Güzel Cilde Giden Yol: Kaliteli Beslenme

Kusursuz bir cilde sahip olmak için kürlerle ve terapilerle yapılan cilt bakımlarının yanı sıra, cilt güzelliğini belirleyen başlıca parametre tükettiğimiz gıdalar oluyor. Cildin nem kalitesini artırmak için yapılması gereken en önemli şeylerden biri düşük kalorili ve organik gıdaları tercih etmek.

Pek çoğumuz yoğun geçen bir haftanın sonu geldiğinde kendimizi bir pasta ya da tatlıyla ödüllendirmeyi seviyoruz. Yemekten sonra veya derin muhabbetlere daldığımızda lezzetli atıştırmalıklar tüketiyoruz. İş yerinde stres yaşadığımız durumlarda ardı ardına kahve fincanlarını deviriyor ya da gazlı meşrubatlarla ferahlamayı tercih ediyoruz. Ekstra morale ihtiyacımız olduğu zamanlarda diyete ara verip patates kızartmasıyla ya da çikolatayla ufak tefek tatlı kaçamaklarla kendimizi şımartıyoruz. Ancak maalesef bazılarımız için bütün bu beslenme kaçamakları istenmeyen sonuçlar doğurabiliyor. Bu olumsuz sonuçların başında pek tabii ki yağlanmak, hantallaşmak, kilo almak ve kaçınılmaz olarak cilt problemleri geliyor. İsveçli güzellik teknolojisi markası FOREO, kusursuz bir cilt için kaliteli beslenme ve bakım tüyoları veriyor.

Kahve tüketimini abartmayın

Türk kültürünün ve yaşam tarzının olmazsa olmazı olan Türk kahvesi hepimizin o kadar çok içselleştirdiği bir gıdadır ki, sabah kahvesinden önce mideyi dolu tutmak için yediklerimize Kahve Altı (Kahvaltı) deriz. Keyifli bir sohbetlere meze olması ve senelere yayılan hatır taşıması bir yana, birçoğumuz kahve içmeden kafasını toparlayıp güne başlayamıyor. Bu denli yoğun içilen ve dinç kalmamızı sağlayan kahvenin tüketiminde aşırıya gidildiğinde; cildimizin baş düşmanına dönüşebiliyor.

Bir fincan kahvede 95 mg kafein bulunurken 1 espresso shot’ta 64 mg kafein bulunuyor. Bir kişinin tüketimi için günde ortalama olarak 300 mg yani normal çekilmiş 2-4 fincan kahve ideal görünüyor. Aşırı kahve tüketimi; uykusuzluk, tansiyon, taşikardi gibi sorunların yanı sıra vücudumuzda stres hormonu kortizonun da fazla olarak üretilmesine yol açıyor. Kortizon ise dehidrasyona yani çok fazla sıvı kaybına dolayısıyla da cildin renginin matlaşmasına, soluk görünmesine ve erken yağlanmasına neden oluyor.

Ah o patates kızartmaları!

Maç ya da film izlerken, hiçbir şey patates kızartması, cips, patlamış mısır gibi yağlı ve tuzlu atıştırmalıkların verdiği hazzı veremez… Ancak bu atıştırmalıklar cildimiz üzerinde sivilce ve siyah nokta oluşumuna yol açtığı gibi fazla kalorisi yüzünden vücutta yağlanma da yapıyor. Bu tarz ürünler genellikle bol tuzla beraber tüketiliyor, gereğinden fazla tuz tüketimi ise dehidrasyon ve vücudunuzda su tutulmasına yani ödeme neden oluyor.

Yağlı ve tuzlu gıdaların riskli etkileri bir yana, cildimiz için diğer büyük tehdit de dengesiz şeker tüketimi… Günlük olarak alınması tavsiye edilen şeker miktarı erkekler için 35 gram (150 kalori), kadınlar için ise 20 gram (100 kalori). Yani bir gün boyunca 1 kutu kolanın içerdiği şekerden daha az şekere ihtiyacımız var. Bu tatlı düşman vücudumuzdaki kolajen ve elastisitenin azalmasına neden oluyor. Bunun sonucu olarak cildinizde kırışıklara zemin hazırlanmış oluyor. İşte tam da bu nedenlerle yağlı ve tuzlu gıdaların tüketimini sınırlamak, bilhassa tatlı krizlerini meyve yiyerek geçiştirmek gerekiyor.