Yazarken Kuşlar Kadar Özgür; Merve Başcumalı

 

Herşeyden önce güçlü bir kadın, anne ve edebiyat sevdalısı O. Küçücük yaşlarda başlamış yazmaya. Kelimelerle serüveni halen devam ediyor. Kadın-erkek ilişkilerine ve yaşama bakışını yansıtan ilk kitabı ‘Kalpten Hikayeler’ denemeler tadında hayatı anlatıyor. Ama o aslında Türkiye’de dijital reklam dendiğinde öne çıkan kadın isimlerden biri. Merve Başcumalı ile kitabı ekseninde yaşamı konuştuk. İşte satırlarımıza yansıyanlar…

Öncelikle tanımayanlar için kendinden bahseder misin? Nerede doğdun? Formasyonun… İş yaşamın?..

Kış çocuğu olarak Ocak ayının 3. günü yoğun kar yağışı ile İstanbul Üsküdar’da dünyaya gelmişim, ilkokul öğretmeni bir anne ve çeşitli dillere ana dili gibi hakim olan turist rehberi bir babanın kızı, iki erkek kardeşin ablası ve çok sevgili oğlum, kızım yani ikizlerimin de annesiyim. Özetlersem herkes gibi evlat, anne, abla, dost, sevgili ve herşeyden önce insanım…

Hep yazıyor muydun?

İstanbul’da tamamladığım tahsil hayatımdan sonra babamın da etkisiyle İngilizce dışında Japonca, İtalyanca ve Fransızca öğrenerek ailenin dil kontenjanını doldurdum. İlkokul çağlarından itibaren yazı yazmaya daima ilgim oldu. Kompozisyon yarışması lafını duyar duymaz ben hemen ön sıralarda yer alırdım!

Yıllar içinde gelişen teknoloji ve aldığım işletme eğitiminin etkisi ile dijital alanda ilerlemeyi seçtim, mesleki kariyerime devam ederken yazı yazmaktan da asla vazgeçmedim. Çeşitli dijital yayınlarda yazılarım yayınlandı. Yurtiçi ve yurtdışı dijital reklamın çeşitli dallarında ödüller kazanmış olsam da, kalem ve kağıt huzur bulduğum ve kendini özgürce ifade edebildiğim tek alan.

Kitap fikri nasıl ortaya çıktı?

Aslında cok samimyetle söylüyorum, haydi ben kitap yazsam ya, diye yola çıkmadım, bir arkadaşım internet gazetesi açmıştı ve o dönemde yeni oluşumlardan biriydi internet gazeteciliği… Bana da yazılarınla destek olur musun dedi, seve seve kabul ettim ve haftada iki gün yazmaya başladım. Gayet ciddi bir yayında, orada günlük haberler ve politika konuşulurken, ben tuttum kadın hikayeleri ve ilişkiler üzerine yazmaya başladım. Hatta bir okur yazılarımdan birine ‘e-çölde bir gül’ diye yorum yazmıştı, cok gülmütüm ama o kadar aykırı bir köşeydi ki benimki o ciddiyet arasında bu gelen yorum da gayet mantıklıydı! Sonra bu yazılar biriki birikti ve birgün neden kitap olmasın ki hem çcocuklarım için de güzel bir anı olur dedim.

Kitabın içeriğini oluşturman ne kadar zamanını aldı?

Haftada 2 gün yazıyordum gazetede, kitabımdaki yazılar toplam 2 yılın ürünü diyebilirim.

Denemeler, daha çok bir kadının yaşama bakışı şeklinde. Aşk da var, annelik de var, insanlık halleri de. Sen nasıl tanımlıyorsun kitap içeriğini?

Aslında yaşadığım veya çevremde gördüğüm herşey var kitapta… Evet gündem Türkiye’de aşırı hızlı değiştiği için bazı yerleri okuyuculara eski haber gelebilir ama bazen onları da hatırlamak keyifli oluyor. Mesela yine seçim varmış o dönem, komik birşeyler yazmışım… Ama bugün yine var sonuçta Türkiye’de çoğu şey tekerrürden ibaret, o yüzden hatırlamak da güzel oluyor.

Halen yazmayı sürdürüyor musun? Yeni bir kitap çalışması düşünüyor musun?

Aslında benim en güzel rahatlama metodum yazmak, o yüzden birşeyler beni rahatsız ederse veya kaygı seviyem yükselirse hemen kâğıda kaleme sarılıp birşeyler karalıyorum. Blog açmayı hiç düşünmedim çünkü ben yine yazılarımı biriktirip 2. kitaba dönüştürmek isterim.

Yazmak senin için neyi ifade ediyor?

Kuşlar gibi özgür olmaktır yazmak…

Başka neler yapıyorsun?

Yıllarca kurumsal hayat, birçok şirkette yöneticilik yaptıktan sonra bazı kalıplara sıkışmış olmak bir süre sonra yoruyor insanı. Neyse ki teknoloji hayatımıza girdiğinden beri artık herşey çok esnek, iş yapış şekilleri de değişti, toplantı odaları veya ofisler yerine cafeler var artık hayatımızda… Dolayısıyla ben de değiştim, bir yandan dijital dünyada danışmanlık olarak varolan müşterilerime hizmet veririken diğer yandan da yine kendi şirketimizin bünyesinde canım hayat ortağımla arkeoloji programları çekiyor ve okullarda çocuklara yönelik projeler gerçekleştiriyoruz. Bir yandan da enerjiyi kaybetmemek için renkli ve içindeyken keyif alacağınız işler de yapmak gerek sanırım.

Eklemek istediklerin?..

“Biz büyüdük ve kirlendi dünya”! Keşke bunu değiştirecek güçleri birleştirsek ve yazarak, söyleyerek, çizerek mutlu olarak ele ele versek… Sihirli değnek değdirsek ve “biz büyüdük ve artık temiz dünya” diyebilsek…