Saçlar Da Yaşlanır

Saçlar, ilk izlenim için kimlik kartı gibidir. Bakımlı ve fönlü bir saç, topuz, at kuyruğu, kısa, uzun, kıvırcık, sarışın, kızıl ve daha onlarca model ve renkte saçlar, bizim kişiliğimiz hakkında aslında çok şey ifade eder. Saçlara bakıp, kişilik analizi yapmayı hepimiz bilemesek de, en azından karşımızdaki kişinin ruh halini anlayabiliriz. Kendimizden yola çıkalım, sıradan bir gün ve sabah kalktığınızda kendinizi çok mutlu hissettiniz. Önce nasıl görüneceğinizi planlamaz mısınız? Mesela kıyafetiniz, sonra saçlarınız ve en son makyajınız için ayna karşısında kalmaz mısınız? Ya da kuaföre gittiğinizde, saçlarınız güzelse makyaj da yapar bir dolaşmaya çıkmaz mısınız? Bir de tersini düşünelim. Bir gün önce kuaföre gittiniz  ama o sabah biraz keyifsizsiniz. Üzerinize herhangi bir şeyi geçirip, saçlarınız uzunsa özensizce toplayıp ya da kısaysa taramadan çıktığınız olmadı mı hiç?

İşte asıl mesele de bu, saçlar her haliyle bizi yansıtırken onların bakımı konusunda cildimiz kadar hassas olamıyoruz. Saçlarımıza da yaz ve kış için ayrı bakımlar yapılması gerektiğini, tıpkı tenimiz gibi saçlarımızı da UV ışınlarından korumamız gerektiğini, onların da bir bebeklik – gençlik – yaşlılık dönemi olduğunu unutmamak gerekiyor. Saçlarımızda diğer tüm organlarımız gibi yaşlanır. Onların da ilk günkü gibi canlı, parlak ve gür olması için bakımını ihmal etmemeliyiz.

Saç bakımında en önemli konu saçın derinlemesine nemlenerek, beslenmesidir. Yaşayan canlı bir organizma olan tırnaklar ve saçlar için ağız yoluyla alınan keratin takviyeleri de büyük önem taşır. Şampuandan taramaya, kurutmaya, boyamaya kadar her bir uygulama saç sağlığı için çok önemlidir.

Saç bakımında bilmeniz gerekenler;

Öncelikle saçlarınıza uygun bir şampuan seçmelisiniz. Saçlarınız çok kuru ise; daha yumuşak içerikleri nedeniyle sedefli şampuanları tercih edebilirsiniz. Eğer uygun bir saç bakım kremini uçlara uygularsanız, kuruluktan dolayı oluşan kırılma ve dökülmeleri de engellemiş olursunuz. Şeffaf ya da mat yapılı şampuanlar genellikle yağlı saçlar için uygundur. İçeriği kuru olduğu için saçlarınızı yağdan arındırmanız kolay olacaktır. Tabi bir de şampuanı direk saçınıza dökmemelisiniz. Elinize aldığınız şampuanı çok az sulandırarak, uçlardan diplere doğru nazik hareketlerle yaymalı ve saç diplerinize dairesel hareketlerle masaj yaparak yedirmelisiniz. Şampuan kalıntıları saçlarınızı mat göstereceğinden, çok iyi durulamalısınız. Saçınızı sık taramak da, saçların kırılmasına neden olur, bu nedenle ihtiyaç olduğunda taramanız gerekir. Eğer dolaşmışsa; zorlamadan, nemlendirici bir yağ veya sprey ile yumuşatmanızı öneririm. Çok sıkı toplamak, jöle veya sprey ile yatmak ve sonrasında taramak, saçın kapalı kalması da saçınızın yıpranmasına sebep olabilir.

Saç bakımında ekonomik ve işe yarayan yöntemlerden bir tanesi, bakım yağlarıdır. Saçlarımız da tıpkı cildimiz gibi su kaybeder. Bu su kaybını önlemek için kullandığımız bakım yağları, nemin içerde kalmasına yardımcı olur. Tek başına bir yağ kullanabileceğiniz gibi, özel karışım saç bakım yağlarından da faydalanabilirsiniz. Burada da yine dikkat edilecek konu, saçınıza uygun bir bakım yağını, doğru miktarda ve doğru aralıklarla kullanmak olacaktır.

Çeşit Çeşit Yağlar…

Badem yağı, özellikle kalın telli saçları yumuşatırken, A, B ve E vitaminleri ile de saçları besler. Jojoba yağı, güçlü saçlar çıkmasını sağlarken, saçın uzamasına ve gürleşmesine yardımcı olur. Menekşe Yağı, kuru saçları nemlendirerek daha canlı ve parlak olmasını sağlar. Zeytin yağı, kalın telli saça elastikiyet ve parlaklık verir. İnce telli saçlarda kullanılması çok önerilmez. Hindistan cevizi yağı, güçlü bir saç yapısı oluşmasını sağlarken, kırılmaları önler. Avokado yağı, nemlendirir ve güç kazandırır. Biberiye yağı,  saç derisine nüfuz ettiğinden, kaşıntı ve kuruluğa iyi gelir. Fındık yağı, kepek oluşumuna en güzel çaredir. Argan yağı, saçları nemlendirirken daha parlak ve canlı görünmesini sağlar, elektriklenmeyi önler. Son yıllarda revaçta olmasının en büyük sebebi, saf argan yağında bulunan Omega 3-6-9 yağları, E vitamini gibi değerli bileşenlerin doğal içeriğinde yer almasından kaynaklanıyor.

Bunların dışında, herhangi bir markanın saç bakım yağını almayı tercih ettiğinizde içeriğini mutlaka gözden geçirmenizi öneririm. Mineral ve parafin olan içeriklerden uzak durmanız gerekir. Bilinenin aksine ıslak saçı taramak onların yıpranmasına sebep olur. Saçlar ıslakken güçsüzdür. Saçlarınızı hafif bir şekilde, havluyla suyunu alarak kurutmaya başlamalısınız. Suyunu aldığınız saçınıza uygun bir bakım yağını bu aşamada sürebilirsiniz. İyice kuruttuktan sonra ise tarayabilir ve şekillendirebilirsiniz.

Saçınızın özellikle uçları şekil almıyorsa, parlak değilse ve kolay kırılıyorsa artık yaşamıyor diyebiliriz. Kırıklar ve kuruluktan dolayı yıpranan saç uçlarını; en azından hava alacak kadar sağlıklı olan yerinden kestirmeniz gerekecektir. Profesyonel bir Omega 3, amino asit ve protein bakımı ya da nem maskeleri ile saçınızı biraz kendine getirebilirsiniz. Profesyonel ya da medikal bir bakım önermemin sebebi, saç diplerine ya da kafa derisine yapılan masajın etkisinin yüksek olması. Evde kendinizde uygulayabilirsiniz elbette.

Kepek sorunu yaşıyorsanız, bir dermatolog ve beslenme uzmanına görünmenizi tavsiye ederim. Yedikleriniz de kepek oluşumuna destek olduğundan, beslenme düzeninize dikkat etmeniz gerekebilir. Kepek saç diplerinin kuruluğu değildir. Kepek, seboreik dermatit adı verilen kafa derisi yağlanmasından kaynaklanan bir çeşit mayalı enflamasyondur. (tahriş, iltihap, enfeksiyon..)  Saç derisi kuruması ise, susuz ve nemsiz kalan saç diplerinin kaşınması ve tahriş olmasıdır. Saç derisi kuruluğu yumuşak içerikli şampuan ve nemlendiricilerle giderilirken; kepek için kortizonlu, çinkolu, anti – fungal ilaçlarla doktor kontrolünde tedavi gerekmektedir. Kepek şampuanları bu anlamda her zaman istenilen sonuçları vermeyecektir. Genelde kepek için bakır kıllı saç fırçaları kullanılır ki, bunu aslında hepimiz kullanmalıyız.

Saç Boyaları…

Saç boyalarına gelirsek, bitkisel saç boyası diğerlerine göre daha doğal değildir. Sadece geçicidir. Peroksit saç için zararlı değildir ancak, amonyak son derece zararlıdır. Saçınızı boyatırken, özellikle renk değişimlerinde ve açık renk boyalarda işlemi hızlandırmak için kullanılan amonyak miktarına dikkat etmenizi öneririm. Saç boyanızın daha uzun süre dayanması için boyama öncesi ve sonrası nem maskeleri veya nem veren yağları kullanmanız, boyanın daha uzun süre dayanmasına yardımcı olur. Yıpranmış saçların koyu renk boyanması da, amonyağa maruz kalmamasından dolayı önerilmektedir. Sık saç boyatmak saçlarınızı dökmez ama kuruyup kırılmasına sebep olabilir. Boya yaptırdığınız gün kesim dışında başka bir işlem yaptırmamalısınız. Saçların yorulmaması için en az 72 saat geçmesi gerekir.

Ya da saç rengi değişikliğinde, tek seferde yapılan işlemler saçı yıpratıp yorar. Saç rengi açılacaksa, 3 tondan fazla bir açıklık için acele etmeyin ve koyu renk saçınızı ilk gün sadece 3 tona kadar açtırın.  Mevcut saç renginizin doğal mı, boya mı olduğu ve saçınızın yapısına göre ikinci işlem için mutlaka kuaförünüze danışın.

Saç dökülmesi kabusu yaşıyorsanız öncelikle sebebini ve geçici mi yoksa kalıcı mı olduğunuz bilmeniz gerekiyor. Kalıcı saç dökülmesi genellikle genetiktir ve 20 li yaşlarda kendini göstermeye başlar. Kalıcı, metabolik bir hastalık veya hamilelik gibi sebeplerden dolayı yaşanan dökülmeler için mutlaka doktorunuzla görüşmelisiniz. İlaç tedavisi, medikal tedaviler ve destek ürünleri ile saç dökülmelerinin önüne geçilebiliyor. Destek ürünleri genelde eczane, kuaför ve aktarda satılan ürünlerden oluşuyor. Saç dökülmesine karşı bilinen en eski yöntem, şampuanın içine birkaç damla çam terebentini yağı damlatmaktır. Benim sıklıkla uyguladığım bu basit yöntemde, şampuanı yüzünüze çok bulaştırmadan uygulamanız büyük önem taşıyor. Aksi halde yüzünüzde tüylenme başlayabilir. Medikal tedaviler uzun sürer ve genelde etkili olur. Saç mezoterapisi ve lazer tedavisi saç köklerini uyardığı için ortalama 4-6 ay sürebilir.

Saçların da yaşlandığını belirtmiştim. Saç kökleri kolajenle çevrilidir. Bu kolajen yapı, saçın beslenmesini sağlar. Yaş ilerledikçe vücudumuzdaki kolajen seviyesi azaldığından, saç kökleri de yeterince beslenemez. Bu nedenle, güçsüz, mat hatta hassas ve dökülmelere elverişli bir hal alır.  Hayatı boyunca hep yağlı saçlarından şikayet edenler, genelde yaşlanınca saçlarının kuruduğunu görürler ya da kalın telli bir saç, ince telli bir yapıya sahip olur. Bu, kolajen ve keratin  eksilmesi nedeniyle saç yapısının değişmesinden kaynaklanmaktadır. Östrojen seviyesinin azalması da saç yapısındaki değişiklikte oldukça büyük bir rol oynar.

Saç yaşlanmasının en büyük belirtilerinden biri de, saçların beyazlamasıdır. Stres, üzüntü ve hastalık olmadığı sürece normal şartlarda bir kadının saçı 30’lu yaşlarında teke tek beyazlamaya başlar. Saç köklerindeki hidrojen peroksit üretimi, saça  renk veren melanin pigmentini bloke eder. Melanin üretemeyen saç beyazlamaya başlar. Bazı besin takviyelerinin saç beyazlamasını geciktirmede işe yaradığını duyuyoruz. Bunlarda genelde melanin, katalaz ve tirozinaz enzimlerinin artmasına destek olan içeriklere sahiptir.

Yaş aldıkça saç bakımının ne kadar önemli olduğunu, tıpkı cildimiz, bedenimiz gibi onların da bakıma ihtiyacı olduğunu anlıyoruz. Geç kalmadan, genç kalma çalışmalarına saçlarınız da eklemeyi unutmayın. Hatta hemen şimdi saçınıza yapacağınız bakımlar için bir adım atabilirsiniz. Akşam yatarken, yumuşak saten bir yastık kılıfı ile uyumaya başlayın. Saten gibi kaygan yastık yüzleri saçınızın yastıkta kaymasını sağladığından kırılma ve kopmaları önleyecektir.