Japonya Merkez Bankası’nda 138 Yıl Sonra İlk Kadın Yönetici

Tokiko Shimizu / Fotoğraf: The Asahi Shimbun

Tokiko Shimizu, Japonya Merkez Bankası’nın 138 yıllık tarihindeki ilk kadın yönetici oldu. Ataerkil kültürün hâkim olduğu ülkedeki bu gelişme, Japon kadınlarının toplumsal cinsiyet eşitliğine ulaşma mücadelesi adına umut vadeden bir gelişme olarak görülüyor.

Japonya Merkez Bankası’nın yaptığı açıklamaya göre, 55 yaşındaki Tokiko Shimizu, bankanın icra müdürlüklerinden birinin başına getirildi. 1987 yılından beri kurumda çalışan ve öncesinde kurumun Avrupa Genel Müdürlüğü’nde üst düzey yöneticilik yapan Shimizu, kariyeri boyunca bankanın finansal piyasalar ve döviz işlemleri bölümünde çeşitli görevlerde bulundu.

Bankanın kadın yönetici oranı %13

CNN International’ın haberine göre, 1882 yılında kurulan bankanın yüzde 47’sini kadın iş gücü oluşturuyor. Ancak bankanın yönetici görevlerinin sadece yüzde 13’ünde kadınlar bulunuyor.

Japonya’nın toplumsal cinsiyet eşitliği karnesi ne durumda?

Geleneklerin egemenliğinin yoğun şekilde hissedildiği Japonya’da 1860’lara dek hüküm süren samuray geleneği ”kadının yeri evi, çocukları ve kocasının yanıdır” düşüncesinin normalleştirilmesine neden oldu. Uzun yıllar dışa tamamen kapalı kalan ülkede 1865 yılında başlayan Meiji Restorasyonu’na dek kadınların toplumsal hayattaki yeri sıfıra yakındı.

1871 yılında Japonya İmparatoriçesi’nin himayesinde Amerika’ya eğitim görmeye giden kız öğrencilerin misyonu, annelik görevini öne çıkaracak şekilde “geri döndüklerinde Japonya’yı yönetecek erkeklerin yetişmesine yardımcı olmak” olarak belirlenmişti. Kadınlığı annelik rolüne hapsetmiş olan bu anlayış hâlâ kırılabilmiş değil.

Dünya Ekonomik Forumu’nun açıkladığı 2018 Dünya Cinsiyet Uçurumu Raporu’na dahil olan 149 ülke içinde Japonya 110’uncu sırada yer alıyor. Aynı rapora göre Japonya’da kadınlar “eğitime erişebilirlik” kriterinde dünya sıralamasında 64’üncü olsalar da, özellikle “politikaya katılım” ve “ekonomiye katılım” konularında alt sıralarda yer alıyorlar.

Japon Eğitim Bakanlığı verilerine göre Japonya’da kızların yüzde 50,1’i ve erkeklerin yüzde 56,3’ü üniversiteye kayıt oluyorlar. Bu sonuçlar, Japonya’da kızların başlangıçta üniversite eğitimine istekli olduklarını, ancak yaşlanan ebeveynlere bakma zorunluluğu ve mezun olduktan sonraki ağır iş ve yaşam şartlarının hem çalışıp hem ev kurma, hem de çocuk yapmalarına olanak tanımadığını gösteriyor.

Japon kadınlar çalışmaya devam etseler bile aynı işi yapan erkeklerle aralarındaki maaş farkı gitgide açılıyor ve ülkede her yıl çok sayıda nitelikli üniversite mezunu kadın, cinsiyet ayrımcılığı veya psikolojik tacizden dolayı işten ayrılmak zorunda bırakılıyor.


Kaynak: Sözcü, BBC Türkçe