Buzdan Bir Kalbe Dokunmak

 

Yanar ellerin, gözlerin, yüreğin… İçindeki sıcaklıkla eritebileceğini sanırsın, inançla, umutla dokunursun o kalbe… Ama buz öylesine sert, kuvvetli soğuğuyla dağlar seni… Canın yanar, uzaklaşayım dersin, çekeyim ellerimi ama nafile… Yapışırsın, kala kalırsın, gidemezsin öyle kolayla…

Sonra sabırla, yavaş yavaş beklersin… Kendini de incitmeden, buzu da kırmadan alışmaya çalışırsın… Bir gün ya buz eriyecek, ya ellerin alıişacak dağlanmaya… Yüreğin alışacak soğuğa… Mutluluk kabullenmektir düsturuyla, içindeki sevme dürtüsünün gücüyle o kalbe alışırsın… Ara ara sızı çoğalır… Ama inat var ya… Umut var ya, sevmek denen birşey var ya hani… Öylesi kuvvetli soğuğa rağmen…

Donmuş birini ısıtabilmek için karla yıkamak gerekir… Yeniden ısıtabilmek için yüreği önce buza döndürmek çare…  Sevebilenler için zor olsa da!

Sızıya son vermek için kopmaktır tek çare…

Buz kesmek, katılaşmak, aynı olmak bir zaman…

Ve bir daha dokunmamak…

Sevebilen bir kalbin merhabasına değin…