Özlem Oktar Varoğlu: ”Bir Gün Herkes Caz İle Buluşacak”

Caz Derneği Başkanı Özlem Oktar Varoğlu

Caz Derneği Başkanı Özlem Oktar Varoğlu ile ”dünyanın ilk çevrimiçi caz festivali” olan 24. Uluslararası Ankara Caz Festivali, Caz Derneği’nin hikâyesi ve Türkiye’de caz müziği hakkında konuştuk.

– Koronavirüs sebebiyle, 24. Uluslararası Ankara Caz Festivali bu sene online olarak gerçekleştirilecek. Etkinlikten bize biraz bahsedebilir misiniz?  

Özlem Oktar Varoğlu: Bu sene festival programımızı duyurmak üzereyken Covid-19 salgını sebebi ile format değişikliği yapmamız gerekti. İptal etmek yerine çok kolay bir karar olmasa da teknolojiden faydalanarak yolumuza devam etme riskini göze aldık. Tüm festivali dijital platforma taşıyarak dünyanın ilk online caz festivali ünvanına sahip olduk. 1995 yılında kurulan Caz Derneği tarihinde bu bir ilk oldu. 24.Uluslararası Ankara Caz Festivali, 30 Nisan Dünya Caz Günü’nde başladı. 10 Mayıs 2020 tarihine kadar 6 farklı ülkeden ve Türkiye’den müzisyenlerin katılımı ile devam edecek.

– Festivali online olarak takip etmek isteyen dinleyiciler hangi iletişim kanallarını kullanabilirler?

Konserlerimiz Jazz Society of Turkey – Caz Derneği YouTube kanalında yayınlanacak. Sosyal medya hesaplarımızdan (ankaracazfestivali, cazderneği, bodrumcazfestivali) ve www.ankaracazfestivali.com adresinden ayrıntılı program ve gelişmelere ulaşabilirler.

”Caz 21.yüzyılın müziği ve bir gün herkes caz ile buluşacak”

– Caz müziğini özgür ve demokratik bir sanat biçimi olarak tanımlamanızın sebebi nedir?

Son yıllarda altını çizerek söylediğim bir şey var. “Caz” 21.yüzyılın müziği ve bir gün herkes caz ile buluşacak. Klasik Müzik sanatçıları, pop, Türk Halk Müziği sanatçıları, elektronik müzik ve daha müziğin birçok formu bu evrensel platformda bir araya geliyor ve bizlerin karşısına hiç beklediğimiz şekillerde çıkabiliyor.

– Koronavirüs günlerinde müzik ve sanat daha da ön plana çıktı. Bu durumu nasıl yorumluyorsunuz? Müziğin gerçekten de iyileştirici bir gücü var diyebilir miyiz?

Kriz anlarında en hızlı ve sert etkilenenler arasında kültür-sanat yer alıyor. Hem ülkemizde hem dünyada bu sağlık sorununa ve evlerde olmanın yarattığı psikolojik savaşa müzik ve sanat moral oldu. Evlerimizde kaldığımız süre boyunca birçok farklı program, konser, sergi, sanatsal çalışmalar ile buluştuk. Hem genel kültürümüz gelişti hem vakit ayıramadığımız çalışmalara zaman ayırdık. Müzik de bunlardan biri. Evet müziğin insan psikolojine iyi geldiği kanıtlanmış bir gerçek olsa da bana göre sanatın her dalı iyileştiriyor, güçlendiriyor.

– Kurucusu olduğunuz Caz Derneği’nin 25 yıllık bir tarihi var. Bize derneğin yolculuğundan biraz bahsedebilir misiniz?

1995 yılında o dönemler Ankara’da olan Sedat Ergin, Fatih Çekirge, Ece Temelkuran, Doğan Akın ve Murat Artu gibi bir grup caz severler ile kurduk. ODTÜ Caz Günleri ile başlayan serüven 25 yıldır Ankara’da düzenlenen Uluslararası Ankara Caz Festivali’ne dönüştü. Bodrum Caz Festivali, Müzede Caz Derneği’nin önemli 3 büyük etkinliği oldu. Jazz Mix Culture, Sokak Festivali ve derneğin bünyesinde gerçekleşen atölye çalışmaları ve genel kültür sohbetleri ile bugüne kadar 8000’e yakın etkinliğe imza attık.

”Türkiye’de Caz Müziği’nin önü çok açık”

– ”Türkiye’de Caz Müziği” dediğimiz zaman 25 yıl önce ve şimdi arasında nasıl farklılıklar görüyorsunuz?

Caz müziği gelişiyor, yayılıyor, seviliyor ve her şeyden öte çok daha popüler oluyor. Dernek 25 yıldır Ankara’da bir festival yapıyor. Neredeyse 2 nesil bu konserlerde vakit geçirdi. Amerika’yı caz anlamında 40 yıl geriden takip ettiğimizi göz önünde bulundurduğumuzda Türkiye’de Caz Müziği’nin önü çok açık diyebiliriz.

– Arama motoruna ”En Ünlü Caz Sanatçıları” yazdığımızda çoğunlukla yabancı erkek sanatçılarla dolu listeler görüyoruz. ”Türkiye’deki Caz Sanatçıları” gibi bir arama yapıldığında ise listelerdeki kadın-erkek sanatçı oranları birbirine oldukça yakın. Bu durumu nasıl yorumlarsınız?

Dünya’nın her bölgesinde bir caz kültürü var ve dikkat ettiğinizde erkek egemen bir endüstri. Özellikle vokaller kadın, enstrüman çalanlar erkek. Erkek caz vokali Türkiye’de çok çok az, kadın caz kontrbas sanatçısı, davul sanatçısı yine çok az. Aynı şekilde Slovenya’da, Japonya’da, Lüksemburg’da bu oranlar benzer. “En Ünlü Caz Sanatçıları” diye arama motoruna yazdığımızda çoğunun Amerikalı çıkmasının sebebi ise cazın onların kültürü, o topraklarda filizlenen ve oradan tüm dünyaya yayılan bir ekol olması.

– Caz müziği denilince çoğu insanın aklına ilk olarak orta yaşın üstünde, ”entel” bir dinleyici profili geliyor. Bu doğru bir yargı mı? Caz müziğinin Türkiye’deki dinleyici kitlesi sizce nasıl bir kitle?

Sanırım artık azınlıkta kaldı bu profil çünkü dinleyici kitlesi genişledi diyebilirim. Son yıllarda caz müziğinin ülkemizde popüler olmasından ötürü farklı dinamiklerde mekanlar, festivaller, etkinlikler düzenleniyor. Dolayısı ile üniversite, lise, özel sektör, yabancı misyon, yerel yönetimlerin de dahil olması ile artık yaş ve insan profili çeşitlenerek gelişiyor.

”Caz müziği insanlık tarihi boyunca var olacaktır”

– Son zamanlarda insanlar hepsi birbirine benzeyen auto-tune şarkıları dinlemeye başladılar. Çoğunun altyapısında bir tane bile müzik aleti yok. Böyle bir dinleyici ve tüketici ortamında caz müziğinin geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Caz müziği zaman aşımına uğrayacak veya böyle anlık dalgalara yakalanıp kaybolacak bir müzik değil. O yüzden caz müziği insanlık tarihi boyunca var olacaktır.

– Caz müziğiyle ilk defa tanışacak gençlere başlangıç olarak hangi sanatçı ve şarkıları önerirsiniz?

En zor soru bu oldu. Sanırım J Latin ve standartlar olabilir. Sanatçı ve şarkı önermem çok zor ama başlangıç için caz tarihinin önemli isimlerini kısa kısa dinlemelerini ve kendilerini nerede iyi hissettiklerini bulmalarını öneririm. Dinlemesi kolay bir müzik değil o yüzden herkes kendi cazını kendi bulmalı diye düşünüyorum.