Sen Mi, Ben Mi? “Ben Dili, Sen Dili”…

anne çocuk iletişimi

 

Yaşlı çift el ele gelip cafe’de sıcak bir köşeye oturdular. Yakınımızdaki masayı seçmişlerdi. İlk bakışta mutlu bir yüz ifadesiyle onların tartıştığına inanmak çok zordu. Kulakları zor işitiyordu belli ki, yüksek tonda tane tane anlatıyorlardı… “Ben diyordu yaşlı hanım, hep ben mi hata yapıyorum? Ya sen? Sen her gün unutuyorsun, herşeyi ben yapıyorum. Ya sen?!..”

Bir baba, evde koşarken vazoyu deviren çocuğuna diyor ki, “Bıktım sana aynı şeyi söylemekten. Yaramazsın, söz dinlemiyorsun.” Çocuk şöyle cevaplıyor; “Ben yaramaz değilim. Sensin yaramaz!”

Günlük hayatımızda iletişimde olduğumuz her an, durup düşünmeyiz ne söyledik, ne anlattık, karşı tarafa ne ulaştı mesaj olarak. Söylerken, tartışırken sen şöylesin, şunu yaptın vs. Aslında kırmak için söylemesek de sözlerimizle karşımızdaki insanı incitebiliyoruz. Hatta hissettiklerimizi ve düşündüklerimizi tam anlamıyla ifade edemeyebiliyoruz bazen. Peki nasıl sağlıklı iletişim kurabiliriz? Kendimizi ifade ederken aslında devreye -ister istemez- giren “sen dili- ben dili” kullanmıyor muyuz? O halde nedir sen dili, ben dili?

Sen dili, karşımızdakini suçlamaya ve yargılamaya yönelik bir konuşma biçimidir. İletişimde olduğumuz kişinin davranışlarını yargılar nitelik taşır. Böyle söylediğimizde davranışı ve duyguyu değil, karşımızdakinin kişiliğini hedef almış oluyoruz. Elbette, karşımızdaki çocuğumuz, eşimiz, iş arkadaşımız, sevdiklerimiz her kim varsa kendini suçlu hissedince savunma da beraberinde geliyor.

Ben aslında ne düşünüyorum, ne hissediyorum ve bunu karşımdaki insana en uygun nasıl ifade edebilirim?  Ben dili, kişinin karşısındaki insanı yargılamadan, suçlamadan sadece kendi duygu ve düşüncelerini anlattığı bir dildir. Bu konuşma tarzı karşımızdaki insana kendisini değerli hissettirir. Ben dilini kullanan kişi kendisi hakkında yaptığı değerlendirmeyi karşısındaki insanla paylaşmak ister aslında. Bu sayede karşımızdaki insan yaşanan duygunun nedenini daha iyi anlamaz mı?

Örneğin, yaşlı hanım “Ben aslında senin yaptıklarına, söylediklerine çok değer veriyorum. Artık ben de yaşlandım, eskisi gibi değilim. Birlikte her şeyi olduğu gibi kabullenmek isterim” dese; sizce eşi nasıl düşünür, nasıl yorumlardı? Baba, çocuğuna “Birlikte vakit geçirmemizden çok keyif alıyorum ama beni dinlemediğinde kendimi iyi hissetmiyorum” dese, çocuğun tepkisi, duygusu nasıl olurdu? Öğretmen, sınıfta gürültü yapan öğrencilerine “Siz beni dinlemiyorsunuz!”  yerine “Siz kendi aranızda konuştuğunuzda ben derse dikkatimi veremiyorum” dese öğrenciler ne yapardı?

Bir yılı geride bırakırken klasik cümleler kuracağım belki ama dilekler hep ortak;  keşke’lerin yerini, iyi ki’ler alsa, çocuklarımız her dönemini doya doya yaşasa, hepimiz birbirimize daha net ifade edebilsek kendimizi, mutluluklar kadar üzüntülerin ya da zorlukların da bizim için olduğunu ama her şeyin gelip geçici olduğunu hatırlayarak geçirebilsek anlarımızı, daha çok sevsek, daha çok okusak, daha çok saygı duysak kendimize-birbirimize ve teşekkür etsek her şey için, çocuklarımızın içindeki dünyalara uzansak el ele… Dünya onlar gibi, masum ve huzur dolu olsa…

Sevgilerimle,