Murat Yeşildere; Hakkımız Ona Emanet!

Tutkulu bir toplumsal cinsiyet eşitliği savunucusu Murat Yeşildere. Kadına, kadının toplum ve iş yaşamındaki yerine pek çok kadının olduğundan daha duyarlı. Hümanist Kitap etiketiyle okurlarla buluşan keyifli kitabı “Eyvah CEO Doğuruyor!” da bunun en açık göstergesi aslında. Yeşildere’yle kadın ve şu an üçüncü baskısını yapan kitabı odağında keyifli bir söyleşi yaptık. İşte satırlarımıza yansıyanlar…

Öncelikle sizi tanıyalım… Nerede doğdunuz ve büyüdünüz? Eğitiminiz?

İstanbul’da doğdum, büyüdüm, yetiştirildim, okudum. İlk/orta öğretim ve lisede iyi bir öğrenciydim; her derste sınıfın en iyisi olmasam da, her derste en iyiler içinde olduğumdan öne çıkardım. Ama bir yandan da futbol takımının kaptanı, öğrenci komitesinin başkanı, yıllık komitesi yöneticisi gibi bir sürü farklı işi de hep beraberinde yapmaya çalıştım. Üniversite ile birlikte okul dışı angajmanlar arttı; ancak akademik başarım çok değişmedi. Üniversite yıllarında hem özel ders verdim, hem de part-time işlerde çalıştım.Sonrasında da bir yıl İngiltere’de kaldım; yüksek lisans eğitimimi tamamlayana kadar..

Gelelim kariyere… Kısa zamanda çok iş değil mi?

Endüstri mühendisliği alanında üniversite lisans eğitimi almış olmama rağmen hemen hiç mesleğimi endüstri, üretim ortamında icra etmedim. On yıla yakın bir süre “paranın zaman değeri”ni bilmiş olmanın verdiği avantajla finansal hizmetler sektöründe, ilgili işlerde çalıştım. On yıla yakın beş işte çalıştım; şaka ile karışık, “Benim özgeçmişim bugün benim önüme gelse, işe almam.” diyorum arkadaşlarıma. 2000 yılında da Egon Zehnder’e katıldım. Firmada ilk olarak finansal hizmetler sektörü sorumluluğunu almış olsam da, kısa süre sonra ofis ve ülke liderliği yapmaya başladım ve katıldıktan yaklaşık altı yıl sonra firmanın en genç küresel yönetici ortaklarından birisi olarak seçildim.

“Eyvah CEO Doğuruyor!” kitabınız ile pek çok kadının ilgisini çektiniz. Kitabın yaşama geçme öyküsü nasıl oldu? Kitaptan biraz söz eder misiniz? Geri dönüşler nasıl?

Kitap benim yaklaşık yirmi yıllık çabamın, merakımın, tutkumun sonucunda ortaya çıktı. Aslında kendi kendini tetikleyen bir üretim sürecinden bahsediyoruz. Yaklaşık yirmi yıldır gazetelerde, dergilerde yazıyorum; hatta bir dönem haftada üç gün, günlük ulusal gazetede yazı yazıyordum. Gene de kitap yazmak, üretmek çok farklı bir his. Hem geri dönüşler, hem de yeni birşeyleri yaratmak hissi inanılmaz bir motivasyon yaratıyor. Daha da fazlasını yapma heyecanını duyuyorum.Yirmi yıldır hazırladığım yazılar arasından özellikle Toplumsal Cinsiyet Eşitliği etrafındakileri iyi bir yayıncı (Hümanist) ve editör ile tekrar ele aldık. Güncellemeler, revizyonlar yapıldı ve kitap yaklaşık bir yıllık ortak çabanın sonucunda ortaya çıktı.

Kitap çıktıktan sonra, çok olumlu geri dönüşler aldım; doğrusu kızım haricinde kimseden olumsuz bir geri bildirim almadım. Kızım, kitabı çıkar çıkmaz okudu, ve “Baba, ‘insanoğlu’ yazmışsın!” diye beni uyardı ve sonuna kadar haklıydı. Yaklaşık on kez, birkaç kişi tarafından gözden geçirilmesine rağmen atladığımız bir şeyi kızım buldu – 3.baskıda bu yanlış düzeltildi.

Mahfi Eğilmez blogunda, Eyvah CEO Doğuruyor’dan şöyle bahsetmiş:

“Yıllar önce Radikal’de Murat Yeşildere ile aynı sayfalarda köşe yazısı yazardık. Gazetede köşe yazmaktan önce o ayrıldı sonra ben. Ben, kendime bir blog yapıp yazmaya devam ettim. Yeşildere de ara ara bir yerlerde makaleler yazdı ama bu düzenli değildi. Geçenlerde bu kitabı çıkınca çok sevindim. Çünkü Radikal’de yazdığı yazıları çok severdim. Egon Zehnder’in Türkiye Ofis lideri olan Yeşildere epeyce bir zamandır kadınların çalışma hayatında yer alması, eşit temsil, pozitif ayırımcılık gibi konularda çalışıyor. Kitabı da zaten bu düşüncelerini ortaya koyuyor. Yazdıkları tam benim kafamdaki düşünceleri temsil ediyor. Batı uygarlığının ileri gitmesinin emelinde kadınların ön planda olmasının en önemli etken olduğunu düşünürüm. Kadınları geriye ittiğiniz her yerde uygarlık da geriye gidiyor. Murat Yeşildere’nin bu çok kolay okunan, derslerle dolu kitabını herkese öneriyorum.”

Toplumsal cinsiyet eşitsizliğine karşı özveriyle çabalayan biri olduğunuzu biliyoruz. Bu konuyla ne zamandan beri ilgilisiniz? Bu konuda ne tür çalışmalar yapıyorsunuz?

Kitap ile yaklaşık on yıldır Toplumsal Cinsiyet Eşitliği alanında vermeye çalıştığım mesajı pekiştirmeye çalıştım. Ben algı yaratmakdan ziyade, toplumun her kesiminden, sesimi duyurabildiğim herkesi aksiyona geçmeye teşvik etmek istiyorum. Kitapta da dile getirdiğim gibi #BugünDeğilseNeZaman sorusunu kendimize ne kadar sık sorarsak kendimizi ve toplumu değiştirmeye o kadar çok yaklaşabiliriz.

Benim Toplumsal Cinsiyet Eşitliği konusundaki tutkuya dönüşen merakımı tetikleyen olay yaklaşık altı yıl önce Sabancı Üniversitesi ile birlikte başlattığımız bir Yönetim Kurulu projesi oldu. Yönetim Kurulu’nda daha fazla kadın görev alması için mücadele ederken, SPK’nun mevzuatına şirketlerin verdiği cevaplara gösterdiğim tepki sonucunda ben kendimi Toplumsal Cinsiyet Eşitliği aktivisti olarak buldum; ve hiç pişman olmadım.

Bir taraftan profesyonel kapasitemde, Egon Zehnder bünyesinde, doğru liderleri seçerken, müşterilerimize cinsiyet konusunda pozitif ayırımcılık yapmalarını tavsiye ederken, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği konusundaki birçok sivil toplum insiyatifinin (%30 Klubü, Yönetim Kurulunda Kadın, Yanındayız, PWN) destekçisi olmaya devam ediyorum.

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği konusunda mücadelem sonuna kadar devam edecek. Okuyarak, öğrenerek, sorarak, konuşarak ve yazarak bu tutkumu sıcak tutmaya gayret edeceğim. Bu bağlamda kitap olarak mı olur başka şekilde mi olur, bilemiyorum ama çalışmalarım, ya da popüler tabir ile “eylemlerim” sürecek!

Biz Bigoody olarak yaşamın her alanında cinsiyet ayrımcılığına karşıyız. Özellikle de iş yaşamında. İş yaşamında cinsiyet ayrımcılığı günümüzde de sürüyor mu sizce?

Öncelikle “konu” bir “kadın” konusu değil, başından sonuna bir “erkek” konusu. Bilinçsiz önyargıları aşabilmemiz zaman zaman yıllar, on yıllar hatta çağlar alıyor. Bu sebeple de değişimin, özellikle de iş yaşamında, birçok noktada zorlama ile ve regülasyon değişikliği ile olabileceğini düşünüyorum.

İş yaşamının içinde cinsiyet ayırımcılığı maalesef devam ediyor; “kadından yönetici olmaz, kadından yönetim kurulu olmaz” önyargısı, iş dünyasında hala kararlara tesir ediyor.

Son dönemde kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri gibi tatsız gündemlerle uğraşıyor Türkiye. Buna bir ‘dur!’ demenin yolu sizce nereden geçiyor?

Öncelikle altyapıyı iyileştirmek ve aileden başlayarak eğitim kanallarını yeniden yapılandırılması gerekiyor. Diğer taraftan da kanunların etkin bir şekilde kullanılması yoluyla, olumsuz örneklerin en “şiddetli” olarak cezalandırılması üst yapının iyileştirilmesi anlamına geliyor. Ayrıca tekrar etmek isterim, konu bir kadın konusu değil; erkek şiddetini, erkek cinayetlerini konuştuğumuzu tekrar edelim.

‘Yanındayız Derneği’ eminim ki yukarıda bahsettiğimiz alanlarda pozitif ivme sağlayacak bir organizasyon. Derneğe ilişkin detaylı bilgi verir misiniz? Yakın dönem çalışmalarınız neler?

YANINDAYIZ, erkeklerin aktif katılımıyla toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasını amaçlayan Türkiye’deki ilk, dünyadaki sayılı (Promundo’nun ardından ikinci) sivil toplum kuruluşlarındandır. Alanında öncü, ilham veren 40 erkeğin kurucusu olduğu YANINDAYIZ Derneği, etkin bir Yönetim Kurulu’na, Çalışma Gruplarına ve fikir önderi kadınlardan oluşan Danışma Kurulu’na sahiptir. YANINDAYIZ, erkekleri hedef alarak; farkındalığı artırmaya, şiddeti sonlandırmaya ve erkeklerin eğitilmesine yönelik çalışmalar yapar. Bu konulara ek olarak; kadın istihdamının artırılması, ev emeğinde ortaklık ve eğitimde fırsat eşitliği konularında projeler yürütür. Yakın zaman için en önemli projemiz Türkiye’yi dolaşmak üzere yola çıktığımız “Berber Sohbetleri” etkinliğimiz olarak belirtilebilir. 24 Ekim’de önemli bir Zirveyi hayata geçireceğim; 25 Kasım’da da kadına yönelik erkek şiddetini önlemek için NÖBETTEYİZ diyeceğiz.

Çalışan kadına yönelik güncel bir yayın olan Bigoody’i nasıl buldunuz? Görüş ve önerileriniz?

Nefis bir iş yapıyorsunuz; gündeme tesir etmeye devam edin. İyi uygulamaları daha fazla paylaşmak ve alınabilecek dersleri de çekinmeden gündeme taşımaya devam etmek, çok değerli. Hep dediğim gibi #BenDeğilsemKim ?