Koronavirüs Günlerinde Kendimizi ve İlişkimizi Yönetmek

Koronavirüsün hayatımızın tek gündemi haline gelmesinin ardından farklı boyutlardaki birçok etkilerini tartışmaya ve konuşmaya başladık. Yaşamımızın her noktasına etki eden bu süreçten ilişkilerimiz de nasibini aldı tabii ki. Kendinize ”Hislerimi ve korkularımı yönetemiyorken bir ilişkiyi nasıl yönetebilirim?” diye soruyor olabilirsiniz. Tam da bu noktada, bilinen ama çok fazla unutulan birtakım ipuçlarını sizlere tekrar hatırlatmak istiyoruz.

Herkesin ilişkisi kendine özeldir ve kendine has şartlar içerisinde gelişir. Bu sebeple, tüm ilişkiler için geçerli olacak mucizevi tavsiyeleri vermek çoğu zaman bir hayalden ibarettir. Fakat, söz konusu ”ruh sağlığı” olduğunda herkes için geçerli olabilecek doğrular da mevcuttur. Aşağıda geniş konu başlıklarıyla ele aldığımız ipuçlarında kendi hissettiklerinize dair parçaları illa ki bulacaksınız. Önce kendinizde, sonra da ilişkinizde uygulayacağınız bu adımlar krizi daha sağlıklı bir şekilde yönetmenize yardımcı olacak.

Krizi yönetmenin birinci kuralı: Nazik olmak

Krizler, daha önceden sahip olduğunuz sorunların daha da tetiklenmesine yol açar. Böyle zamanlarda kendinize ve başkalarına yargılayıcı olmaktan ziyade meraklı ve nazik olmayı tercih etmelisiniz. Her yeni süreç, insana farklı bir şey öğretir. Öncelikle sürecin size ne demeye çalıştığını anlayın. Öğreneceğiniz şeyler sizi mutsuz etse bile bu düşüncelere karşı nazik olun. Görmezden gelmek, reddetmek ve reddettikçe asabileşmek size hiçbir yarar sağlamayacak. Kabullenin. Nazikçe kabullenin.

Nazik olmak, sınırlarınız olmayacağı anlamına gelmez. Nasıl evden çıkarken fiziksel sağlığınız için sosyal mesafe sınırlarına uymanız gerekiyorsa, ruh sağlığınız için de soyut sınırlar yaratmalısınız. Sosyal medya kullanımınıza, telefonda yaptığınız konuşmalara, ev içindeki insanlara geçirdiğiniz vakte, ilişkinizin gün içinde kapladığı süreye birtakım sınırlandırmalar getirmeniz gerekebilir.

Sürekli kendinizden vermeyin! Kendinizle ilgilenin. Sizi daha çok beslediğini ve mutlu ettiğini düşündüğünüz şeylere vakit ayırmaya çalışın. Eğer yapabiliyorsanız, etrafınızdaki insanların da bu şekilde verimlilik alması adına yardımcı olun. Bu paylaşımcılığı özellikle ilişkinizde uygulamaya çalışın.

Libidonuzdaki değişiklikleri yadırgamayın

Bu dönemde libidonuz artabilir, tamamen yok da olabilir. Hangi yönde olursa olsun – aynı kalsa bile – bunun normal olduğunu bilin. Cinsel istekte yaşanılan değişiklikler, vücudunuzun stres altında olduğunu gösterir.

Bu değişiklikleri yargılamak yerine merhametle karşılayabilirsiniz. Herkesin libidosunda yaşamları boyunca iniş çıkışlar olabilir. Kriz döneminde libidoda yaşanan değişiklikler oldukça beklenen ve hiç şaşırtıcı olmayan gelişmelerdir.

Eşitsizlik zincirini kırmak için iyi bir dönem

Koronavirüs karantinaları toplumsal cinsiyet eşitsizliklerini daha da ön plana çıkardı. Aile içi şiddet, kadının ev içindeki iş yükü gibi konu başlıklarını son günlerde daha sıklıkla konuşmaya başladık. Biliyorum içinden birçok şeye ”Böyle olmak zorunda değil!” diyorsun ve evet kesinlikle böyle olmak zorunda değil.

Her ne kadar dışarıdan çok sağlıklı gözükse de, her ilişki içinde birazcık eşitsizlik barındırır. Evden çalışmaya devam ederken, akşam ev yemeğini de sadece sen yapıyorsan bu bir eşitsizliktir. Koronavirüs öncesinde de öyleydi. Şu an sadece bir ”sorun” olduğunu daha yoğun hissediyorsun.

İlişkinizde daha önce bu konular hakkında hiç konuşmamış olabilirsiniz. Bu konuları konuşmak için en iyi zaman ilişkinin başlangıcıdır. En iyi 2. zaman ise şimdi! Partnerleri yüzyıllardır süregelmiş ataerkil sistemden dolayı suçlamak adil olmasa da, kendi önyargıları ve sorunlu davranışları üzerine düşünmesini istemek oldukça adil. Sen bunun bir sorun olduğunu söylüyor ve karşındakinden hiçbir yapıcı tepki alamıyorsan, bil ki ilişkindeki sorun koronavirüs öncesinde de vardı ve sonrasında da devam edecek.

Güçlü şeyler hissetmekten korkmayın ama hislerinizi yönetmeyi bilin

Bu günlerde kendinizi ağlamak istemediğiniz şeylere ağlarken buluyorsanız, bilin ki yalnız değilsiniz. Koronavirüsten kaynaklanan kederin içerisinde boğulur ve kendinize sürekli stres yüklerseniz, yaşamın devam ettiği gerçeğinden uzaklaşmaya başlarsınız. Tüm bu kaosun ortasında işinizde, ilişkilerinizde, ruhsal sağlığınızda bir mücadele veriyorsunuz. Aslına bakarsanız, vermeniz de gerekiyor. Çünkü hayat bir şekilde devam ediyor.

Bu duygularınızı görmezden gelin demek değil. Sahip olduğunuz tüm duygular üzerinde özenle düşünülmeyi ve sevgi ile karşılanmayı hak eder. Bu noktada tek yapmanız gereken kafanızı boşaltmak adına farklı etkinliklere yönelmektir. Kitap okumak, dizi-film izlemek, hobi edinmek, müzik dinlemek, bir şeyler yazmak, meditasyon ve egzersiz yapmak vs. gibi türlü etkinlikler kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlayacaktır.

Tartışma, iletişim ve sınırlar 

Bunlar hayatın karmaşıklığını göreceli olarak kolaylaştıran, başarılı ilişkilerin anahtarlarıdır. Düşüncelerinizi önce içinizde ve sonra karşınızdaki kişiyle tartışmak, bunu karşı tarafa nasıl anlatacağınızın yolunu bulmak ve anlaşılma eşiği geçildikten sonra sınırlarınızı korumak zorundasınız.

Söylenilenleri somutlaştırmak elbette kolay değil. Kimlikleriniz, yaşam deneyimleriniz, geçmiş ilişkileriniz, aileniz gibi etkenler uygulamanın kolay ya da zorlu gerçekleşmesinde en büyük etkendir. Fakat şartlar ve süreç nasıl olursa olsun, bu alanlardan herhangi birinde küçük de olsa bir adım atma fırsatınız var.

Sadece kriz zamanları için geçerli değil

Burada paylaşılan araç ve bilgiler yalnızca şu an için değil. Bahsettiğimiz konular güçlü ilişkilerin yapı taşlarıdır ve muhtemelen bunları zaten birçoğunu yapmaya çalışıyorsunuz. Yoğunlaşan gündem belki geri plana atmanıza neden olmuş olabilir düşüncesiyle bir kez daha hatırlatmak istedik.