Sosyal Medya İlişkinizi Mahvetmesin!

Modern zamanlar yaşıyoruz. Öyle ki; günümüzde iletişim araçlarının çokluğu ve çeşitliliği iletişimi kolaylaştırdığı kadar, anlaşılmayı zorlaştırır bir hale geldi. Günümüzde uyku dışındaki tüm zamanımızı sosyal medyada ve on-line durumda geçiriyoruz. Sonuç mu? İletişimsizlik ve iletişim kaybı…

Yüz yüze iletişimde verilerin %55’ini iletişim kurduğumuz kişinin beden dilinden, %38’ini sesinin tonundan ve vurgularından alıyoruz. Yazılı iletişimde ise  beden dili ve ses olmadığından emojilerden faydalanıyoruz.

Ama önemli nokta şu ki; on-line iletişim araçları ne şimdi ne de gelecekte yüz yüze iletişimin yerini alamayacak.  Dolayısıyla iş yaşantısında bu araçları yüz yüze iletişime yardımcı olarak kullanmamız gerekiyor. Gerekiyor ama uygulamada yanlış yerdeyiz. Şöyle ki; bu yardımcı iletişim araçlarını, asıl iletişim araçlarından daha fazla kullandığımız için sıklıkla iletişim kazaları yaşıyoruz. İletişim kazalarının sebepleri bunlarla sınırlı değil elbet. Farkında olarak ya da olmayarak yaptığımız binlerce iletişim hatası var… Peki bu hataları en aza indirip sosyal medya kaynaklı iletişim kayıplarını ortadan kaldırmak için neler yapmalıyız? İşte cevaplar…

Beden dilini etkin kullanmak ve karşımızdaki kişinin beden dilini anlamak

“İletişim kurmak istemiyorum” demek bile iletişim kurmanın bir yoludur. Beden dilimiz, bizim bilinçaltımızın, duygu ve düşüncelerimizin şekillenmesiyle oluşur. Üstelik her zaman doğruyu söyler. Dilimiz ne söylerse söylesin bedenimiz her zaman gerçekleri söyleyecektir. Genellikle birinin yalan söylediğini anlarız. Nasıl anladığımızı bilmeyiz ancak, içimizden bir ses yalan olduğunu söyler. Biz bunu 6. his olarak düşünürüz ama işin aslı 6. his değildir. Gözlerimizle saniyede milyonlarca bit veri alıyoruz ve bu bilgileri ışık hızına yakın bir hızla beynimizde işliyoruz. Geçmişte yaşamış olduğumuz binlerce olaydan edindiğimiz bilgileri karşılaştırıp bir kanaate ulaşıyoruz. Bu kanaat genelde doğrudur. Bu yüzden, kişinin beden dilini anlamaya çalışmak, iletişim konusunda bize çok yardımcı olacaktır.

Etkin ve yargısız dinlemek: Hemen her konuda bir fikrimiz oluşmaktadır. Bu oluşan fikir bazen yanlış olabilir. Birisinin hakkında edindiğimiz fikir neticesinde onu genelde dinlemez, ne söyleyeceğini tahmin ederiz. O tahminimizi bize doğru kılacak tek bir veri ile harekete geçer ve yorum yapmaya başlarız. Oysa ki yargısız ve etkin dinlersek, karşımızdaki kişi kendisini iyi hissedecek ve yanlış anlaşılmaların önüne geçebileceğiz.

Eleştirilere açık olmak: Dışarıdan bir eleştiri geldiği anda koruma kalkanlarımızı açar ve dinlemeyi keseriz. Bunun sebebi bilinçaltımızdır. Bilinçaltımızın en temel görevi bizi korumaktır. Şahsımıza gelen eleştiri bilinçaltımız tarafından tehdit olarak algılanır ve sonrasında etkin dinleme yapamayız. Bizi eleştiren kişinin, bizi geliştirmek için eleştiride bulunduğunu düşünebilirsek, daha etkin dinleme sağlamış oluruz. Bu demek değildir ki, savunmasız kalın. İlla ki hakkımızı savunmalıyız ve gelen tehditlere karşı uyanık olmalıyız.

Küçümsememek: Genelde çok karmaşık işlerle uğraştığımızdan, bazı insanların çok basit şeyleri anlayamaması bizi çıldırtır. Çok basit bir şeyi anlatamadığımızda, karşımızdaki kişiyi küçümseyen bir tavır alırız. Bu tavır iletişimi oldukça zora sokmaktadır. Basit bir empati yapacak olursak, birisi bizi küçümserse, kendimizi nasıl hisseder ve o kişiye ne kadar kendimizi açarız?

Pozitif tavır: İletişim kurduğumuz kişilere karşı pozitif tavır takındığımızda, küçük aksaklıkları bertaraf etmek çok kolay olacağı gibi bir çok aksaklığın ortaya çıkmasını engellemiş oluruz.

Kaynak: Davranış Bilimleri Uzmanı Süleyman Akay