Annelik Zor Zanaat…

Biz kadınların günlük yaşamımızda aynı anda oynamamız gereken bir dolu rol var. Eş, anne, kız kardeş, kız evlat, iş arkadaşı, patron ve en önemlisi kendimiz olmak. Üstelik tüm bu roller için insanların bizden bekledikleri birbirinden farklı istekler var. Her an birşeyler talep ediliyor olmak ise bir noktadan sonra insanı tüketip, adeta iflahını kesen bir durum. İşin sonunda kendimizi yorgun, bitkin ve duygusal olarak sıfırı tüketmiş ve depresyonda olarak bulmak da var üstelik! Peki bu seviyeye nasıl ve neden geliyoruz? Buradan çıkış yolu ne? Bu seviyeye gelmek elbette bir anda olmuyor, bu süreci etkileyen en önemli oluşum ise anne olmak! Dünyanın en güzel duygusu için elbette biraz yorulmaya değer. Ama bu yorgunluk zaman içinde içinden çıkılmaz bir hale geliyorsa, o noktada durup düşünmeliyiz. Anne olmanın yükünü hafifletmek için önereceğimiz yöntemlere bir göz atın. Pişman olmayacaksınız…

Uyku Öncesi Ritüeli…

Biz anneler ne kadar uyursak uyuyalım, hep uykusuz hisseder, akşamları kanepede enerjimiz tükenmiş olarak buluruz kendimizi. Dinlensek de dinlenmesek de meşgul aklımız yorgun bedenimizi sürükler durur oradan oraya. Bu durumda ne mi yapmalı? Lütfen ama lütfen, öncelikle bir uyuma rutini belirleyin kendinize. Belirli bir saatte uymaya çalışın. Mümkünse uyku öncesi sıcak ve rahatlatıcı bir içecekle kafanızı dinlendirin. Bunun için papatya çayı bire birdir örneğin, aklınızı sakinleştirip rahatlamanızı sağlar. Yastığınıza damlatacağınız bir damla vanilya yağı da çok iş görür. Yastığınızın altına minik bir parça ametist koymanızı da ayrıca öneririz.

Nefes Kontrolü
Gün boyunca hep sınırlarda dolaşmak olaylardan çabuk etkilenmenize ve hızlı tepki vermenize neden olabilir. Size tavsiyemiz, gün içinde sessiz bir yerlere kaçmak için zaman yaratın. (Bu kısa bir tuvalet molası bile olur, nasıl iyi geldiğine şaşıracaksınız!) Gözlerinizi kapatarak kendinizi gevşetmeye başlayabilirsiniz. Burundan nefes alıp ağızdan nefes vermek bedeninizi rahatlatmaya yardımcı olacaktır. En azından beş nefesten sonra gözlerinizi açtığınızda, tazelenmiş aklınızla geri döneceksiniz!

‘Ben’ Zamanı

Uzun annelik yolunun başlarında, önce içimize kapanır, sosyalleşmek için dışarı çıkmayı değil kanepede dinlenmeyi tercih etmeye başlarız. Giderek kahve buluşmaları çekicililkten uzak hale gelir ve evde rahat küçük dünyamızda olmayı tercih edebiliriz. Aslına bakarsanız etmeliyiz de… Bir süreliğine içe dönük olmakta bir problem yok.

Bu durumda yapmanız gereken kendi başınıza kaliteli zaman geçirmek, vücudunuz ve aklınızı tazelemek. Buna ‘ben zamanı’ adını verebilirsiniz. Bu zamanda yatağınızda favori kitabınızı okuyabilir, bir bardak şarapla köpüklü bir banyo ya da yeşili bol bir mekanda güzel bir koşu yapabilirsiniz. Kendinize mutlaka ‘ben zamanı’ yaratın. Çünkü bu bir lüks değil kendi varlığınız için bir gereklilik.

Yapılacaklar Listenizi Kısaltın

Durun tahmin edelim; yapılacaklar listesi o kadar uzun ki nereden başlayacağınızı bilmiyorsunuz. Gerçekte herşeyi erteliyorsunuz çünkü bir yerden sonra beyhude geliyor. Sakin…

Listeye bütün olarak bakmayın, çünkü uzunluğu çok iç karartıcı olabilir. Bunun yerine öncelikli hale getirin ve bir tanesini seçin. Önemli olan küçük ve yönetilebilir adımlar atmaktır. Sadece bir maddenin tamamlanmasına odaklanın ve diğer yapılacakları düşünmeyi bırakın. Unutmayın, siz sadece bir kişisiniz, yavaşça ilerlemeniz çok normal.

Kendinizi İfade Edin

Çok fazla duygu bir araya gelince büyür, büyür ve dağlar gibi görünebilir. Böyle bir durumda kendinizi ağlamaklı hissedebilirsiniz. Unutmayın, bastırdığınız tüm duyguları zamanı geldiğinde ifade etmelisiniz. Bırakın göz yaşlarınız aksın. Sinir sisteminizi temize çekmek için ağlamak belki de en iyisi. Gözlerinizi kapatın, iki ayağınızın üzerinde durun. Derin bir nefes alın ve yere doğru çekildiğinizi hayal edin. Aynı anda ayaklarınızdan saldığınız köklerin yerde daha derinlere ilerlediğini ve dünyaya daha sıkı bağlandığınızı düşleyin. Sonra yavaşça gözlerinizi açın. Çok daha iyi hissedeceksiniz…