Varlığında ve Yokluğunda Aşkı Anlatan, Önce Sevgiyi Kutlayan Şiirler

”Sevgililer günü, sevgili yoksa kutlanmaz.” derler ya hani… Ben buna pek inanmıyorum. Ne mutlu, aşkı ve sevgiliyi bulanlara… Peki, aşk ya da sevgi dediğimiz şey sadece bundan mı ibaret? Varken gülelim, yokken ağlayalım mı? Sevgililerin yolları ayrıldığında uçup gidiyor mu bu meret? Ne demiş Âşık Veysel; ”Seversin, kavuşamazsın, aşk olur.” Neden aşk ile ilgili en güzel dizeler ayrılıkta, imkansızlıkta ve kavuşulamayınca yazılmış? Beden olmasa da ruhun varlığı yetmiş çünkü… Aşkı beklemek de, aşkın ta kendisiymiş. Sevgilinin yokluğu ve gidişi kalemleri daha çok titretmiş. Kalpleri titrettiği gibi…

İnsanın sevgiliyi bulmadan önce, sevgiyi sevmesi lazım. Sevginin gücüne inanmak lazım. Hatta biraz klişe olacak ama gerçekten insanın kendisini sevmesi lazım. Sonra da kendisinin en güzel, en yaratıcı halini yaratacak olan o sevgiliyi bulduğunda sımsıkı tutunması lazım. Aşkın ve sevginin gücünden korkmadan, iyileştiriciliğine sığınmak lazım. Olmadığı, yürümediği zamanlarda zorlamamak üzere tabii ki… Şimdi insanlar yollar ayrılır ayrılmaz ihanet ediyorlar yaşadıkları duygulara. Akla ne kadar olumsuz cümle geliyorsa dökülüveriyor ağızlardan. Bazen gerçekten ”Ayrılık Sevdaya Dahil” oluyor, bunu inkâr etmemek lazım. Hiç değilse yaşanan sevgi dolu anlara, sırf yaşandıkları için şükretmek lazım. Bir kere sevgiye ihanet ederseniz, bir dahaki gelişi çok zor oluyor çünkü…

Bu Sevgililer Günü’nde daha önce yapmadıysanız, sizleri önce sevginin gücünü kutlamaya davet ediyorum. Eli yanı başınızda olan biri varsa onun elinden tutarak, yoksa sevginin sadece yaşanmışlığının bile kutlanmaya değer bir şey olduğunu düşünerek kendi elinizden tutarak kutlayın bugünü. Aşağıda birlikte olanlara, ayrılanlara, bekleyenlere ve kaybedenlere özel birkaç şiir ve bazılarının şarkılarını bırakıyorum. Aşkın varlığı kadar, yokluğunu da kutlamayı öğreniyoruz. Çünkü öğrenemeyince, varlığının değerini de bilemiyoruz.


 

Çocuklar Gibi – Sabahattin Ali

Bende hiç tükenmez bir hayat vardı
Kırlara yayılan ilkbahar gibi
Kalbim hiç durmadan hızla çarpardı
Göğsümün içinde ateş var gibi
Bazı nur içinde, bazı sisteyim
Bazı beni seven bir göğüsteyim
Kah el üstündeydim, kah hapisteydim
Her yere sokulan bir rüzgar gibi
Aşkım iki günlük iptilalardı
Hayatım tükenmez maceralardı
İçimde binlerce istekler vardı
Bir şair, yahut bir hükümdar gibi
Hissedince sana vurulduğumu
Anladım ne kadar yorulduğumu
Sakinleştiğimi, durulduğumu
Denize dökülen bir pınar gibi
Şimdi şiir bence senin yüzündür
Şimdi benim tahtım senin dizindir
Sevgilim, saadet ikimizindir
Göklerden gelen bir yadigar gibi
Sözün şiirlerin mükemmelidir
Senden başkasını seven delidir
Yüzün çiçeklerin en güzelidir
Gözlerin bilinmez bir diyar gibi
Başını göğsüme sakla sevgilim
Güzel saçlarında dolaşsın elim
Bir gün ağlayalım, bir gün gülelim
Sevişen yaramaz çocuklar gibi

*Bütün Şiirleri, Sabahattin Ali, Yapı Kredi Yayınları


 

 Ayrılık Sevdaya Dahil – Atilla İlhan

ay ışığına batmış
karabiber ağaçları
gümüş tozu
gecenin ırmağında yüzüyor zambaklar
yaseminler unutulmuş
tedirgin gülümser
çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var
çünkü ayrılık da sevdâya dahil
çünkü ayrılanlar hâlâ sevgili
hiç bir anı tek başına yaşayamazlar
her an ötekisiyle birlikte
herşey onunla ilgili

telaşlı karanlıkta yumuşak yarasalar
gittikçe genişleyen
yakılmış ot kokusu
yıldızlar inanılmayacak bir irilikte
yansımalar tutmuş bütün sâhili
çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var
öyle vahşi bir tad ki dayanılır gibi değil
çünkü ayrılık da sevdâya dahil
çünkü ayrılanlar hâlâ sevgili

sanmıştık ki ikimiz
yeryüzünde ancak
birbirimiz için varız
ikimiz sanmıştık ki
tek kişilik bir yalnızlığa bile
rahatça sığarız
hiç yanılmamışız
her an düşüp düşüp
kristal bir bardak gibi
tuz parça kırılsak da
hâlâ içimizde o yanardağ ağzı
hâlâ kıpkızıl gülümseyen
-sanki ateşten bir tebessüm-
zehir zemberek aşkımız..

*Şiirin tamamı için: Ayrılık Sevdaya Dahil, Atilla İlhan, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları


 

Hediye – Furuğ Ferruhzad 

ben gecenin sonundan söz ediyorum
ben karanlığın sonundan
ve gecenin sonundan söz ediyorum

evime gelirsen eğer sevgili bana bir ışık getir
ve küçücük bir pencere oradan
mutlu sokağın kalabalığını seyredeyim

*Yaralarım Aşktandır, Furuğ Ferruhzad, Totem Yayınları

 


 

Hasretinden Prangalar Eskittim – Ahmed Arif

Seni, anlatabilmek seni.
İyi çocuklara, kahramanlara.
Seni anlatabilmek seni,
Namussuza, halden bilmeze,
Kahpe yalana.
Ard- arda kaç zemheri,
Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu.
Dışarda gürül- gürül akan bir dünya…
Bir ben uyumadım,
Kaç leylim bahar,
Hasretinden prangalar eskittim.
Saçlarına kan gülleri takayım,
Bir o yana
Bir bu yana…
Seni bağırabilsem seni,
Dipsiz kuyulara,
Akan yıldıza,
Bir kibrit çöpüne varana,
Okyanusun en ıssız dalgasına
Düşmüş bir kibrit çöpüne.
Yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin,
Yitirmiş öpücükleri,
Payı yok, apansız inen akşamlardan,
Bir kadeh, bir cıgara, dalıp gidene,
Seni anlatabilsem seni…
Yokluğun, Cehennemin öbür adıdır
Üşüyorum, kapama gözlerini…

*Hasretinden Prangalar Eskittim, Ahmet Arif, Metis Yayınları

 


 

Göğe Bakma Durağı – Turgut Uyar

İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım
Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından
Bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından
Durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar
Şu aranıp duran korkak ellerimi tut
Bu evleri atla bu evleri de bunları da
Göğe bakalım

Falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım
İnecek var deriz otobüs durur ineriz
Bu karanlık böyle iyi afferin Tanrıya
Herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum
Hırsızlar polisler açlar toklar uyusun
Herkes uyusun bir seni uyutmam birde ben uyumam
Herkes yokken biz oluruz biz uyumıyalım
Nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda
Beni bırak göğe bakalım

Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım
Tuttukca güçleniyorum kalabalık oluyorum
Bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi
Sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor
Seni aldım bu sunturlu yere getirdim
Sayısız penceren vardı bir bir kapattım
Bana dönesin diye bir bir kapattım
Şimdi otobüs gelir biner gideriz
Dönmiyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç
Bir ellerin bir ellerim yeter belliyelim yetsin
Seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat
Durma kendini hatırlat
Durma göğe bakalım

*Göğe Bakma Durağı, Turgut Uyar, Yapı Kredi Yayınları


 

Anladım – Can Yücel

Bunca zaman
Bana anlatmaya çalıştığını,
Kendimi bulduğumda anladım.

Herkesin mutlu olmak için
Başka bir yolu varmış,
Kendi yolumu çizdiğimde anladım..

Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat,
Okuyarak, dinleyerek değil..
Bildiklerini bana neden anlatmadığında, anladım.

Yüreğinde aşk olmadan
Geçen her gün kayıpmış,
Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunda anladım..

Acı doruğa ulaştığında
Gözyaşı gelmezmiş gözlerden,
Neden hiç ağlamadığını gördüğümde anladım..

Ağlayanı güldürebilmek,
Ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş,
Gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım..

Bir insanı herhangi biri kırabilir,
Ama bir tek, en çok sevdiği acıtabilirmiş,
Çok acıttığında anladım..

Fakat, hak edermiş sevilen,
Onun için dökülen her damla gözyaşını,
Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terk ettiğinde anladım..

Yalan söylememek değil,
Gerçeği gizlememekmiş marifet,
Yüreğini avucuma koyduğunda anladım..

”Sana ihtiyacım var, gel!”
Diyebilmekmiş güçlü olmak,
Sana ”git” dediğimde anladım..

Biri sana ”git” dediğinde,
”Kalmak istiyorum” diyebilmekmiş sevmek,
Git dediklerinde, gittiğimde anladım..

Sana sevgim şımarık bir çocukmuş,
Her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan,
Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım..

Özür dilemek değil,
”Affet beni” diye haykırmak istemekmiş pişman olmak,
Gerçekten pişman olduğumda anladım..

Ve gurur, kaybedenlerin, acizlerin maskesiymiş,
Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış,
Yüreğimde sevgiyi bulduğumda anladım..

Ölürcesine isteyen, beklemez,
Sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi,
Beni affetmeni ölürcesine istediğimde anladım..

Sevgi emekmiş,
Emek ise vazgeçmeyecek kadar,
Ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş,
Seni sana emanet ettiğimde anladım..

*Rengâhenk, Can Yücel, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları


 

Seni Sevdim – Gülten Akın

Seni sevdim, seni birdenbire değil usul usul sevdim
“Uyandım bir sabah” gibi değil, öyle değil
Nasıl yürür özsu dal uçlarına
Ve günışığı sislerden düşsel ovalara

Susuzdu, suya değdi dudaklarım seni sevdim
Mevsim kirazlardan eriklerden geçti yaza döndü
Yitik ceren arayı arayı anasını buldu
Adın ölmezlendi bir ağız da benden geçerek
Soludum, üfledim, yaprak pırpırlandı Ağustos dindi
Seni sevdim, sevgilerim senden geçerek bütünlendi

Seni sevdim, küçük yuvarlak adamlar
Ve onların yoğun boyunlu kadınları
Düz gitmeden önce ülkeyi bir baştan bir başa
Yalana yaslanmış bir çeşit erk kurulmadan önce
Köprüler ve yollar tahviller senetler hükmünde
Dışa açılmadan önce içe açılmadan önce kapanmadan önce
Nehirlerimiz ve dağlarımız ve başka başka nelerimiz
Senet senet satılmadan önce
Şirketler vakıflar ocaklar kutsal kılınıp
Tanrı parsellenip kapatılmadan önce
Seni sevdim, artık tek mümkünüm sensin

*Deli Kızın Türküsü, Gülten Akın, Yapı Kredi Yayınları


 

İncecikten Bir Kar Yağar – Karacaoğlan

İncecikten bir kar yağar
Tozar Elif Elif diye
Deli gönül hayran olmuş
Gezer Elif Elif diye

Yar sana hayran can sana kurban
Derdime derman bulamam
Aşktan elaman aşktan elaman

Elif kaşlarını çatar
Gamzesi sineme batar
Ak elleri kalem tutar
Yazar Elif Elif diye

Yar sana hayran can sana kurban
Derdime derman bulamam
Aşktan elaman aşktan elaman

Karacoğlan eymelerin
Gönül vermez değmelerin
İliklenmiş düğmelerin
Çözer Elif Elif diye

Yar sana hayran can sana kurban
Derdime derman bulamam
Aşktan elaman aşktan elaman


 

Ara Sıra (Çaya Kaç Şeker) – Elif Şebnem Akal

Yalnızlığa dayanırım da, birbaşınalığa asla..
Yaşlanmak hoş değil duvarlara baka baka..
Bir dost göz arayışıyla.
Saat tıkırtısıyla…..

Korkmam
Geçinip gideriz biz mutluluğumla,
ama
‘Günün aydın, akşamın iyi olsun’ diyen biri olmalı..
Bir telefon sesi çalmalı arasıra kulağımda…
yoksa
Zor değil, hiç zor değil,
demli çayı bardakta
karıştırıp bir başına
yudumlamak doyasıya….
Ama
‘çaya kaç şeker alırsın? ‘
Diye soran bir ses
olmalı ya ara sıra….


 

VERA’YA – Nâzım Hikmet

Gelsene dedi bana
Kalsana dedi bana
Gülsene dedi bana
Ölsene dedi bana

Geldim
Kaldım
Güldüm
Öldüm

*Son Şiirleri (1959 – 1963) (Şiirler 7), Nâzım Hikmet, Adam Yayınları