Virgie Tovar: “Şişmanlık Hakkımız!”

Bize biraz kendinden bahsedebilir misin?

Benim adım Virgie ve ben San Fransisco, California’da Pasifik Okyanusu’nun biraz ötesinde yaşayan mutlu ve şişman bir kızım. Ben bir yazarım, feministim ve Birleşik Devletler’in dört bir yanındaki üniversitelerde diyet kültürünü bitirmek üzerine dersler veriyorum. Rebel Eaters Club isminde bir podcast sunuyorum. Kıyafetlere bayılıyorum. Chihuahualara bayılıyorum. Nefis yemeklere bayılıyorum. Gezmeye bayılıyorum. Annem Meksikalı. Adı Maria. Babam İranlı. Adı Muhammed. Annemin ailesi tarafından büyütüldüm. Bu yüzden kendimi Latin olarak tanımlıyorum.  

Bu konu üzerine çalışmandaki ana amaç ne? Seni bu alana ne çekti ve başka projelerin var mı? 

Benim amacım şişmanlık fobisini ve diyet kültürünü alt etmek. Bence bu mümkün! Bu alana yöneldim çünkü ben şişmanım ve büyürken çok fazla şişmanlık fobisine maruz kaldım. İnsanlar sürekli bana kaba davranıyordu. İnsan bile değilmişim gibi hissettim. Yirmi sene kadar ciddi bir diyet sürecim oldu ve bu bende mental ve fiziksel olarak negatif etkilere yol açtı. Dünyadaki en çirkin insan olduğumu düşünüyordum (gerçekten) ve bu erkekler tarafından gelen korkunç davranışlara tahammül etmeme yol açtı. Vücudumun korumaya değmediğini düşündüğümden dolayı kendimi tehlikeli durumların içine soktum. Sonunda şişmanlığa olumlu yaklaşan bir erkek buldum. Daha önce hiç onun gibi biriyle tanışmamıştım. Bana hiçbir sorunum olmadığını, vücudumun güzel olduğunu ve yemeyi hak ettiğimi söyledi. Beni diyeti bırakmaya yönlendirdi çünkü bazen olabildiğince uzun süreler boyunca yemek yemeyi red ederdim. Gerçekten hayatımı değiştirdi ve sonrasında okuldan mezun olup şişmanlık fobisi üzerine araştırmalar yapmaya başladım. Yanlışlıkla ‘şişman aktivistler’ olarak adlandırılan bir insan grubuyla tanıştım. Bunlar diyet yapmayı reddeden şişman insanlardı. Mükemmel kıyafetler giyiyorlardı, kendileri için özür dilemiyorlardı ve çok güzel gözüküyorlardı. Bana şişmanlık fobisinin ne olduğunu öğrettiler ve diyet kültüründen daha iyisini hak ettiğimi ve bunu bitirmekte yardımcı olabileceğimi gösterdiler. Hayatım MİLYON kat daha iyileşti. Vücudumdan nefret etmiyorum. Yemeklerden korkmuyorum. Bana tapan bir adamla mükemmel bir ilişki içerisindeyim. Ve işimin bir parçası olarak her gün ataerkilliği paramparça ediyorum. 

‘Şişmanlık fobisini’ nasıl tanımlarsınız ve toplumun hangi bölümünde bu daha yaygın görülüyor?

Şişmanlık fobisi bir bağnazlık ve ayrımcılık türü. Bu ayrımcılık türü şişman insanların fiziksel, mental ve ahlaki olarak daha aşağı derecede olduğunu savunur. Şişmanlığın ‘doğal olmadığı’ gibi bir inanış var. Sadece zayıf insanların doğal olduğu ve şişman insanların bir problem olduğu için var olduklarına inanıyorlar. Bu tabi ki doğru değil. Bir sürü farklı ölçüde farklı vücut tipleri vardır. Hepimiz eşit derecede değerliyiz. Şişmanlık fobisi Avrupa, Asya, Kuzey Amerika ve Güney Amerika gibi dünyadaki bir çok kültürde yaygın. Genellikle bu bölgelerdeki varlıklı insanlar daha fazla şişmanlık fobisi gösteriyorlar. 

Beden olumlama gerçekten işe yarıyor mu? Yoksa bu sadece bir illüzyon mu? 

Evet, heyecanla belirtmek isterim ki beden olumlama işe yarıyor. Bence insanlar ‘beden olumlama’ terimini yanlış anlıyorlar. Bütün gününü dünyanın en güzel insanı gibi hissederek geçirmek anlamına gelmiyor. Sadece zamanınızı kendi vücudunuzdan nefret ederek ya da başkalarını yargılayarak harcamadığınızı anlatıyor. Kültür bize vücudumuzda yanlış bir şey olduğunu, çirkin olduğumuzu ve sürekli ‘daha iyi’ olmak için çalışmamız gerektiğini öğretiyor. Beden olumlama diyor ki: Vücudunuzda hiçbir problem yok, çirkin değilsiniz ve görünüşünüzü değiştirmek için çaba harcamanıza gerek yok. 

Hangisiyle daha çok sorun yaşıyorsunuz: diyet kültürü mü, yeni ‘sağlıklı beslenme alışkanlıkları’ mı? Bu anlayışlar aynı anlama mı geliyor yoksa yeni bir diyet kültürü modeli olduğu için buna karşı da mı savaşıyorsunuz? 

Tamamen aynı şeyler. Bu yüzden ikisine karşı aynı şekilde savaşıyorum. Bir yandan beden olumlamanın diyet şirketlerinin ve insanların konuşmalarını değiştirebilecek kadar güçlendiğini görmek çok heyecan verici. Diğer yandan ise ahlaki davranıp diyet kültürünü bitirmektense hala para kazanmayı amaçlayıp insanları manipüle ederek diyet kültürü olmasına rağmen ‘Yo, bu diyet değil!’ demeleri beni çok sinirlendiriyor. Diyet, yemeği kullanarak kilo vermeyi içeren herhangi bir çaba anlamına geliyor. Eğer bunu yapıyorsanız, bu bir diyettir. Ve diyetler anksiyete ve depresyonla el ele gider. Aynı zamanda, Birleşik Devletlerde diyet yapan 4 kişiden 1’i yeme bozukluğu geliştiriyor. Biliyoruz ki anksiyete, depresyon ve yeme bozuklukları insanlar için zararlı.

Bazı ülkelerde şişman olman güzelliğin ana kaynağı sayılıyor. Zayıf olmanın güzel olduğuna dair olan algının kaynağı nedir? 

Çok fazla neden var. Sebeplerden biri yokluk, zenginlik ve yemeğin ulaşılabilirliği. Eğer yemekten az varsa ve sadece zengin insanlar yemeğe ulaşabiliyorsa o zaman şişmanlık bir güzellik standartı olur. Eğer yemekten çok varsa ve yoksul insanlar da yemeğe ulaşabiliyorlarsa zayıflık güzellik standartı olur. Yoksul insanlar neye erişemiyorsa o güzel olarak algılanır. Bir diğer neden ise cinsiyet. (Hepsi olmasa da) Birçok ataerkil toplumda kadının rolu daha zayıf ve küçük olan olmaktır. Yani zayıf olmak doğru türde bir kadın olmak anlamına gelir ve erkeklere de zayıf bedenlere ilgi duymak öğretilir çünkü bu kadın üstünde kurdukları gücü temsil eder. 

‘Zayıfsam güzelim’ algısı moda endüstrisi tarafından bize sıkça dayatılıyor. Farkında olmadığımız başka faktörler de var mıdır?

‘Zayıfsam güzelim’ mesajı her yerde: televizyonda, reklamlarda, dergilerde, sosyal medyada ve günlük hayatımızda da. Ailelerimiz kilomuz hakkında yorum yapıyorlar ve görüyoruz ki şişmanlık fobisi nedeniyle daha zayıf kadınlar romantik ve profesyonel hayatlarında daha çok fırsatla karşılaşıyorlar. Birçok doktor kiloyu birinin sağlığındaki en önemli etken olarak görüyor. Bu bilimsel olmasa bile. Doktorlar neredeyse her zaman hastalarını kilo vermeye teşvik ediyorlar. Kimin sağlıklı ve kimin güzel algılandığı arasında bir bağlantı var. 

Kadınların kilosu hem kadınlar hem erkekler tarafından yargılanabiliyor fakat kimse erkeklerin kilosunu yargılamıyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz? Kadınlar bu konuda birbirlerine düşmanca yaklaşıyorlar mı yoksa bu gerginlik algısını erkekler mi yaratıyor? 

Erkekler de kiloları yüzünden ayrımcılığa uğrayabiliyorlar fakat bunun olması için çok daha kilolu olmaları gerekiyor. Kadınlar yargılanmaya çok daha düşük bir kilo seviyesinde başlıyorlar. Bunun yanı sıra, kilolu erkekler ‘yumuşak’ ya da ‘kadın gibi’ oldukları söylenerek ayrımcılığa uğruyorlar ve bu aslında kadın düşmanlığıdır. 

Kadın düşmanlığı ve cinsiyetçilik ideoloji ve sistemlerdir. İdeoloji ve sistemler bireylerden daha büyüktür fakat erkekler bu kadın düşmanlığı ve cinsiyetçilikten yarar sağlarlar. Ve kadınlar da zaman içinde bu kadın düşmanlığı ve cinsiyetçiliği savunmak üzerine özgürlükleri pahasına çevreleri tarafından programlanmışlardır. Yani kadınlar, kadın düşmanlığını kendi ilgilendikleri konulara nazaran öncelik haline getirdiklerinde onlara sosyal ödüller verilir. Ve özgürlük çok imkansız geldiğinden dolayı küçük ve hızlı sosyal ödüllere razı olurlar. 

Bence erkeklerin kadınlar kadar çok kilo ayrımına uğramamalarının sebebi cinsiyetçi kültürlerde görülen erkeklerin kadınlardan daha iri olması gerektiği görüşüdür. Cinsiyetçi kültürlerde erkeklere daha hoşgörülü yaklaşılır çünkü kadınlardan daha üstün görülürler. Ek olarak, kadınlar cinsiyetçiliğin altında insanlıktan çıkarılırlar. Karakterleri, başarıları ya da zekaları önemli değildir, sadece vücutları önemlidir. Bu insanlıktan çıkarmanın özüdür.

Kadınların vücut tipleri ve kiloları hakkında korku ve anksiyete yaşamadıkları mutlu bir çocukluk geçirmeleri mümkün müdür? 

Ben bir iyimserim. Yani, evet olabileceğine inanıyorum! Bence insanlara alışmış olduğumuz sosyal normlar dışında bir gerçekliğin hayalini kurmaları çok zor geliyor ama değişim her zaman mümkündür. Düşünün: 10 sene önce kimse beden olumlamayı duymamışım. Artık buna sahibiz! 10 yıl önce kimse toplumdaki şişmanlık fobisinin uyandırdığı vücut ayıplamadan bahsetmiyordu ve artık dergilerde, televizyonda ve kitaplarda bu konu hakkında konuşuyoruz. 10 yıl önce birçok kadının aklına diyet yapmak zorunda olmadığı asla gelmiyordu ve artık binlerce kadın diyet yapmayı red ediyor. Birleşik Devletlerdeki en büyük kilo kaybı şirketi (Weight Watchers) bütün sloganlarını değiştirmek zorunda kaldılar çünkü ilk kez para kaybediyorlardı. Bu ÇOK önemli bir olay! Birisi okulda ya da başka bir yerde vücudu ve kilosu hakkında utanç hissediyor olsa bile aileler kötü bir üslupla konuşmamaya ya da evdeyken tetikleyici davranışlarda bulunmamaya özen gösterebilirler. Ve bu gerçekten fark yaratıyor! Bence vücudumuz hakkında anksiyete ve korku yaşamadığımız bir gelecek mümkün. 

Virgie Tovar ile ilgili daha fazla bilgi için:

https://www.virgietovar.com

Şişmanlık Hakkımız kitabını satın almak için: https://www.humanistkitap.com/urun/sismanlik-hakkimiz

Şişmanlık Hakkımız ile ilgili daha fazla bilgi için: https://guldunyayayinlari.com/2020/09/836/

Çeviren: Duru Berkman