Aristo Diyeti ile Yeni Bir Yaşama Hazır Olun!

Diyet, günümüzde her kadının vazgeçilmezlerinden. Pazartesi başlıyor, Perşembe gibi bırakıyoruz. En azından kendi adıma öyle olduğunu söyleyebilirim dürüstçe… Yüzlerce farklı çeşitte diyet var. Seç seçebilirsen! Hangisi doğru? Kime ve neye göre? Dr. Gönül Ateşsaçan’ın bütünsel bakış açısıyla hem bedensel hem de zihinsel arınmayı içeren bitkisel bazlı beslenme programı Aristo Diyeti size yepyeni bir yaşam tarzı ve sağlıklı bir ömür vadediyor. Aristo Diyeti ile Yeni Yaşam kitabı ile dikkat çeken Dr. Ateşsaçan’a merak ettiklerimi sordum, o da zevkle yanıtladı. İşte satırlara yansıyanlar…

Aristo Diyeti nedir?

Aristo Diyeti Yaşam Programı genetik yapınıza ve yaşam tarzınıza göre uyarlanmış bir kodlama sistemidir. Bu yaşam programına göre; bol sebze ve meyve kuru bakliyat tüketmeliyiz. Haftada 1-2 gün detoks yapılması ve koruma programında Aralıklı Açlık Diyeti (AAD) uygulanan, hormonların dengelendiği bir yaşam programıdır. Esasen Aristo Diyeti zihinsel ve bedensel hafifleme sağlar. Kısaca yeni yaşam programı ama aynı zamanda da tek başına bir diyet programı olmayıp ruh, duygu, düşünce ve zihni dengeler, dört boyutlu iyileşme sağlar. Bir de uyarı; eksik veya aşırı beslenme, mineral ve vitamin dengesizliğine neden olur. Buna ayrıca çok dikkat etmeliyiz. Dikkat edilmez ise frekanslar değişir, ardından hormonal aktivite bozulur ve beden sağlığını kaybeder. Ardından çeşitli sinyaller vermeye başlar.

Kilo almak sessiz çığlık gibidir

Bedenimizin sesine kulak vermeyi önemsemeliyiz. Sonrası onarılmaz tahribatlar yaratabilir. En önemlisi kişisel verilere göre yapılan dengeli beslenmedir.

Diyet bir özgürlük kısıtlamasıdır

Hayatımızda sürekli olmasını istediğimiz durumlar keyif, mutluluk, özgürlük ve sevgidir. Yaşamda sürekli diyet yapmaksa başlı başına bir stres kaynağıdır, sürdürülemez. Oysa biz insanlara sağlıklı hayat, sizinle barışık bir vücutta mümkün olur diyoruz. Diyet bir tercih olmamalı. Asıl kilit nokta sağlıklı beslenmek olmalı!

Aristo Diyeti programı sayesinde ilk 1 ay içerisinde mevcut kilonun yüzde 10’u gider. Mesela 70 kilo olan birisi 7 kilo verirken bunun yarısı yağdan gider ve 2 beden değişir. Bu beslenme tarzı ile hastalarımızın  tahlil sonuçları 3 hafta gibi bir sürede değişmektedir. Kolesterol, trigliserid, şeker seviyesi, tiroid hormonları, karaciğer fonksiyonları ve romatizmal değerleri hızla düşüp, sağlıklı seviyeler gelmeye başlıyor… Nedeni hayvansal gıdaların toksin içermesinden dolayı gerçekten beslenmememiz. Bağırsaklardaki emilim bozuluyor. Örneğin yediğimiz yeşil yapraklı sebzeler, meyvelerden yeterince vitamin alamıyoruz, çünkü bağırsaklardaki emilim bozuluyor. Vücutta bir enflamasyon gözleniyor, alınan gıdalara karşı tepki meydana geliyor. Bu tepki gözle görülen bir hastalıktan ziyade, iç organlarınızda oluşan bir enflamasyondur ve bu tepkiyi konulan hastalık tanısıyla fark ederiz. Bu batı tarzı hayvansal kaynaklı gıdaların çok fazla olduğu beslenme tarzı bizde Hasihimato, romatizma, kalp hastalığı, diyabet, eklem ağrıları, obezite, karaciğer hastalıkları olarak geri döner.

Herkes Aristo Diyeti’ni uygulayabilir mi? Uygulamak isteyenlere ne tavsiye edersiniz?

Her yaş ve cinsiyet grubu yapabilir. Kanser tedavisi görenler, hamileler ve emzirenler de farklı tipleri uygulayabilir. İlaç kullananlar, aynen tedavilerine devam ederken bir yandan da Aristo Diyeti’ni uygulayabilirler, ancak gıda seçimleri değişir. Aristo Diyeti’ni uygulamak isteyenler yine doğru kaynak olarak “Aristo Diyeti” kitabından faydalanabilirler.

Kendileriyle ilgili detaylı bir analiz yapılmasını istiyorlarsa kliniğe başvurabilirler, ya da İstanbul dışında  veya yurtdışında yaşayanlar, yine bize doğrudan başvurarak test yaptırıp neye alerjileri var, genetik yatkınlık oldukları hastalık var mı? mineral vitamin eksiklikleri neler bunları öğrenip uygulamaya öyle başlayabiliriz.

Mutlaka sabahları az şekerli meyvelerden çilek, erik, yeşil elma, ananas hurma ve yine sebze olarak da domates, salatalık, zeytin ve patates, chialı bitkisel süt tüketmek elzemdir. Öğlen ve akşam sebze yemekleri ile birlikte, mercimekli semizotu, nohutlu bamya ancak bu yemekler az yağla pişirilmiş olmalı. Ya da  mevsim salatasına nohut ekleyebilir, patatesli havuçlu barbunya yemeği tercih etmeleri de önemlidir. 7 gün bitkisel bazlı beslenip, ardında bir gün kaçamak hayvansal gıda tüketip tekrar bitkisel bazlı beslenmeye devam etsinler. 5 günde mideleri küçülür ve kan şekeri dengelenir.

Sizin beslenme şekliniz nasıl?

Ben, iki yıldır bitkisel bazlı besleniyorum. İki yıl önce eklemlerim şişmeye başladı, ellerim uyuşuyordu sürekli. Kilom aynıydı ancak ağrı ve şişlikten iş yapamaz haldeydim. Romatizma tanısı ile kortizon kullanmaya başladım. Üç hafta dayanabildim bu ilaçlara. Faydasını görmediğim gibi ödem devam ediyordu. “Aristo Diyeti” ne başladım üç hafta hiçbir hayvansal gıdayı  ve glüteni ağzıma almadım. Sonuç hem klinik olarak hem de tahlillerde muhteşemdi, başarmıştım.

Genelde hayvansal kaynaklı gıdalar yerine bitkisel bazlı besleniyorum. Hafta içinde süt, yoğurt, peynir, et, balık, tavuk yemiyorum. Vitamin ve mineral takviyesi alıyorum. Detoks yapıyorum ve spor olarak yürüyüş yapıyorum. Meditasyon, enerji terapisi ve SCIO yaptırıyorum.

Peki ya kitap yazma fikri nasıl ortaya çıktı?

Esasen “diyet” ya da besleme kültürü ile ilgili  o kadar çok fazla kitap yazıldı çizildi ki tabiri caizi ile haddini bile aştı. Ama nedense kimse, “yeni” sağlıklı ve zinde yaşama dair bu yönde bir şey yazmadı veyahut da söz söylemedi. İşte biz tamda bu noktada İnsanların yaşamlarına hayatlarına dokunmak istedik. Besleme, kültürünü, yaşam kalitesini koruyan, hayatı besleyen ve sürdürülebilir kılan   bu yeni yaşam kitabı “Aristo Diyeti” ortaya çıktı.

Öte yandan 2005 yılında China Study/Dr. T Colin Campell tarafından yapılan çok geniş bir çok geniş bir  klinik çalışma yayımlandı: Batı tarzı yani çok yoğun hayvansal gıdalarla beslenen, diğer taraftan da  daha çok bitkisel bazlı beslenen toplumların karşılaştırıldığı 27 yıllık bu klinik çalışmasına göre; kalp hastalığı, hipertansiyon, diyabet ve obezite nedeni sadece karbonhidratlar yani ekmek, makarna, şeker, süt, yoğurt, peynir , et, balık, tavuk gibi hayvansal gıdaların sorumlu olduğu sonucuna varıldı. Bu gelişmelere bir hekim olarak gözümü kapatamazdım. Kısaca içerik olarak 2005 yılında doğdu.  Bu çalışmayı okuduğum andan itibaren detoks veriyorum hastalarıma. Ancak son yıllarda artan günlük kaygılar, gerilimler, kullanılan ve farkında olunmayan maruz kalınan toksinler (örneğin diş macunundaki florür gibi) ve toplumdaki negatif düşünceler, aşırı hayvansal gıda tüketimine bağlı öfke ve tüm bunlara bağlı oluşan aşırı yeme isteği ile insanlar hızla kilo alıyor.

Kitaptan sonra nasıl geri dönüşler aldınız?

Kitabı okuyanlar anında dönüş yaptılar. Başta Türkiye olmak üzere yurt dışında Amerika, Kanada’da online diyet hastalarımız zayıflamaya devam ediyor. Kilo vermenin dışında sağlık değerlerine geri dönüyorlar, yoğunlukla gelen teşekkür mesajları bizi mutlu ediyor.

Ayrıca Temmuz ayında kitabımız İngilizceye çevrilmiş olacak ve Amazon’da “Aristo Diet” olarak okurlarıyla buluşacak.

Kitap kısa sürede çok sattı, böyle bir geri dönüş bekliyor muydunuz?

Evet talep çok yoğun oldu, kitabı okuyup geri bildirimde bulunmaları bizi tabi ki çok mutlu etti. En önemlisi sadece diyet yok, bilinçaltını nasıl kaygıdan temizleriz örnekleriyle yer alıyor. Bu nedenle sadece bir diyet, yaşam tarzını değiştiren bir bakış açısı getiriyor okuyucuya.

Siz sosyal medyayı aktif kullanan birisiniz. Takipçilerden nasıl yorumlar alıyorsunuz? Diyet programı isteyen oluyor mu?

Sosyal medya çağımızın en önemli iletişim kanalı. Tüm zayıflamak isteyenler, kilo verenler, verip geri alanlar, hastalarımız kısacası sağlığına önem veren takipçilerimiz ile   oradan haberleşmeye devam ediyoruz. Geçirilen bir ameliyat veya hastalık sonrası kilo alanlar, çok fazla yani 100 kilo üzerinde kilosu olanlar, kemoterapi sonrası kilo alanlar, hamilelik kilosunu veremeyenler, menopoz dönemi kilo alanlar, ‘bir türlü kilo veremiyorum’ diyenler, Hashimato ve tiroid hastası olanlar hepsi burada bir aile gibiyiz. Yoğun olarak bilgi paylaşımındayız. Şu anda klinikteki yoğunluktan video çekimlerine yetişemiyoruz. Bayram sonrası yemek tariflerimiz ve haftalık bilgilendirme videolarımız ile  youtube kanalımızda yayına başlıyoruz. Yaz sonunda ise “Aristo Diyeti Sağlıklı Yaşam  ve Sağlıklı Tarifler”le geliyoruz.

Okurlara son olarak söylemek istedikleriniz?

Sağlıklı olmak demek, güne zinde uyanmak, ne yiyeceğini bilerek güne başlamak, istediğini yemek ve istediğini giyebilmektir. Sabah kahvaltı yapmak, mevsim meyvelerini ve sebzelerini tüketmektir. Alkole çok dikkat edilmeli: Vücutta doğrudan yağ olarak depolanır, yavaşlayan metabolizmayı daha da yavaşlatır. Vücut için bir zehirdir, fizik ve zihin bedeni sislendirir. Vücut tam düzenli beslenmeye başlayınca metabolizma hızlanır, sadece dikkatli olunması gereken konu; yemeklerden sonra özellikle ilk üç gün kan şekerimiz düşer ve uyku hali, yorgunluk olabilir. Yemekten yarım saat önce içilen bir fincan tarçınlı ıhlamur çayı kan şekerini dengeleyecektir.

Kendine vakit ayırmak, ailesine, işine ve çevresine vakit ayırmaktır. Sadece çalışmak değildir yaşam, keyif ve sağlıklı olmak için arada es verip düşünmek gerekir. Sürekli koştururken bedenimiz bizden uzaklaşır, hayatı kaçırırız. Kendine en son değer vermek öğretildiği için bizlere, önce iştir daima, ardından sonra aile en son da kendimize sıra gelir. Oysa sıra tam tersi olmalıdır.

Sağlıklı olmak için:

  • Sabah erken uyanın ve bir bardak ılık limonlu su için, asla soğuk değil.
  • Serin, soğuk odada uyuyun 18-20 derecede
  • 15 dakika esneme egzersizi yapın her gün
  • Her gün 6 kişiye sarılın, oksitosin hormonu salgılansın diye
  • Saat gece 12.00 de uykuda olun, insülin dengesi ve antiaging için
  • Bitkisel gıdayı artırın hayvansal gıdayı haftada bire düşürün.
  • Unutmayın ne yersek değil ne kadar emilirsek oyuz.
  • Düşüncelerimiz titreşim yayar ve kendi evrenimizi yaratırız.