Aşkın Her Halini Anlatan Filmler

Kimilerine göre kapitalizmin bir başka para tuzağı, kimilerine göreyse sevdiğine verdiğin değeri göstermenin önemli sembollerinden. Öyle ya da böyle 14 Şubat Sevgililer Günü, dünyanın her yerinde belli bir öneme sahip.

Kökeni, Roma Katolik Kilisesi’ne, Valentine ismindeki din adamıyla anılan bir bayram gününe dayanmaktadır. Valentine kelimesi, Batı medeniyetlerinde hoşlanılan kişi veya sevgili anlamlarında da kullanıldığı için zamanla aşık çiftlerin sembol gününe dönüşmüştür.

Bu özel günde, “Sevgililer Günü’nde izlenebilecek filmler” ve “Sevgilinizle izleyebileceğiniz filmler” listeleri öne çıkar. Herkes gibi, bu listeler de sizin mutlu bir ilişki içinde olmanızı ister ya da varsayar değil mi? Bunun yerine size ilişki durumunuza uygun olarak seçebileceğiniz bir liste hazırladık. Otuz yıllık evli de olabilirsiniz, yıllardır yalnız da… 14 Şubat’ı geçirmek için herkese uygun film pek tabii ki mevcut!


 

Sevgililer Günü Temalı Film İsteyenlere: Valentine’s Day (2010)

Günü temasına uygun bir filmle geçirmek isteyenler için. Bradley Cooper’dan Jessica Biel’e, Anne Hathaway’den Taylor Swift’e kadar dev bir kadroya sahip olan Valentine’s Day, 14 Şubat’ta New York’ta bir şekilde yolları kesişen on farklı ikilinin öyküsünü anlatmakta. Film eleştirmenler tarafından fazla övülmese de günü eğlenceli bir filmle geçirmeyi düşünler için ideal.

Aşkını Unutamayanlara: Eternal Sunshine of the Spotless Mind (2004)

Adını Alexander Pope’un ‘Eloisa to Abelard’ şiirindeki bir mısradan alan filmin konusu sevgiliyi, yaşanan aşkı unutmak üzerine… Her anını etkileyen aşk acısını unutamadığı için bu durumu kökten çözmek isteyen Joel, hatıraları beyinden söküp çıkaran bir tedaviye başvurur. Ancak hatıraları söküp çıkarmak mümkün olsa da, Joel’un sandığı kadar kolay değildir. Başrollerinde Jim Carrey – Kate Winslet ikilisinin bulunduğu film Michel Gondry’nin üstün yönetmenliği ve insanı hafızada tura çıkaran eşsiz kurgusuyla 21. yüzyıldaki en mühim aşk filmlerinden.

Sevgililer Gününe Yalnız Girenlere: Frances Ha (2012)

Bugünlerde Marriage Story filmiyle epey bir popülerlik kazanan yönetmen Noah Baumbach’ın 2012 yılında çektiği ve başrolünde şimdiki sevgilisi Greta Gerwig’in oynadığı Frances Ha, tek başına kalmış ve hayatta yolunu bulmaya çalışan Frances karakterinin peşine düşüyor. Eğer şu sıralar aşk hayatınızda pek bir hareket yoksa ve olsun da istemiyorsanız; hayallerinin peşine düşen, aşkı hayatına dahil etmeyip “Undateble” şeklinde etiketlenen Frances’te kendinizden bir şeyler bulabilirsiniz.

İmkansız Aşklara: Lars and the Real Girl (2007)

Abisi Gus ve karısı Karin’in evlerinin garajında yaşayan Lars, babası öldükten sonra içine kapanmış, insanlarla iletişim kurmayı bırakmıştır. Lars’ın bir gün kız arkadaşı olduğunu söylemesiyle hem mutlu olur hem oldukça şaşırırlar. Ancak gerçek düşündükleri gibi değildir, sevgilisi plastik bir kadındır. Psikiyatristin tavsiyesi sonrası Bianca adı verilen plastik kadına gerçekmiş gibi davranmaya başlarlar.

Lars rolünde Ryan Gosling’in pek çok ödüle uzandığı film içine girdiği bunalımdan imkansız bir aşka tutunarak çıkmaya çalışan karakteri işlemekte.

Arkadaşlığı Aşka Dönüştürenlere: When Harry Met Sally… (1989)

Bir uzun yolculuk esnasında tanışan ve yıllarca üstüne koyan bir arkadaşlığın yıllar yıllar sonra aşka dönüşmesini anlatan When Harry Met Sally… Beş yıllık periyotlar halinde izlediğimiz öyküde ikili aradıkları aşkı yanı başlarında buluyor. Tüm zamanların en önemli  romantik komedileri arasında gösterilmekte olan film uzun süreli bir dostluğu aşka dönüştüren çiftler için şüphesiz en özel film.

Sosyal Medya Aşıklarına: You’ve Got Mail (1998)

Chatleşmenin popüler olduğu 90’lı yıllar… Boş vakitlerini bilgisayar başında geçiren Joe ve Kely ikilisi nicklerin arkasına saklanıp her konuya dair sohbet etmeye başlar. Günler geçtikçe ikili bu sohbete alışmakta ve daha önemlisi pek çok ortak noktaları olduğunu fark etmektedirler. Sohbet ilerler, Joe ve Kely birbirlerine git gide daha da bağlanır. Artık yüz yüze tanışma vakti gelmiştir… Günümüzde pek çok çiftin tanışma mecrası olan sosyal medyaya dair ilk ve en naif örneklerden.

Arızalı Aşıklara: Phantom Thread (2017)

Zor karakterlerin, tutkulu ancak bir o kadar da sorunlu aşkların filmi. Müzmin bir bekar olan ünlü terzi Reynolds Woodcock’ın hayatına aldığı ve son kullanma tarihi belli ve rutine dönen ilişki çarkına çomağı iradeli Alma sokacaktır. Reynolds’ın kurduğu sisteme ve takıntılarına karşı büyük bir direnç gösteren Alma, Reynolds’ı değiştirdiği gibi bu ilişkinin içinde kendini de değiştirecektir.

Büyük Rastlantılı Aşklara: Serendipity (2001)

Son eldiveni aynı anda satın almak isteyen iki insanın öyküsü. Eldivenin kime ait olacağına karar vermek üzere bir kafeye girerler ve tüm gece sürer. O gece ayrılmak zorundadırlar. Yıllar geçer ve ikisi de başka insanlarla evlenmek üzeredir. Ancak akıllarında hep yıllar önce geçirdikleri o gece vardır. Tekrar bir rastlantının ümidiyle birbirlerini bulmaya çalışırlar.

Yılların Eskitemediği Aşklara: Amour (2012)

Seksenli yaşlarındaki Georges ve Anne, geride kalan ömürlerini huzur ve mutluluk içerisinde geçiren bir çifttir. Yaşlı çiftin sakin hayatı bir gün Anne’nin boyundan aşağısının felç olması ile altüst olur. Georges sevgili karısına elinden geldiğince iyi bakar ama onun da yapabilecekleri sınırlıdır. Şimdi onca yıla yayılmış olan evlilikleri, bir kez daha bağlılık sınavı verecektir. Haneke’nin aşkı en çıplak haliyle anlatan filmi bir ömrü birlikte geçirmenin ne derece emek gerektiren bir durum olduğunu gözler önüne seriyor.

İlk Sevgililer Gününü Geçirenlere: La La Land (2016)

Finalini düşününce (spoiler vermeyelim) bu kategori için pek iyi bir öneri gözükmese de La La Land, bir ilişkinin ilk tanışmasını, adımlarını ve olgunlaşmasını kapsamasıyla ve içinde tüm Hollywood romantik komedi külliyatından izler taşımasıyla büyük öneme sahip. Mia ve Sebastian’ın müzikle bezeli öyküsü her ilişkinin kendine dair bir şeyler bulabileceği yapıda!