disko topu gibi şeyler getirme peşinde…

Edebiyat yapmıyor, bilim adamı değil, hayat kurtarmıyor belki ama kırıp dökmeden kendi yolculuğunda çevresine neşe ve umut veriyor. Benim için yaşama anlam katan yanı da bu… Onu övmek için değil, bir kalbe umut olsun, ışık olsun, kendiyle ilgili sorulara, sorunlara odaklananlara örnek olsun diye Ömür Özdemir’i deşifre etmek istedim.

Twitter ile tanışması sıkıntıdan. Sene 2009, internette twitter, Ömür’de sıkıntı, twitter’ın Türkiye’de popüler olmaya başladığı yıllar… Komik görsellere tabiri yerindeyse ‘cuk oturan’ yorumlarıyla herkesin ilgisini çekmeyi başarıyor. Sonrasında, aslında hep yapmak istediği, alt yapısını hazırladığı oyunculuk ve tiyatroyu hayatına katarak, istediği doğrultuda kariyerine yön veriyor. Dizi ve filmlerde rol alıyor. Şu anda ‘Prof. Dr. Üstün Dökmen’le Küçük Şeyler’ gösterisindeki rolüyle tiyatro severlerle buluşuyor. Fazla Şaapma ile takipçilerine yine eğlenceli yeni bir mecra yaratan nev-i şahsına münhasır Ömür Özdemir ile kitabını, kariyer hikayesini ve hedeflerini konuştuk.

Nasıl başladı kariyer yolculuğu? Twitter ile yolunuz ne zaman kesişti?

İşletme mezunuyum. Bir ilaç şirketinde 12 yıl ilaç mümessilliği yaptım. İlaç mümessilliği yaparken sürekli arabanın içinde oturuyordum, oradan oraya sürekli trafikteydim. Cep telefonuyla çok haşır neşir bir işti. O dönem, ikinci evliliğimin de sonundaydım. Dolayısıyla tamamen twitter’a konsantre oldum. Sonrasında, yapabileceklerimi görmek, kendimi keşfetmekti amacım… Bir şeye ne kadar emek verirseniz o kadar karşılığını alıyorsunuz.

Emekle mi geldi takipçiler, yoksa doğallığınız ve samimiyetiniz mi neden oldu?

Emek derken; oraya zaman harcamak gerekiyor. Herkesin bir üslubu var. Aslında ben farkında değildim üslubumun. Yazabileceğimi bile düşünmüyordum. Aslında tam bana göre bir yerdi. Çok kitap okuyan bir insan olmadım hiçbir zaman. Sadece gündemi iyi takip ederim. Bunun dışında, merak ettiğim şeyleri tabi ki araştırırım. Ama bir kitabı bitirmem. Google’a yazarım, bir kitabın iki sayfasını okurum. Yazmayı hiç düşünmedim hayatımda. Oynamayı düşündüm. Ama şu an twitter’dan sıkılmış durumdayım. Zaman geçirmemeye başladım twitter’da. Aslında hiçbir sosyal mecrayı fazla sevmiyorum. İnstagram’ın story kısmı daha çok hoşuma gidiyor. Twitter’ı şu anda sadece orada var olduğum için kullanıyorum. Twitter’ı amaca giden yolda araç olarak kullandığım için, hedeflerime ulaşmamı sağlayan bir yer olduğu için bırakmıyorum. Twitter ünlülüğü misyonum olduğu için bırakmıyorum ama artık çok politik, çok sıkıcı bana göre. Tanımadığım bir sürü insanın siyasi analizlerini, görüşlerini okumak beni çok sıkıyor açıkçası. Zaten normalde arkadaşlarımla da siyaset konuşmam. Eleştirmeyi bir zeka pırıltısıyla seviyorum. Eleştiri konusunda eskiden daha serttim çünkü o zaman mahlas kullanıyordum.

Paylaştığınız video ve görüntüleri kendiniz mi buluyorsunuz, yoksa eş, dost, takipçilerden de destek geliyor mu?

Kendim araştırıyorum. Geçtiğimiz dönem daha güzeldi, eğlenceliydi. Her şey… Gazeteler, dergiler… O dönemleri iyi biliyorum ve özlüyorum. Ekran yüzleri çok eğlenceli tiplerdi.

Twitter sonrası editörlük nasıl başladı?

Levent Kazak ve Elif Dağdeviren ile birlikte Heberler’de metin yazarlığı ile başladım. Piyasaya girişim ilk odur. Sonrasında Okan Bayülgen’in programında metin yazarı olarak çalıştım. Vatan gazetesinde çalıştım. Cengiz Semercioğlu ile radyo programı yaptım. Men’s Health dergisinde yazdım. Sadece internet için Ömür Törpüsü adında 13 bölümlük bir talk show yaptım. Bundan sonra televizyonda iş yapmak isteyen birisi olduğum için, onun bende yeri ayrı. Ona benzer bir program yapmak istiyorum. Şu anda görüşmeleri devam eden, sosyal medya ile entegre ettiğim güzel bir projem var.

Kitap yazma fikri hep var mıydı?

Kitap yazma teklifle geldi… Kitap yazmak gibi bir derdim yoktu. Birkaç kere de reddetmiştim gelen teklifleri. Geçtiğimiz yaz İnkılap Yayınevi’nden teklif gelince artık yazmalıyım dedim. İddiasız değilim ama… İlk defa hayatımda bu kadar iddialıyım. Çevremde beni çok gömecek, olmamış diyecek arkadaşlarıma okuttum. Onlar kitabı beğenince ben de yükseldim. İlk başta bu kadar yüksek değildim. Yayınevi de kitabın çok arkasında. Umarım insanların yüzünü güldüren, iyi vakit geçirmelerine neden olacak bir kitap olur. Kitabın arkasında yazdığım gibi; edebiyat dünyasına yeni bir soluk getirmek gibi bir kaygım yok. Sadece insanlar güzel vakit geçirsinler istiyorum. Okuyanlar öyle olduğunu ve akıcı olduğunu söylüyor.

omur ozdemir

‘Üstün Dökmen’le Küçük Şeyler’in sahne deneyimi nasıl bir his?

Üstün Dökmen hocanın uzun zamandır süregelen gösterisiydi bu… Üstün hoca anlatıyor, biz skeçler oynuyoruz. Üstün hocanın zaten bir kitlesi var. Ve dolayısıyla oyunlarımız dolu geçiyor, güzel geçiyor.

Dizi oyunculuğundan farklı olarak ilk kez canlı performans sergiliyorsunuz bu oyunla? İkisini kıyaslayınca neler fark ettiriyor?

Klasik olacak ama heyecanlı bir şey. Bir tiyatro oyunundan ziyade skeçler olduğu için tam bir tiyatro heyecanı duyduğumu düşünmüyorum. Sahnede olmak bir heyecan yaratıyor ama sanırım tiyatro çok daha farklı bir heyecan olur. Çok şanslıyım. Annemle babam lise yıllarında tiyatro yapmamı istememişlerdi, tartışmalar yaşamıştık. Konservatuar sınavına girmemi istememişlerdi mesela. Bunun gibi şeyler yaşamıştık. Ama şu anda bunu yaşıyor olmak, tiyatro sahnesinde olmak, çok büyük bir hayalin gerçekleşmesi. Özellikle, sürekli gelip izlediğim tiyatro salonlarında şu anda oynuyor olmak… 34 yaşıma kadar ilaç mümessilliği yapmış bir insan olarak benimki; 90 dakikalık maçın 80. dakikasından sonra maça girip iki gol atıp kazanmak gibi bir durum. O yüzden daha güzel benim için. Buna 22-23 yaşımda sahip olsaydım, belki bu kadar değerini bilemeyebilirdim ama 11-12 yıl takım elbise giyip, sakalsız, bana hiç benzemeyen bir tiple aynada bakıştıktan sonra bu işlere girmek, televizyonda gördüğünüz insanlarla beraber çalışıyor olmak çok güzel duygular.

Oyunculuğa nasıl hazırlandınız? Keşfedilme sürecine twitter ünlüsü olmanızın ne derece etkisi oldu?

Ben sadece twitter ünlüsü değilim. Bunun öncesi var. Kendi paramı kazanmaya başladıktan sonra Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde dersler aldım. Bazı atölyelere katıldım. Yaptığımız işler, oynadığımız oyunlar var. Oyunlarımız tabi amatördü, bilet satışlı değildi. Ben bu işin eğitimini aldım. Radyoculuk yaptım, bir emek harcadım. Şu anda görüyorsunuz instagram, snapchat ünlüleri var. O da bizim zamanımızdı. Birçok ünlü vardı. Kimisi yok olup gitti çünkü sürdürülebilir bir yeteneği yoktu. Yazabilirdi, oynayabilirdi ama çoğu yapamadı. Eğer yazamıyorsa kimseyi üç sene Vatan gazetesinde yazdırmazlardı. Bir dizide oynatıp, 32 bölüm oynadıktan sonra tekrar 52 bölümde oynatmazlardı. Demek ki bir şeyler görüyorlar… Ki buralarda bize şans veriyorlar…

Dizi oyunculuğu nasıl başladı?

Oyunculuğu çok istedim. Bir akşam Gani Müjde’nin yeni bir diziye başlayacağını öğrenince enseyi karartıp twitter’da özelden mesaj yazdım. Hem oyunculuk eğitimi alan, hem de sosyal medya ünlüsü olan biri dizide oynasa, bir rol verseniz yazdım. O da bir fırsat verdi.

Kendinizi bir oyuncu olarak nasıl buluyorsunuz?

İyi buluyorum. Yıllarca çok mütevazı oldum. Çok mütevazı olmanın Türkiye’de artıları maalesef olmuyor. Keşke olsa.

Bu uğraşların içerisinde sizi hayal kırıklığına uğratan ya da hayal ettiğiniz kadar kayda değer olmadığını fark ettiğiniz şeyler oldu mu?

Oldu. En büyük hayallerimden biri Okan Bayülgen’in ekibinde olmaktı. Fakat çok da muhteşem bir hayal olmadığını o ekipte çalışınca anladım. Gözümde büyütmüşüm. Kurduğumuz bütün hayaller iyi hayaller olmayabiliyormuş.

Kariyerinizin hangi yönde devam etmesini istiyorsunuz?

Televizyon programı ve tiyatro yapmak istiyorum. Hayat sizi bir noktaya götürüyor. Hani bir laf vardır; “Hayat, siz planlar yaparken başına gelen şeydir” diye… Siz istediğiniz kadar uğraşın, debelenin. Hayat sizi hangi noktaya götüreceğini biliyor. O yüzden kitabın adı Fazla Şaapma. Bunu içinde; sen üzülsen de bazı şeyler için geç kalmış sayılmazsın da var. Fazla üzülme, fazla kasma. Ya da bir şeylere eriştiğin için fazla övünme de var… Her an her şey olabilir hayatta. Beş dakikada değişir bütün işler. Başaramayınca üzülmeye, başarınca böbürlenmeye gerek yok. Çok planlama yapma ama yeter ki bir şeyler için uğraş ver.