Beyoncé: ‘’Sahip olduğum rollerin hepsiyle mücadele etmek oldukça stres verici’’

25 yıllık sanat kariyerinde sayısız başarıya imza atmış olan, tüm zamanların en başarılı müzisyenleri arasında gösterilen 23 Grammy ödüllü Beyoncé Knowles-Carter, sanatçı kimliğinin yanında kendi sektöründe bir iş kadını ve CEO olarak varlık gösteriyor. Son yıllarda müzik kariyerini aynı zamanda politik duruşunu ifade etmek için de kullanan Beyoncé, özellikle toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın hakları konusunda dünya çapında bir ilham kaynağı olarak görülüyor.

Kariyerinin zirvesindeyken iki kere doğum yapan sanatçının 2011 yılında yaşadığı düşük ve 2017 yılında ikiz çocuklarına hamileyken geçirdiği acil sezaryan operasyonu zor günler geçirmesine sebep olmuş. Açıklamalarında anneliğin ve beraberinde yaşadığı sağlık sorunlarının hayata bakış açısını derinden etkilediğini ifade ediyor.

ELLE dergisine verdiği röportajında stres, öz bakım gibi konuların yanı sıra, hem çalışan anne hem de bir iş kadını olmaya dair söyledikleri tüm okuyuculara ilham verecek nitelikte. Bu başarılı kadının, hedeflerine ulaşırken üstesinden geldiği zorluklar karşısında nasıl hareket ettiğini okumak sizleri de oldukça etkileyecek.


 

Bu yazı, ELLE dergisinin Ocak 2020 sayısında yayınlanacak olan Beyoncé röportajının belli kısımlarını içermektedir.

 ”HEPİMİZ FARKINDA OLDUĞUMUZDAN DAHA FAZLA GÜCE SAHİBİZ.” -Beyoncé

Hayat bana ihtiyacım olduğunu bilmediğim dersler vermeye başladığında, yaşamın daha derin anlamları üzerinde düşünmeye başladım. Artık ‘’başarı’’ olgusu benim için daha farklı bir anlam taşıyor. Tüm acıların ve kayıpların da aslında bir hediye olduğunu öğrendim. Hamileliklerimde yaşadığım düşükler, bana başkasına annelik yapmadan önce kendime annelik yapmayı öğretti. Blue’dan sonra, hayatın amacını bulmaya dair olan araştırma sürecim daha da derinleşti. İlişkimde öldüm ve yeniden doğdum, bu durum kendimi bulma sürecimi daha çok güçlendirdi. Benim için geçmişe gitmek çok zor. ‘’Bir numara’’ olmak artık önceliğim değil. Gerçek kazancım, sanat yapmak ve benden sonra yaşayacak bir miras bırakmak. Bu yeterince doyurucu.

-Çalışma sürecin nasıldır? Nereden başlarsın? Fikirlerini nereden alırsın?

Beyoncé: Yeni bir projeye imza atacağımız zaman, ekibimi dua etmeye götürürüm. Hepimizin ortak bir niyeti olduğundan ve bunun derin anlamlarını anladığımızdan emin olmak isterim. Her zaman kendim için en iyisini yapmaya çalışıyorum, etrafımdaki herkesi de aynısını yapmaları için destekliyorum. Neticede, ben sahip olduğum her şeyi ortaya koyuyorum. Ortaya çıkardığım ürün dünyaya yayıldığında ise peşini bırakıyorum. Çünkü o noktadan sonra artık sadece benim olmuyor.

Beyoncé, ikiz bebekleri Sir ve Rumi ile birlikte
Kaynak: Instagram

-Seni strese sokan şey nedir? Her zaman çok kontrol altında gözüküyorsun.  

B: Beni en strese sokan şey işimi ve hayatımı dengede tutabilmek. Çocuklarımla ilgilendiğimden emin olmak istiyorum. Blue’yu okula bırakırken, Sir ve Rumi’yi aktivite çalışmalarından alırken, eşimle bir akşam yemeğine çıkarken ve akşamları ailemle vakit geçirmek için evde olmam gerekirken bir şirketi yönetmek oldukça zor olabiliyor. Bu rollerin hepsine karşı mücadele vermek oldukça stres verici ama bunun tüm çalışan annelerin hayatı için geçerli olduğunu düşünüyorum.

-Kendine nasıl özen gösteriyorsun? Öz bakım (Self-care) denilen şeye inanıyor musun?

B: Markamın adı (Ivy Park) , genç bir kadınken gücümü ve dayanıklılığımı oluşturduğum parkın adından geliyor. Orada sürekli koştum, antrenman yaptım ve bu aradan geçen onca yıldan sonra dahi ruh halimin stabil kalmasına yol açtı. Orası, vücudumu dinlemeyi öğrendiğim ilk yerdi. Birçoğumuz, ‘’ebeveynlerim süper kahraman olsalardı nasıl olurdu?’’ diye düşünerek büyüyor. Çoğu kadın, belirtileri reddetmeye şartlanarak kendilerine sürekli ‘’Dayan, sabret’’ diyor ve kendinden başka herkese iyi bakıyor. Ben artık o insanlardan değilim. Zorlu bir hamilelik süreci geçirdikten sonra, 1 yıl boyunca sadece sağlığıma odaklandım. Homeopatik (benzeri benzer ile tedavi etmeye dayalı alternatif tıp sistemi) ilaçlar üzerinde araştırma yaptım. Artık reçeteye dayalı hiçbir ilacı vücuduma sokmuyorum. Uyguladığım diyet oldukça önemli olduğu gibi, ayrıca akupunktur, meditasyon, vizüalizasyon ve nefes egzersizlerine de başvuruyorum.

-Hakkınızdaki olumsuz yorumlara hiç tepki gösterdiniz mi?

B: Evet, ben bir insanım. Kırılgan ve hassas zamanlarımda kendime güçlü olduğumu hatırlatmaya çalışıyorum. Tanrı’ya şükür, bunca yıldan sonra çoğu olumsuz yorum üstümden sekip gidiyor diyebilirim.

-Sadece bir kazak giyip, yanında güvenlik görevlileri olmadan yürüyüşe çıkmak istediğin oluyor mu?

B: Tabii ki!

-Kariyerindeki 25 yıldan sonra, hala kendini nasıl kaybetmedin?

B: Öngörülebilir rock yıldızı yaşamı bir efsane. Başarılı olmak için işlev bozukluğunu kabul etmek gerektiğine inanmıyorum. Fakat bu benim zorluklar yaşamadığım anlamına da gelmiyor. Hayatın bir gün herkese getirebileceği acıları ben de yaşadım. ‘’Ün varsa drama da olmalı’’ tarzındaki bakış açısını değiştirmeye çalıştım. Bu sizin zorlukların üstesinden nasıl geldiğinizi, bunları kendinizi geliştirmek için nasıl kullandığınızı gösterir. Etrafımda gerçek olan şeyleri tutmaya çalışıyorum.

-Şirketinin yönetim kurulu başkanı ve CEO’su olarak Parkwood Entertainment içerisindeki kadın yöneticilerin eşit söz hakkına sahip olmalarını garanti altına almak için aldığınız önlemler nelerdir?

B: Kadınları işe almak benim için hep çok önemli olmuştur. Her zaman duyulamayanlara ses olmanın ne kadar önemli bir şey olduğuna inandım. Şirketimin ilk başkanlarından biri kadındı. Şu anki genel müdürüm, yapım yöneticisi, halkla ilişkiler yöneticisi ve diğer yöneticilerimin hepsi kadın. Kadınları sadece olmuş olsunlar diye değil, yönetmeleri ve liderlik etmeleri için işe alıyorum. Daha dengeli ve iş için en iyisinin ne olduğuna karar verirlerken daha şefkatli olduklarına inanıyorum. Kişisel ajandaları yerine büyük resmi görebiliyorlar. Çoğu kadın oldukça sadık ve bir işin sonunu getirene kadar devam ettirebiliyor.

-Herkesin kilosu değişkendir. İnsanların görünüşün hakkında yorum yapması sana nasıl hissettiriyor?

B: 15 yıl önce biri bana gelip vücudumun birçok farklı değişim yaşayacağını, kıvrımlarımla birlikte daha kadınsı ve kendimden emin hissedeceğimi söyleseydi kesinlikle inanmazdım. Fakat çocuklar ve annelik, bana fiziksel görünüşümden çok kendime değer vermeyi öğretti. İnsanların söylediklerini umursamamak ve kendinden taviz vermemek kişiyi en çok özgürleştiren şey. Ayrıca, gerçek güzellik sizin göremediğiniz bir şey. İnsanların başkalarını eleştirmek yerine, güzelliği keşfetmeye odaklanmalarını diliyorum.

Beyoncé, kendisi gibi müzisyen olan eşi Jay-Z ve 3 çocuğu ile birlikte
Kaynak: ”Making The Gift” Belgeseli , ABC Entertainment

-Yönetim kurulu başkanı, dünya çapında bir sanatçı gibi özelliklerinin ve Kraliçe, Yoncé gibi unvanlarının arasında sana en çok keyif veren hangisidir?

 B: Blue, Rumi ve Sir’ün annesi olmak.

-Cevaplamaktan en çok nefret ettiğin soru nedir?

B: ‘’Hamile misin?’’ Yumurtalıklarımı rahat bırakın!

-Favori kelimen nedir? En az favori olanın?

B: En az favori olanım: Hayır. Favorim: Neden???


 

Kitap Önerisi: ‘’Kendimi Özledim: Çalışan Annenin Hayatta Kalma Kılavuzu’’ – Şirin Yelmen Oktar

Çalışan annelik rolünü anlamak ve anlamlandırmak adına okuyucularına kendi içinde bir keşif yolculuğuna çıkma fırsatı tanıyan bu kitap, çalışan annelerin yaşam döngülerini yeniden tasarımlandırdığı yolculukta, sadece annelik ve iş hayatının sorunsallarına değinmekle kalmıyor. Sunduğu çözümlerle birlikte yeni bir yaşamı oluşturmanın kılavuzu olma görevi üstleniyor. ‘’Başkasını suçlamak kolay, kendini dönüştürmek zor!’’ düşüncesi eşliğinde ‘’Tabi sana hayat kolay çocuk yok’’ cümlelerinin avutuculuğuna meydan okuyan yazar, her bölümün sonunda ‘’Şimdi Sıra Sizde’’ diyerek okuyucularının cevaplarını da sürece dahil ediyor.

 


Kaynak: https://www.elle.com/culture/celebrities/a29999871/beyonce-ivy-park-adidas-interview/ (Röportajın tamamını, orijinal dilinde okumak için lütfen linke tıklayınız)