Okumak Lazım…

 

Okumak lazım öğrenmek için.
Roman, öykü, araştırma… Her türlü bilgiyi doğru kaynaklardan öğrenmek için okumak lazım. Okuduklarının doğru olup olmadığını da sorgulamak lazım aynı zamanda.
Her şeyden önce de kendini okumak lazım.
Neyi isteyip, neyi istemediğini, ne dediğini, bu dünyaya ne için geldiğini, misyonunu, vizyonunu okuyabilmeli insan.
İçinde bulunduğu durumunu,  konumunu fark etmeli.
Bu durum ve konumdaki kendi iradesinin nereye kadar uzandığının bilincinde ve farkında olmalı.
Değiştirebileceklerini ve bunları nasıl değiştirebileceği konusunda kafa yormalı.
Değiştiremeyeceği yerde kabulde olup, teslim olmayı da içine sindirmeli.
Karanlığa küfretmenin hiçbir yararı olmayacağını, yakabileceği küçücük bir mumun bile , başka mumları tutuşturmaya vasıta olacağını hissetmeli.
Dışında gördüğü her görüntünün içindeki izdüşümünü bulabilmeli. Bulduğunun içinde kendine gelen mesajı da okumalı.
Kendini bilen, insan olmayı ve insan olmanın tüm hasletlerini de bilir.
Başkasının ne dediğinden, ne anladığını okumalı.
Çünkü, her sözcüğün içi, her dinleyen tarafından, kendinin yaşadığı şekliyle doldurulur.
“Sevgi” sözcüğünün içini herkes nasıl sevilip, seviyorsa öyle doldurur mesela.
Hiçbirimiz aynı şekilde sevilip, aynı şekilde sevmiyoruz.
Hiç kimseyi tam olarak anlamak mümkün değil.
Kaldı ki insan, kendisini bile tam olarak anlamakta bu kadar zorlanırken.
Okumak lazım, hem içten hem de dıştan.
Fakat zihin okuduğunu zannedip, kimseyi suçlamadan, yargılamadan, kurgulamadan …
Kendimizden başlayarak okuyup sorguladığımız bir gün olsun.