Yine Bir 8 Mart…

Geçtiğimiz ay Ankara’ya gittim. Bilkent Kadın Çalışmaları Topluluğu’nun düzenlediği 3. Kadın Zirvesi’ne katıldım. 23-24 Şubat tarihlerinde gerçekleşen bu etkinlikten çıkardığım koca bir sonuç var: Kadın dayanışması benzerdir süpervizyon…

Flört ilişkimizde kendimizi sıkışmış hissettiğimizde, ruhen ya da bedenen yara aldığımızda, sokakta tacize uğradığımızda,kafamızı karıştırıp ruhumuzu sıkıştıran sorularla baş başa kaldığımızda, birbirimizi yapmak isteyip de adım atamadığı işler konusunda cesaretlendirdiğimizde, bize neyin iyi geleceğini bildiğimiz halde enerjimiz yetersiz olduğunda elini uzatan birini karşımızda gördüğümüzde kadın dayanışmasının varlığını bu ve bunun gibi birçok örnekle yaşıyoruz. Bundan 5-6 sene öncesine kadar dayanışmanın ne kadar da kıymetli olduğunu bilmezdim. Ne zaman ki kendi sınırlarımı, haklarımı keşfettim ve varlığım için sürekli buna karşı çıkan insanlarla/sistemle çatışmaya, mücadeleye girmeye başladım, işte o zaman her yanımda benim gibi birçok insan olduğunu da anlamış oldum. Bir birey olarak özgürlük, ruhen ya da bedenen sağlıklı bir yaşam için, kendim için mücadele ederken aslında birçok kadının sesi ve bedeni olduğumu da öğrenmiş oldum. Çünkü kadın mücadelesi gökyüzüydü ve altında binlerce, milyonlarca insan vardı.

O milyonların içinden ben iki kişiyle olan ilişkimden bahsetmek istiyorum: Çocukluk arkadaşım Seda, ikizim Başak ve ben. Üçümüzün de üniversiteye geçtikten sonra bambaşka hayatları oldu. Sedoş ile yazdan yaza birkaç kere görüşür olduk. Ancak öyle özlem gideriyor ve o kısa zaman zarfında birbirimize anlatacaklarımız da kısıtlı oluyordu.

Geçen yaz hayatlarımız tekrar farklılaştı ve birbirimize ulaşmamız artık daha kolaydı. Artık hepimiz mezunduk. Ailelerimizin evine dönmüştük. Ritüel haline gelen buluşmalarımızın bir ismi vardı aslında fakat bulamıyordum. Dayanışma olarak nitelendirebileceğim şeyin, bu toplanmalarımızın bir ismi vardı. Aile içerisinde, flört ilişkilerimizde yaşadığımız sorunları her buluşmamızda konuşur ve birbirimizi rahatlatır olduk. Rahatlattık, güç verdik. Birbirimizin deneyimlerini can kulağıyla dinledik. Hiçbirimizin bir diğerinden üstünlüğü olmadığı gibi yaşanılan benzer deneyimler üzerinden beyin fırtınaları gerçekleştirdik. Yaşadığımız iyi deneyimlerle beraber gülmek, onlara sevgi dolu gözlerle bakmak; kötü deneyimleri paylaşırken ağlamak, ağlayana kucak açmak, kimi kötü yaşantıların ağırlığından nasıl kurtulabileceğimiz ve bir sonraki adımımızda ne yapmamız gerektiği hakkında konuşmak… Bu isimlendirmek istediğim ritüelin ismini Ankara’daki dayanışmada bulmuştum: Süpervizyon.

Ben psikolojik danışmanlık ve rehberlik mezunuyum. Akademide bireyle psikolojik danışmamızı gerçekleştirirken süpervizyon alırdık hocalarımızdan. Bir de akran süpervizyonu (intervizyon) vardı. Benim de tam olarak kast ettiğim bu aslına bakarsanız. Süpervizyon gerçekleştirirken haklarımızı, sınırlarımızı öğreniyoruz, keşfediyoruz. Deneyimlerimizi paylaşıyoruz, çoğu zaman birbirimizi çok iyi anlıyoruz ve kendimizi tükenmiş ya da yetersiz hissederken birbirimizi yığılıp kaldığı yerden kaldırırken süper güçlerimizle birbirimizi kahkahaya boğuyoruz. Danışanlarımdan birinde oldukça zorlanmıştım. “Ben yapamayacağım artık, sonlandıracağım danışmamı.” dediğimde intervizyon grubundan arkadaşım Ufuk beni kolumdan tutup kaldırmıştı. Ben toparlanana kadar da her sürecimde benimle ilgilenmişti sınırlarımızı ihlal etmeden. Bunu bana akademide özellikle de saygıdeğer bulduğum bir erkek arkadaşım yapmıştı. Gerçek hayatta ise bu konuda etrafımda bir sürü kadın olduğunu koca bir akran süpervizyonu oluşturduğumuzu görebiliyorum.

İyi ya da kötü günde, hastalıkta ya da sağlıkta sadece karı-koca değil; çok da güzel arkadaş olunuyor. Hem de kökleri dayanışmayla beslenen. Demem o ki, dayanışmak güzeldir.  Dayanışmak güç verir. Buluşmalar, bir arada olmak bizi her anlamda besler. Kahkahamızın sesi, dayanışmamız eksik olmasın!

8 Mart’ ta dayanışmacının gücü ile cam tavanı kırıp gökyüzüne ulaşmak, bir arada oralarda bir yerlerde buluşmak dileğiyle…

 

Not: Bilkent Kadın Çalışmaları Topluluğu, oldukça verimli iki gün geçirdik sizlerle. Emeğinize, aklınıza, ruhunuza sağlık. Teşekkürler!