Kadınlar İş Dünyasında Parladıkça 2020 Türkiye Raporu Yayınlandı

Kadınlar İş Dünyasında Parladıkça 2020

Mercer’in PWN İstanbul ve PERYÖN ortaklığında gerçekleştirdiği ”Kadınlar İş Dünyasında Parladıkça 2020” araştırmasının sonuçları açıklandı.

Türkiye’de ilki 2016 yılında gerçekleştirilen ”Kadınlar İş Dünyasında Parladıkça” (When Women Thrive) araştırmasına o dönemde 40 şirket katılmıştı. 2020 yılında ise Türkiye’den 32’si uluslararası şirketlerin iştirakleri ve 36’sı büyük yerel şirketler olmak üzere 68 şirket araştırmaya katılım sağladı.

Araştırma sonuçlarına göre, son yıllarda Türkiye’deki iş yaşamında cinsiyet dengesi konusunda ilerlemeler kaydedildiği görüldü. Ayrıca, küresel ölçekte şirketlerin %42’sinin bu konuda bir stratejiye sahip olduğunu saptanırken, Türkiye’deki şirketlerin % 34’ünün bir stratejisi olduğunu belirlendi.

FırsatDeneyim ve Ücret Eşitliği şeklinde 3 farklı alana odaklanan araştırmadan elde edilen bulgulara göre; fırsat, deneyim ve ücret eşitliğini sağlamaya ve sonuçta kapsayıcı bir kültür geliştirmeye yardımcı olacak politikaları, uygulamaları ve programları başarılı bir şekilde kurumsallaştırmak için atmaları gereken adımlar konusunda kurumlara rehberlik edileceğinin altı çizildi.

Kadınlar İş Dünyasında Parladıkça 2020

Mercer Global Pazarlama Lideri (Kariyer Bölümü) Işıl Çayırlı Ketenci, kaleme aldığı önsözde toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda odaklanılması gereken noktaları işaret etti:

”Artık Türkiye’de cinsiyet eşitliği konusunda gerçekçi olmanın zamanı geldi. Dünya genelinde bugünün kurumsal liderleri, çeşitlilik özelliğine sahip ekiplerin kurumlara değer kattığını ve daha eşit bir cinsiyet dengesine sahip şirketlerin sahip olmayanlardan önemli ölçüde daha iyi performans gösterdiğini kabul etmektedir. Ancak bizim ülkemizde, işgücünde eşit olmanın hâlâ çok uzağındayız.

Pek çok sektörde kadınlar, ücret eşitsizliği, destek sistemlerinin yokluğu, kariyer geliştirme ve ilerleme fırsatlarına sınırlı erişim gibi birçok zorlukla karşılaşmaya devam etmektedir. Bunlar, yalnızca Türkiye’deki değil tüm dünya genelindeki kurumların karşı karşıya geldiği gerçeklerdir. Bu nedenle biz Mercer olarak altı yıl önce Kadınlar İş Dünyasında Parladıkça adlı araştırma ve danışmanlık uygulamamızı hayata geçirdik. O zamandan bu zamana cinsiyet eşitliği için yapılabilirlik analizini ortaya koyduk ve ilerleyişi hızlandırma ve işi sonuçlandırma konularına odaklandık.

Bu araştırmaya yatırım yapmaya devam etmekteyiz çünkü çeşitlilik ve kapsayıcı bir iş ortamının yalnızca işletmeler değil tüm toplum için iyi olduğuna inanmaktayız. Mercer’in, Türkiye’ye özgü sonuçları paylaştığını duyurmaktan büyük mutluluk duymaktayım. Bilgiler, pek çok sektördeki kurumun 130.000 çalışanı ile yapılan araştırmalardan elde edilmiştir.

Sonuçlar sizi şaşırtabilir. Umarım size de bana verdiği gibi ilham ve motivasyon verir. Gerçekten de Türkiye’de araştırma sorularına cevap verenlerin %94’ü, çalıştıkları kurumun hâlihazırda çeşitlilik ve kapsayıcı iş ortamını geliştirme konusuna odaklanmış olduğunu bildirmiştir. Bu, büyük bir çoğunluk anlamına gelmekle birlikte inanılmaz derecede de olumlu bir işarettir. Yine de biz kurumsal liderler olarak, kadınların işgücündeki ve özellikle de anne olduklarında evdeki rolleri hakkında geleneksel yaklaşımların ele alınması da dâhil olmak üzere kadınların ülkemizde karşılaştığı zorlukları aşmak için çok daha fazlasının yapılması gerektiğini bilmekteyiz. Büyük bir ilerleme kaydedilmesine rağmen, Türkiye’de kadınların rolü hakkındaki bazı geleneksel görüşler pek çok kişiyi çekingen davranmaya yöneltmektedir.

Cesaret verici bir nokta ise hükümet liderlerinin, işgücü ve toplum içindeki cinsiyet dengesini iyileştirmenin ve bunu başarmanın öneminin farkında olmalarıdır. Aslında eşitlik ve kadın hakları, tüm siyasi partilerin seçim konuşmalarının ve bildirilerinin temel ilkeleri haline gelmiştir. Eylemler yavaş ve çok küçük adımlarla atılsa bile siyasi liderlerimizin harekete geçmiş olduğunu görmekteyiz.

Henüz daha geçtiğimiz yıl devlet, iyileştirilmiş koşullar içeren annelik ve emzirme izinleri ve doğumdan sonra kadınların işlerine geri dönebilmelerini desteklemek için daha iyi kreş ve gündüz bakım seçenekleri dâhil olmak üzere kadınların işgücüne katılımını artırmak amacıyla yeni programlar başlatmıştır. Babalık izni de üç günden beş güne uzatılmıştır.

Daha fazla cinsiyet eşitliği için yapılan çağrı, BM Kadınları tarafından başlatılan küresel HeforShe hareketini benimseyen ülke çapındaki kurumlarla daha da yayılmıştır. Ülkemizin en başarılı futbol kulüpleri bile maçlar sırasında HeforShe mesajlarını iletmiş ve özel sektör şirketleri, özellikle Koç Holding, kampanyayı ve kampanya hedeflerini kamuoyu önünde sahiplenmiştir.

Bununla beraber belki de cinsiyet eşitliği için en büyük itici güç, Y jenerasyonu ve şu sıralarda işgücüne girmekte olan en genç Z jenerasyonu grubundan gelecektir. Türkiye’de ve tüm dünyada bu nesiller hedef odaklı kurumların sesli savunucularıdır. Ne yaptıkları ve kimler için çalıştıkları hakkında iyi hissetmek, başka bir deyişle doğru olanı yapan, tüm organizasyona nüfuz eden net değerlere sahip ve tüm çalışanlara adil ve eşit davranan bir kurumda çalışmak istemektedirler.

Peki, cinsiyet eşitliği ve gerçek anlamda çeşitlilik ve kapsayıcılık için kayda değer ne yapmak gerekir?

Kadınlar İş Dünyasında Parladıkça 2020 araştırmamız, bir araya geldiklerinde gerçek değişimi yaratacak üç faktör ortaya koymuştur. Cinsiyet eşitliği aşağıdaki özelliklere sahip kurumlarda yükselebilir:

1.Kararları iletirken veri odaklı içgörüler kullanmak ve başarıyı ölçmek için Mercer’in Internal Labour Market Analysis® (İç İşgücü Pazarı Araştırması – ILM) haritalama yöntemi gibi değerlendirmelerden yararlanmak.

2. Değerlerin suistimal edilmesine izin vermeyen net ve görünür hedefler koymak.

3. Kültürü ve davranış biçimini en üstten alta doğru yaymak: Değişimi yönlendirmek üzere harekete geçme ve çalışanların katkısını sağlama konularında kesin bir liderlik taahhüdü.

Kurumlar; cinsiyet eşitliği, çeşitlilik ve kapsayıcı iş ortamının gerektirdikleri konusunda hemfikir; o halde ilerleme neden bu kadar yavaş? Liderlerin yeteri kadar hesap verme sorumluluğu almadığını düşünüyorum. Yalnızca çeşitlilik ve kapsayıcı iş ortamının ticari değerine inanmakla kalmayıp aynı zamanda sorumluluk alarak bu değerlerin zorunluluktan değil kültürün güçlü bir bileşeni olarak kurum genelinde yaygınlaşmasını sağlayacak liderlere ihtiyacımız var.

Mercer’de biz, etki etme yönünde fırsatlar bulmak için kendimize, liderlerimize, süreçlerimize ve programlarımıza rutin olarak katı ve nesnel bir şekilde bakmaktayız; örneğin, bir iş etki analizi yaptık ve cinsiyet çeşitliliği daha fazla olan proje ekiplerinin %28 daha yüksek başarı oranlarına sahip olduğunu gördük.

Önyargıları, özellikle de işe alımdan sorumlu personeli kendisi gibi görünen, konuşan ve düşünen insanları işe almaya ve geliştirmeye yönlendiren kasıtsız önyargıları ortadan kaldırmak için politikaların, süreçlerin ve programların sıralı ve birbiriyle bağlantılı olması gerekmektedir.

Bunlar, zorlayıcı hedef ve arzulardır; ancak bunlara göre şekillenen kurumlar kendilerini ve çalışanlarını daha iyi bir gelecek için güçlendirecektir. Türkiye’den bu araştırmaya katılan kurumların, ülkemizde bir değişim gücü oluşturacaklarına ve diğer kurumların da onları takip etmesi için ilham verici birer model olacaklarına şiddetle inanmaktayım.

Ayrıca, bu yılki raporun hazırlanmasında sağladıkları destek ve işbirliği için iki ortağımıza teşekkür etmek istiyorum. Profesyonel İş Kadınları Derneği (PWN) Türkiye, sürekli ve paha biçilmez stratejik rehberlik sağlamıştır. Çalışmada araştırma ortağımız olarak görev yapan Türkiye İnsan Yönetimi Derneği (PERYÖN) olmadan da bu projeyi tamamlayamazdık. Her ikisine de minnettarlığımı sunuyor ve ortaklığımızın devamını diliyorum.”

Raporun tamamına ulaşmak için tıklayınız.