Kitap: Kırk Oda

 

Olga Grushin’in yol ayrımlarında verdiğimiz kararlarla hayallerimiz arasındaki uçurumun bizi götürdüğü çıkmazları, hayal kırıklıklarını anlattığı kitabı Kırk Oda Editura etiketiyle raflardaki yerini aldı! Hassas ve zarif diliyle hayat ve sanat üzerine derinlikli bir roman olarak dikkat çeken Kırk Oda, çocukluktan ölüme dek süren nahif ve dokunaklı bir hikâye.

Kırk, Tanrı’nın insan ruhunu sınama sayısıdır. İnsanın dayanma gücünün sınırıdır; bunun dışında da öğrendiğin şeyler vardır. Biliyorsun, kırk gün kırk gece süren Nuh tufanı, Musa’nın çölde geçen kırk günü, İsa’nın kırk gün oruç tutması ve iblise direnmesi gibi. Herhangi bir şeyde kırk, sınav olacak kadar uzundur ama aynı zamanda insani bir ölçüdür. Kitab-ı Mukaddes’te kırk yıl bir nesil eder. Kırk hafta bir bebektir.”

 

Oyunlardan çok masallara düşkün, kelimelerin büyüsüne kapılmış, şiirle büyüyen küçük bir kız ve onun çocukluk umutları… Hayatın büyük sorularına yanıt aramak, yeni insanlar tanıyıp dünyayı keşfetmek, ama daha önemlisi ölümsüz bir şair olmak isteyen genç bir kadın ve gençlik tutkuları… Yol ayrımına geldiğinde, çocukluk ve gençlik hayallerine sarılmakla konforun rahat sularına kendini bırakmak arasında tercih yapmak zorunda kalan bir kadın ve çelişkileri, pişmanlıkları, seçimleri…

Gece esintisi odaya girerken pencere camında çırpınan perde ritim tutuyordu. Karanlığa doğru baktım. “Hâlâ orada mısın? Heey?”

            “Keşke,” dediğinde esnediğini duydum. “Keşke pek çok kimseyi içine çeken tuzağa sen de düşmeseydin. Yaratmak için sanatçının çılgın bir hayat sürmesine gerek yoktur. Eğer bir mit haline gelmeyi hak ettiğini kanıtlayacaksan, tüm zamanını içinden gelen sese adamalı ve macera üretme işini gelecekteki biyografi yazarlarına bırakmalısın. Şunu unutma: Sınırlar dışarı doğru değil, içeri doğru zorlanır; ne kadar küçük bir yerde saklanırsan saklan, acı gelip seni bulacaktır; ve neşe… neşe daima bir şiir ötededir. Ayrıca küçük hayat diye bir şey yoktur, küçük insanlar vardır.”